Kadınlar: İmralı'da tutulan bu ülkenin geleceğidir
09:10
Öykü Dilara Keskin / JINHA
İSTANBUL - PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın üzerinde devam eden tecride dikkat çeken insan hakları savunucusu, avukat ve siyasetçi kadınlar, "Sayın Abdullah Öcalan bedenen İmralı'da olsa bile bu dünyada fikri ve vicdanı en özgür olan insandır. O yüzden İmralı'da tutulan barıştır, bu ülkenin geleceğidir, halklarının özgürlüğüdür" dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan 27 Temmuz 2011 yılından beri avukat görüşmesi "koster bozuk" ve "hava muhalefeti" gerekçeleriyle engelleniyor. HDP İmralı Heyeti ile 5 Nisan 2015 tarihi itibariyle de görüşmesi yapılmayarak Abdullah Öcalan'ın üzerindeki tecrit ağırlaştırılıyor. Siyasetçi, avukat ve insan hakları savunucusu olan kadınlar tecride ilişkin görüşlerini dile getirirken, "İmralı'da tutulan halkların özgürlüğüdür" değerlendirmesinde bulundu. Siyasetçi Ayla Yıldırım, 2013 yılında yayınlanan deklarasyon ile tüm toplum açısından barışa dair bir umut yeşerdiğine dikkat çekti.
'Müzakere eşit koşullarda olur'
Ayla, "Bunca yıldır Türkiye devletinin sürdürmüş olduğu inkâr imha siyasetinin yaratmış olduğu savaş ve acılar tarihinin bir biçimde barışa doğru dönülecek olması büyük bir umut kapısıydı. Fakat bu süreç gerçekten olması gerektiği gibi işlemeyen bir noktadadır" dedi. "Çünkü barış yapılacak bir kesiminin İmralı'da tecrit altında tutuluyor olması ya da yine barışın taraflarından biri olan PKK'nin eşitsiz koşullarda masa dışında tutuluyor olması koşulu ile gerçekten istenilen bir barışın sağlanabilmesi mümkün değildir" dedi. Ayla, dünya ülkelerinde müzakere süreçlerinde iki tarafında eşit koşullarda yer aldığını söyledi.
'İmralı'da olsa bile bu dünyada fikri ve vicdanı en özgür olan insanı'
Ayla, "İmralı'da bir halkın önderi olarak kabul ettiği Sayın Öcalan tecrit altında tutulmaya çalışılıyor. Bedenen İmralı'da olsa bile bu dünyada fikri ve vicdanı en özgür olan insandır. O yüzden İmralı'da tutulan barıştır, bu ülkenin geleceğidir, bu ülkede Türkiye halklarının özgürlüğüdür" dedi. "Bu sürecin gerçekten tüm Türkiye'nin ve halklarının arzu edilen, özlenen, refah içinde yaşayabileceği bir geleceği bu ülkede gerçekten barıştan geçiyor" diyen Ayla, "Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünün tüm Türkiye halklarının özgürlüğüdür. Tüm siyasi partilerin ve STK'lerin kendi gelecekleri ve özgürlükleri için böyle bir talebin sahiplenicisi olmaları gerekir" çağrısı yaptı.
'Hukuka aykırı bir durum'
Avukat Ayşe Batumlu ise "Sayın Öcalan Uluslararası bir komployla buraya getirildiğinden bu yana ciddi anlamda bir tecrit ve olağan üstü bir hukuksuzlukla karşı karşıya kalmıştır" sözleriyle tecridin hukuka aykırı olduğunu söyledi. Abdullah Öcalan'ın dünyanın hiç birinde rastlanmayan bir hukuksuzlukla karşılaştığını ifade eden Ayşe, bu durumun ise rehin alma politikasına dönüştüğünü dile getirdi. Yaşanan tecridin ise hem savaş hukukuna hem de rehin hukukuna aykırı olduğunu kaydeden Ayşe, "İmralı Cezaevi'nin Adalet Bakanlığı'na bağlanmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı bir uygulamayla karşı karşıya kaldı. Devlet dönem dönem bazı görüşmelere kapı aralasa da bu evrensel hukuka uygun bir şekilde olmadı" diye belirtti.
'Rojava devriminde korktukları için devrimi ağırlaştırıyorlar'
Devletin Rojava devriminin Türkiye'ye yansımasından korktuğu için tecridi ağırlaştırdığını savunan Ayşe, "Fakat bu çok tehlikeli bir oyun, Ortadoğu ve Türkiye halkları içinde hatta Uluslararası tehlikeli olabilecek bir oyun. Devlet bunu görmek zorunda" dedi. Ayşe, barış ve çözümde kilit rol oynayacak Abdullah Öcalan'ın halkla temas etmesinin bu şekilde tıkanmasının çok tehlikeli olduğunu belirtti.
'Tecrit içinde tecrittir'
İnsan Halkları Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı Meral Çıldır'da, tecridin insan haklarına aykırı olduğuna dikkat çekti. "Bir adaya tek konulması ve tecrit içinde olması hak ihlalidir. Şu andaki durumu tecrit içinde tecrittir" diye konuşan Meral, dünyanın hiç bir yerinde böyle bir durumun var olmadığını kaydetti. Abdullah Öcalan'ın ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmemesinin insan hakları ihlali olduğunu vurgulayan Meral, "İHD olarak Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü savunuyoruz. Bir halkın önderidir. Bu halka da yapılan baskıdır" dedi. İnsan hakları savunucuları olarak Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü savunduklarını dile getiren Meral, "Barış sürecinde onunla birlikte müzakere yapılması çok önemlidir" sözlerini kullandı.
'Abdullah Öcalan'a yönelik kontra yöntemler kullanıldı'
Barış İçin Öcalan' a Özgürlük Platformu sözcüsü Avukat Eren Keskin, Abdullah Öcalan Türkiye'ye getirildiğinden bu yana devlet tarafından uygulananların hukuksuz olduğunu vurguladı. "İlk getirildiğinde ve cezaevine konulduğunda biz o cezaevinin aslında bakanlığa değil bir kontrgerilla teşkilatına bağlı olduğunu söylemiştik. Ve bu güne kadar da Abdullah Öcalan'a yönelik tüm uygulamalarda kontra yöntemler kullanıldı" diye konuşan Eren, şuan da ise hiçbir hukuk sistemi ile açıklanamayacak bir şekilde tecrit uygulandığını söyledi. Barış sürecinden söz edildiğine değinen Eren,"Şimdi bir barış sürecinden söz ediliyor. Dünyanın her yerinde barış süreçlerinde savaşanlar masaya oturuyorlar. Bizim coğrafyamızda da gerçek bir barış sürecinden söz ediyorsak savaşan iki tarafın da masaya oturması gerekir" dedi.
Savaşan taraflardan birinin tutsak olması halinde barış sürecinden söz edilmeyeceğini belirten Eren, "Biz bu nedenle Öcalan'ın özgürlüğünü savunuyoruz. Ama özgürlüğünden önce kendisine uygulanan yasa dışı tecridin kaldırılmasını istiyoruz" diye konuştu. Türkiye'de hükümlü olan yurttaşın ailesi ve avukatlarıyla görüşme hakkı olduğunu ifade eden Eren, "Bunu hiçbir yasa engelleyemez. O nedenle Abdullah Öcalan'a uygulanan, hiçbir yasal sistemle açıklanamaz bir tecrittir" diye konuştu.
(sö/dc/fk)

