Elif Rohani: 14 Temmuz ruhuyla tecride son verelim

10:08

JINHA

BEHDİNAN - 14 Temmuz Ölüm Orucu eylemini değerlendiren KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Elif Ronahi, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik geliştirilen tecride dikkat çekerek, "Bugün gençler, kadınlar meydanları doldurarak Önderliğin tecridine son veren eylemler yapmalıdır. 14 Temmuz ruhu bunu bir görev olarak önümüze koymaktadır" dedi.

KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Elif Ronahi, 14 Temmuz 1982'de, 12 Eylül darbesine karşı PKK öncü kadrolarının geliştirdiği direnişi ve bu eylemin yarattığı bilincin 33. yıldönümünde nasıl bir mücadeleyi gerektirdiğini değerlendirdi. Bu eylemin yaşandığı süreçte kendisi de cezaevinde olan Elif Ronahi, "14 Temmuz 1982'de 6. Kolordu kapsamında PKK davasından 612 kişi tutukluyduk. Büyük ölüm orucu bir grup öncü kadro tarafından başlatılmıştı. Ancak biz bilmiyorduk. Çok gecikmeli olarak, net olmayan ve çelişkili bilgiler alıyorduk. Eylemin kapsamını ve bu tarihi eylemde yer alan arkadaşların kimler olduğunu sonradan öğrendik. Düşmanın kimliksizleştirme ve teslim almaya yönelik saldırı ve vahşet politikalarına karşı en radikal direniş örneği sergileniyordu. 14 Temmuz ölüm orucunun kapsamını ve amaçlarını kavradıkça, bu eylemle düşman karşısında verdiğimiz mücadelede güç kaynağı oldu" sözlerini ifade etti.

'Büyük ölüm orucu tarihi direnişlere öncülük etti'

Büyük ölüm orucunun sistemi düşürdüğünü ve Kürt halkının büyük uyanışına, tarihi direnişlere öncülük ettiğini belirten Elif, "Eylemin gerçekleştirildiği ortam, hedefleri, düşmanın insanlık dışı işkenceleri karşısında, ölüm orucu yöntemi, PKK kadrolarında direnişi yükseltirken, düşmanda da bir düşüşü ve yenilgiyi getirdi. 14 Temmuz direnişçileri onurlu ve özgür bir yaşam için yaşamlarını ortaya koymuşlardı. Düşmanı çıldırtan ve algılayamadığı da bu oluyordu. Öncülüğünü Kemal, Hayri, Akif ve Ali Çiçek yoldaşların çektiği bu eylemin giderek hem tüm cezaevlerinde, hem de dışarıda zincirleme etkileri oldu. Bu dönemde partimiz 2. Kongresini gerçekleştiriyordu. Ölüm orucu direnişine cevaben 1984'te 15 Ağustos Atılımı temelinde devrimci halk savaşı kararı alındı. Bir halk olarak varlığı kabul edilmeyen, kimliksizleştirilen, yok sayılan bir gerçeğe karşı 'daha son sözü söylemedik' dediler" diye konuştu.


Bugün 14 Temmuz direnişine ve tarihe demokratik ulusla cevap vermenin zamanı olduğunu söyleyen Elif şunları ifade etti:

"14 Temmuz Ölüm Orucu eylemi Kürt halkının varlığını kabul ettirmenin de eylemi olmuştur. Buna rağmen Mehmet Hayri Durmuş yoldaş, mezarına 'borçludur' diye yazılmasını istemesi, büyük bir yüceliği ifade ediyor. Bu eylemin tarihi büyüklüğüne karşın vereceğimiz cevap, demokratik ulusu ve özgür yaşamı inşa etmek olacaktır. İçinde bulundukları koşullar göz önüne getirildiğinde, inanç ve bağlılıkları, Önderlik ve PKK'de zaferi görmeleri, günümüzde de kuşkusuz bize verilen bir talimattır. Çünkü nasıl yaşamalıya büyük bir cevap oluşturmanın eylemini ortaya koyarken, en büyük darbeyi tekçi, ulus-devletçi, tekçi dil, tekçi cins, tekçi bayrak zihniyetine büyük bir darbe vurmuşlardır. Demokratik Konfederalizmin temel taşlarını bu biçimiyle döşemişlerdir. Amed'de ölüm sessizliğini, zulüm kalesini direniş abidesine dönüştürenlere, Amed halkı büyük bir ayağa kalkışla cevap vermiştir. Kemal, Hayri, Ali ve Akiflerin yoldaşları olan bizler, bu direniş çizgisinde yürüyerek, sonuna kadar mücadele ederek, demokratik ulus inşasını geliştirerek cevap olabileceğimizin bilincindeyiz. Onların eylemleriyle yarattığı direniş kültürü, bugün Kürtlerin bulunduğu tüm cephelerde en korkulan düşmanlara karşı da zaferle taçlanmaktadır. Saraların direnişi kadınların serhildan çığlığı olarak yaşamın tüm alanlarına özgürlük için büyük savaşlar açmışlardır. Biz bugünden tarihimize bakıyor, büyük direnişlerle kuşanıyoruz. Bugün gençler, kadınlar meydanları doldurarak Önderliğin tecridine son veren eylemler yapmalıdır. 14 Temmuz ruhu bunu bir görev olarak önümüze koymaktadır."

(mg)