Faşizmin ‘ev’ deki silueti
08:48
Eylem Daş / JINHA
İSTANBUL- Evlere temizliğe giden, verdiği emek görünmeyen ve gittiği evlerden birinde kaza sonucu ölse, ölümü bile göz ardı edilecek ev işçisi kadınlar… İşçi statüsünde olmadıkları için kıdem tazminatından doğum iznine, işsizlik parasından sağlık hakkına kadar birçok sosyal haktan faydalanamayan kadınlar, birde gittikleri evlerde cam silerken pencereden düştüklerinde onlardan geriye kocaman bir hiç kalıyor. Emeği görünmeyen ev işçisi kadınlardan Nuray Akkaya, ev işçisi kadınların yaşadıkları zorlukları kendi hikayesinden yola çıkarak, JINHA’ya anlattı.
AKP Hükümeti kadının istihdamına yönelik düzenlemeler yapacağını uzun zamandır söylüyor. Pakette yer alan ve özellikle neoliberal politikanın hizmetine sunulan esnek çalışma modeli ile kadın üretime ancak hükümetin istediği sınırlarda yani “ev”de dahil olabiliyor. Ev işçisi kadınlar her ne kadar umutlu değillerse de düzenlenen istihdam paketi onları da yakından ilgilendiriyor. İşçi statüsünde olmadıkları için kıdem tazminatından doğum iznine, işsizlik parasından sağlık hakkına kadar birçok sosyal haktan faydalanamayan kadınlar, birde gittikleri evlerde cam silerken pencereden düştüklerinde onlardan geriye kocaman bir hiç kalıyor. Emeği görünmeyen ev işçisi kadınlardan Nuray Akkaya, çalışma koşullarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Nuray, çalışma koşullarının psikolojisini bozduğunu belirterek, “Sınıf farkından dolayı gittiğim evlerde çoğu zaman aşağılamalara maruz kalıyorum. Bir eve temizliğe gittiğimde, ilk ‘nerelisin’ diye soruyorlar. Kürt isen daha çok aşağılanırsın” diye konuştu.
‘Doğulusun, köylüsün, cahilsin…’
Gittiği evlerde sözlü tacizler ile karşı karşıya kaldığını belirten Nuray, “Evine temizliğe gittiğim bir kadın bana sürekli ‘Köylü gibi davranıyorsun, hepiniz köylüsünüz’ gibi sözler sarf ediyordu. Ben de kendisine köylü olmaktan gurur duyuyorum diyordum ama sürekli bu söylemlere katlanmak zorunda olmak bende derin yaralar açtı” sözlerini ifade etti. Nuray, “Evlere temizliğe gittiğimiz için cahilmişiz ve her türlü aşağılamayı hak ediyormuşuz gibi bir algı var insanlarda. Benim gözümde asıl böyle insanlar cahil. Çünkü böyle düşünen bir öğretmen çocuklara ne verebilir ki? Fakat onlar cehaleti parasız olarak değerlendirdikleri için evlerine temizliğe giden herkese böyle davranıyor ve ‘nerelisin’ diye soruyorlar. Kürt değilim ama Kürt olduğu için böyle davranışlara maruz kalan arkadaşlarım var. Bizi ya sınıf farkından ya da etnik kimliğimizden dolayı aşağılıyorlar. Kürt isen daha çok aşağılanırsın” şeklinde konuştu.
Çaresizliğin adı: Elektrik faturası
Nuray, istekler arttıkça reddedemediğini dile getirerek bakması gereken bir çocuğunun olduğunu, bu sebeple aklına okul parası ya da elektrik faturası geldiğinde mecburen sessiz kalıp çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. “Onlardan alacağım 100 liraya ihtiyacım olduğunu bilen ev sahipleri sırf bu sebeple sesimi çıkaramayacağımı bildikleri anda beni sömürmenin yollarını arıyor” diyen Nuray, işe giderken ev sahibi evde olmasın diye dua ettiğini belirtti. Bazı ev sahiplerinin birçok şeyin öfkesini ondan çıkardıklarını söyledi.
‘Doğanın kanunu insanın insanı sömürmesi mi?’
Temizlik işçilerinin işveren tarafından sömürüldüğünü ve genelde işçilerin ekonomik sebeplerden dolayı baskılara katlandığına dikkat çeken Nuray, “Bazen yaşadığım kötü deneyimlere dönüp baktığımda, neden katlanmışım diyorum. Ama aklıma kiram 5 gün geçtiğinde kapıma dayanan ev sahibi gelince cevabı bulmak hiç de zor olmuyor” dedi. Yaşadığı sıkıntıları çarpıcı örneklerle ifade eden Nuray, bir eve bir yıl boyunca günlüğü 45 liraya gittiğini, evde çocuk bakımından alışverişe kadar birçok sorumluluğu üstlendiğini ifade etti. Yaşadığı bu adaletsizliği patronuna söylediğini belirten Nuray aldığı cevabın “Doğanın kanunu bu” şeklinde olduğunu vurguladı. Bu bir yıl boyunca hiçbir sosyal hakkını elde edemediğinin altını çizen Nuray, “Doğanın kanunu insanın insanı sömürmesi mi? Devlet bizi işçi statüsüne almadığı sürece bu durumdan faydalanan çok insan çıkar” diye konuştu.
‘Kendi yaptığım yemekten mahrum bırakılıyorum’
Gittiği evlerde ayrıca yemek de yaptığını dile getiren Nuray, yaptığı yemeklerden yiyemediğini belirterek, “ Ben yemek yaptığım zaman bana o yemekten yemememi söyleyerek buzdolabında kalan birkaç günlük yemeği gösteriyorlar ve onu yememi söylüyorlar. Zaten çalışma koşulları çok ağır olduğundan yemek yemeye fırsat kalmıyor. Bu yüzden birçok temizlik işçileri çok zayıf. İşe başladığımdan beri meslek hastalıkları bende çıktı. Kollarımda ve bacaklarımda ciddi rahatsızlıklar söz konusu” şeklinde konuştu.
Taciz, tecavüz ve direnen mücadeleci kadınlar
Çoğu eve referans üzerine gittiğinin altını çizen Nuray, bazı kadınların gittiği evlerde tecavüze uğradığını vurgulayarak böyle durumların da yaşandığına dikkat çekti. “Tanımadığım eve gittiğim zaman korkuyorum, başıma ne gelecek diye tedirgin oluyorum” diyen Nuray, çok zor koşullar altında çalıştıklarını ifade etti. İmece Kadın Sendikası Girişimi’nde yer aldığını kaydeden Nuray, “İmece ile tanıştığım andan itibaren haklarım olduğunu sosyal haklarımı elde etmek için mücadele etmem gerektiğini anladım. Her şeyden önce yalnız değilmişim. Benim gibi kadınların olduğunu bilmek ve birlikte mücadele etmek benim için çok anlamlı” ifadelerine yer verdi. Son olarak hükümetin istidam paketine ilişkin konuşan Nuray, “Bu paketten umudum yok biz ancak kendi mücadelemizle haklarımıza kavuşacağız” dedi.
Fotoğraf: Eylem Daş
(ed/zd/mg)

