KJA: Karadeniz'den Kürdistan'a ekoloji direnişi insanlık savunması
10:58
JINHA
AMED - Kongreya Jinen Azad (KJA) Ekoloji Meclisi; Karadeniz'de yaylalarda binlerce ağacın kesilmesine neden olacak 'Yeşil yol' projesi ve Silvan'da güvenlik barajları ile yok edilmesi planlanan tarihi Geliyê Godernê için verilen direnişlerin aynı kaynaktan beslendiğine dikkat çekerek, Karadeniz ve Kürdistan'da kadınların nesilden nesile aktarılan bilgiler yok edilmek isteniyor" dedi.
Son dönemlerde yaşanan doğa katliamları ve buna karşın kadınlar öncülüğünde yürütülen direnişe ilişkin KJA Ekoloji Meclisi yazılı bir açıklama yaptı. Karadeniz'de yapımı planlanan "Yeşi yol" karşı kadınların yürüttüğü direnişe dikkat çeken KJA'nın açıklamasında "Tüm baraj ve HES'lerin, doğamıza, tarihimize, kültürümüze dönük talan ve asimilasyon politikaları olduğunu, insanları göçe zorlayan anlayışın projeleri olduğunu biliyoruz" denildi.
Karadeniz göçe zorlanıyor
Sistemin insan ve doğa bağlamını koparmaya dönük projelerine vurgu yapılan açıklamada şöyle denildi: "Yeşil Yol Projesi ile sözde yayla turizmini geliştirme amacıyla Artvin'den Samsun'a kadar sekiz ilin yaylalarını birleştirecek olan 2600 kilometre bir yol ağının yapılması öngörülüyor. Halbu ki Karadeniz yaylalarının doğallığının bozulmamış ve hala vadilerde binlerce çeşit bitki ve hayvan türünün yaşayabiliyor olmasının nedeni çoğuna araç ulaşımının bulunmamasıdır. Bölgeyi ziyarete gelenler bugüne kadar hep taşa toprağa basarak, doğayı hissederek tüm yaylaları, vadileri gezmişlerdir. Turizmin bölgeyi kalkındıracağı yalanı Kürdistan'da olduğu gibi Karadenizde de çok uzun yıllardır devam etmektedir. Bu kısa süreli ve ancak belli kesimlerin kasalarına girecek maddi bir kazanç olabilir, fakat birkaç yıla bile kalmadan üzerinden para kazanılacak bir meta olarak görülen doğa, ortadan tamamen kaybolacaktır. Doğanın insana hizmet eden bir köle olarak görülmesi zihniyetiyle yapılan bu ve benzeri projeler kalkınma adı altında yıkım getiren projelerdir. Geçmiş yıllarda Çamlıhemşin Ayder yaylası turizm açısından popüler bir hale gelmiş, yolları otobüs geçebilecek hale getirilmiş, oteller restoranlar yapılmış ve bu, ilçenin doğasını olumsuz olarak etkilemiştir, artık bazı aileler yaylalara bile çıkmaz olmuştur. Sonuçları gözle görülen bir örnek bu kadar yakındayken Yeşil Yol projesinin Karadeniz doğasını nasıl tahrip edeceğini öngörmemek imkansızdır.
Yeşil yol projesiyle ranta açılacak yaylalar ve meralar, maden yataklarının işletilmesi ve nakliyat faaliyetlerine açık bir hale getirecektir. Sonrasında da muhtemelen alana girmek isteyen enerji şirketlerinin de yapmak istedikleri HES'lerin önünü açacak, inşaatları kolaylaştıracaktır. Dolayısıyla hayvancılık son bulacak, meraların ve yayların doğal bütünlüğü bozulacak, tüm biyo çeşitlilik zarar görecek ve insanlar doğal yaşam alanlarından mahrum edilecektir."
Geliyê Godernê ile tarih yok ediliyor
Karadeniz'e 'Yeşil yol' ile yönelenlerin Kürdistan'da ise güvenlik barajı, kalekol, karakol ve HES'lerle yöneldiğine dikkat çeken KJA açıklamasında; Silvan'da tarihi Geliyê Godernê Vadisi'nin sular altında bırakılması girişimlerine işaret edildi. KJA açıklamasında, "Aynı zamanda Silvan'da Geliyê Godernê da sular altında bırakacak olan baraj, bölge halkını göçe zorlayacağı gibi, ekolojik ve tarihi öneme sahip biyoçeşitliliği de yok edecektir. Kitle turizmi ve katledilmek istenilen alanların başında gelen Karadeniz turizm de bazen piyon olarak kullanılıp altyapı çalışmaları yapılıyor, yollar, köprüler barajlar inşa ediliyor, sonrasında maden veya enerji şirketlerine de 'rahat' çalışma imkanı sağlanmış oluyor. Bu da öncelikle yoğun turist akınları sonucunda oluşan kirlilik, sonrasında ise doğanın direkt olarak şirketlerce talanına kadar uzayan bir sürece dönüşüyor. Birbirine çok benzeyen Kürdistan ve Karadeniz doğası şirketlerin gözünde dolar yeşiline dönüyor. Sonuçta devlet (veya dolaylı olarak şirketler) eliyle insanlar ve tüm canlılar evlerinden vadilerinden yaylalarından edilmiş oluyorlar" denildi.
'İnsanlığın doğaya tahakkümünün sonucu'
"Günümüz açısından kabul edilen, ekolojik yıkıma neden olan iktidarcı-devletçi zihniyet yapısının tarihte bir bozulma ve sapma olarak gelişmesi ve kapitalist sistemde de zirveye taşınmasıdır" diyen KJA, "İnsan özgürlükçü, eşitlikçi bakış açısını yitirdikçe, egemenlikçi, baskıcı, yalan ve talana dayalı bakış açısının gelişmesi sonucu yaşanan toplumsal sorunlar ortaya çıkmış bu aynı zamanda doğa karşısında da ciddi sorunlara yol açmıştır. İnsanın, insana tahakkümü ile insanın doğa üzerinde tahakkümü de başlamıştır. Var olan bu projeler doğaya insanlığın tahakkümünün sonuçlarıdır. Tüm bu tespitler ışığında, ekoloji sorununa yol açan, beş bin yıllık ataerkil zihniyet ve ona dayalı yapılanmalar olduğu somutluk kazanmaktadır. Bu nedenle ekolojik bakışın bütün insanlık düzeyinde bilince çıkarılmasının sağlanması ve yaşamsallaştırılması uzun vadeli ve çok yönlü bir dönüşüm mücadelesiyle olanaklıdır. Bu talan ve yıkım projeleri kalkınma adı altında, Kürdistan ve Karadeniz doğasını ve yaşam alanlarını sömürmektedir. Doğaya yönelik yapılan her tahribat aynı zamanda tarihe, geçmiş bilincine de yapılan bir saldırıdır. Vadilerimizin, yaylalarımızın turizm vasıtasıyla rant kapısına çevrilmesi, birçok kadim bilginin de yok olup gitmesi demektir" diye belirtti.
'Havva ananın direnişini selamlıyoruz'
KJA son olarak Karadeniz ve Kürdistan'da verilen ekoloji mücadelesinin ortak olduğunu ve desteklenmesi gerektiği çağrısını yaparak şunları belirtti: "Karadeniz ve Kürdistan kadınlarının nesilden nesile aktarılan bilgileri 'yeşil' bir yol ile yok edilmek istenilmektedir. Havva Anaların torunlarına aktaracağı kitaplarda yazmayan tüm doğal bilgiler kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu yüzden bizler Yeşil yol ve Geliyê Godernê direnişinin yanında ve destekçisi olarak bu tür projelere karşı her zaman mücadele içinde olacağız. Çamlıhemşindeki Havva ananın direnişini Godernê'den selamlıyoruz."
(fk)

