'Anneler evlatlarının mezarını kalplerinde taşıyor'

14:12

JINHA

İSTANBUL- Cumartesi Anneleri "Bugün bayram, biz yine karanfillerimiz ve fotoğraflarımızla Galatasaray'dayız. Bir ülkede anneler devletin kaybettiği evlatlarının mezarını kalplerinde taşıyorsa, o ülkede bayramlar da yara almış demektir" dedi.

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması amacıyla sürdürdükleri adalet arayışlarının 538'inci haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. Aralarında İstanbul HDP milletvekilleri Pervin Buldan, Hüda Kaya ve HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar'ın da bulunduğu eylemde, Cumartesi Anneleri, kayıplarının fotoğrafları ve kırmızı karanfiller taşıdı.

Eylemde, 1992 yılının Mayıs ayında Artvin İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda gözaltında tutulan Ali Ekber Atmaca'nın işkence ile öldürülmesi ve üzerinden kendisiyle aynı mahallede oturan Hasan Gülünay'ın kimliğinin çıkması sonucu, 20 Temmuz 1992 günü Tarabya'daki evinden işyerine gitmek üzere çıkıp, bir daha geri dönmeyen Hasan Gülünay'ın akıbeti soruldu.

'Ziyaret edeceğimiz bir mezarımız yok'

Eylemde, ilk olarak 23 Şubat 1995'te İzmir'de gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız söz aldı. Hanife öncelikle DAİŞ çetelerine karşı direnişte olanları selamlayarak, "Kayıpların sorumluları ve kayıpları işkencede kaybedenler, katliamcılar öldüler. Ancak biz onların arkasından ne üzüldük ne de sevindik. Tek istediğimiz hesap vererek gitmeleriydi. Bu gün bayram ve bizler de yakınlarımızın mezarını ziyaret etmek isterdik. Ancak ziyaret edeceğimiz bir mezarımız bile yok. Bu alanda her hafta onları anıyoruz ve anmaya devam edeceğiz" dedi.

'Katillerin yargılanmasını istiyoruz'

Ardından 1980 yılında gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzaffer Yedigöl, "Bayramda çiçek bırakacak mezarımız bile yok. Bizlere mezarlarımızın olmasını ve kemiklerimizin verilmesini dahi çok görüyor bu devlet" ifadelerini kullanarak faillerden hesap sorulmasını istedi.

12 Eylül 1994 yılında Ankara'da gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin'in kardeşi İrfan Bilgin ise, 20 yıldır kayıplarını aradıklarını söyleyerek, "Bayram demeden, tatil demeden kayıplarımızı aradık. İstediğimiz çok şey değil. Bizler katilleri biliyoruz. Katillerin yargılanmasını ve gereken cezaların verilmesini istiyoruz" dedi.

'Mezar hakkı kutsal bir haktır'

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar "En kutsal insan hakkı yaşama hakkıdır. Bu hak kadar kutsal bir hak daha vardır o da mezar hakkıdır. Kalıcı barış, hakiki adalet ile mümkündür. Barış olacaksa içerisinde adalet ve hakikat olsun. Burada her hafta kayıplarını arayan annelerimizin sabırlı mücadelesi barış mücadelesinin en güzel örneğidir" sözlerini kullanarak barış mücadelelerinin kararlılıkla devam edeceğini ifade etti.

'Diyarbakır'daki zindan direnişinin devamcısıdır'

Bu hafta akıbeti sorulan Hasan Gülünay'ın kızı Deniz Gülünay da "Ancak katledilen insanlarımızın hesabı alındığında adalet yerini bulacak. Hasan Gülünay benim babamdı ancak aynı zamanda yoldaşımdı. Yoldaşım, Diyarbakır zindanlarındaki haklı direnişin devamcısı olduğu için katledildi" dedi.

'Hasan Gülünay'ı unutmadık'

538. haftanın basın metnini kaybedilen Hasan Taşkaya'nın kızı Serpil Taşkaya okudu. Serpil, "Devlet, 538 haftadır uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Aksine, kaybedilenlerin akıbetlerine yönelik resmi bir suskunluk, kaybedenlere ve onların azmettiricilerine yönelik koruma geleneği sürdürüyor" ifadesini kullandı.
'Anneler evlatlarının mezarını kalplerinde taşıyor'

Serpil, cezasızlığın son bulmasını ve adalet taleplerini yineleyerek "Bugün bayram, biz yine karanfillerimiz ve fotoğraflarımızla Galatasaray'dayız. Bir ülkede anneler devletin kaybettiği evlatlarının mezarını kalplerinde taşıyorsa, o ülkede bayramlar da yara almış demektir. Gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerinin açıklanması, failler ve sorumlular üzerindeki cezasızlığın son bulması talebimizi dillendiriyoruz" dedi.

Hasan Ocak'ın torunu da "Başbakan, ben dedemi seviyorum ve dedemi istiyorum" dedi.

(sö-fm/dc/gc)