'Çeteler Şengal'deyken oturmak bize haram'

09:01

Tuğba Akyılmaz/JINHA

ŞENGAL - Takvimlerin işaret ettiği 3 Ağustos2014 Şengal katliamının tarihiydi. Daha önce 72 katliamla karşı karşı kalan Ezidi kadınlar, aç, suzuz, çıplar ayaklarlarla, çocuklarını korumaya çalışarak günlerce yürüdü. Kendilerini tek kurtaran gücün YPG ve HPG'li savaşçılar olduğunu Şengalli Naima Faris, tüm Ezidileri çetelere karşı mücadeleye çağırıyor.

DAİŞ çetelerinin vahşetine insanlık televizyonda gördükleriyle tanıklık etti. Çocuklarını kucaklayıp adeta bir kum fırtınasından kaçan kadınlar, kavurucu sıcakta günlerce yürüyen yaşlılar ve çocuklar, doğmamış bebeklerini canlı tutmak isteyen anneler… Yollara düşen binlerce Şengalli'nin 73. Fermanını böyle izlemişti dünya. Bir de çetelerin kaçırdığı, köle pazarlarında sattığı binlerce Ezidi kadın, kız çocuğunun yaşadıklarını. 3 Ağustos 2014'de gerçekleşen Şengal katliamının üzerinden bir yıl geçti. Acılarla dolu bir geçmiş yaşayan Ezidiler, "Böyle bir acı yaşamamıştık, görmedik" diyerek anlatıyordu katliamın boyutlarını, kulaklarda hep bu ses yankılanıyordu "Böyle bir acı yaşamamıştık."

'Eskiden dağlarda oyuklarda hazırlıklı olunurdu'

Siba Şêx Xıdır köyünden olan 45 yaşındaki Naima Faris rahim ameliyatı olduktan bir hafta geçmeden yollara düşenlerden. 17 bin peşmergeye güvenip hiçbir güvenlik önlemi almadıklarını söyleyen Naima "Bizi kurtlar sofrasında bırakacaklarını nereden bilebilirdik" diyerek çaresizliklerini anlattı. Eskiden halkın dağlarda, oyuklarda hazırlıklı olduğunu bu defa böyle bir şey ummadıklarını dile getiren Naima Faris "Kimse kaçmasın, kaçanların araçlarının tekerlerini patlatırız' diye tehdit ettiler. Hatta bazı köylerde kaçmaya çalışan halka mermi sıktılar" dedi.

'12 gün ekmek yemedik'

O sırada sedyede olduğunu bir yere gidecek gücü olmadığını ifade eden Naima, "Artık ne olursa olsun hiçbir yere gitmeyeceğim' dedim. Çocuklarım 'olmaz çıkacağız' dediler. Taşların içinden sürüne sürüne kaçtım, üzerimdeki elbiseler paramparça oldu. 12 gün ekmek yemedik, ocakların üzerinde dolaşıp kuru ekmek aradım. Çocuklar için, koyunlardan süt sağıyordum öyle soğuk içiriyordum ki ayakta kalabilsinler. Oğlumun eşi ayakkabılarını almamıştı öyle yalın ayak kaçmıştı, terliğimin bir tekini ona verdim diğeri benim yanımda akşamları başımızın altına koyup yatıyorduk" diye anlattı.

'Hey bize yemek getirin' diye bağırıyordu çocuklar'

Naime oğlunun eşinin ayakkabısı olmadığı için başımdaki kefiyeyi ayaklarına sararak ayakkabı yaptığını belirterek o şekilde yürüdüklerini anlattı. Arkalarından havanların atıldığını söyleyen Naima, "Bende hızlı yürümeye çalışırken ayağımı bir taşa çarptım ve parmağım yerinden çıktı. Hala ağrıyor. Ortalıklardan eski çorapları toplayıp çocukların ayaklarına geçiriyordum, ayaklarında ayakkabı yoktu. Torunlarım tepemizden geçen uçaklara el sallayıp 'hey bize yiyecek gönderin' diye bağırıyorlardı sanki onları duyacaklarmış gibi" dedi.

'Şengal mahşer yeriydi'

Erkek kardeşinin, yengesinin ve yeğenlerinin çeteler tarafından esir alındığını ağlayarak anlatan Naima "Kardeşimin ailesinin hepsi onların eline düştü. Şimdi neredeler, nasıllar, onlara ne oldu hiçbir bilgimiz yok. Ciğerimizi yaktılar. Evimizi başımıza yıktılar. Biz onlara ne yaptık, bizden ne istedi bu kafirler. Ağlamadan geçirdiğimiz bir günümüz yok" diyerek acısını paylaştı.

O gün Şengal'in mahşer yeri gibi olduğunu dile getiren Naima, "Tam dağa çıktık 'aşağı inin orda su yok susuzluktan öleceksiniz' dediler. Güçlükle çıkmıştık, gene indik. 9 gün dağın eteklerinde kaldık. Daha sonra baktık olmuyor güvenli değil, gene dağa çıktık. Dedik 'öleceksek de bu kafirlerin eliyle ölmeyelim' ve yukarıya tırmandık. Bir de ne görelim insanlar dağa yerleşmiş, ekmek pişiriyor, yaşam kurmuşlar" diye anlattı.

'Her evden bir genç bu mücadeleye katılmalı'

YPG ve HPG savaşçılarının onları kurtardıklarını kamplara yerleştirdiğini vurgulayan Naime "O gençler olmasaydı bir tane Ezidi Şengal dağından sağ çıkmazdı. Benim oğlum da biz kampa yerleşir yerleşmez gidip hevallere katıldı. Bir Ezidi genci olarak topraklarımız onların elindeyken hiçbir şey olmamış gibi evde oturmanın bize haram olduğunu biliyordu. 11 aydır oğlumu görmemişim. Arkadaşlarla birlikte cephede savaşıyor. Telefonda konuştum 'DAİŞ Şengal'de olduğu sürece ben o çadıra girmem' diyor. Tüm Ezidi gençleri böyle düşünseydi şimdi çoktan Şengal'i kurtarmıştık, evlerimizdeydik" dedi.

Naima, "Her evden bir genç katılsaydı halimiz bu olmazdı" diyerek öz savunmanın önemine dikkat çekti. Çetelerin kaçırdığı kadınları hatırlatan Naima, "Böylesi bir durumda oturmak olur mu hiç. Gün namus günüdür. Bugün namusumuza, dinimize, kanımıza sahip çıkmazsak biz nasıl Ezidiyiz. YBŞ gücü bizim ordumuz her kim ki kendine 'ben şerefli bir Ezidiyim' diyorsa gelip YBŞ'ye katılsın. Ezidxan'a ve Ezidi dinine sahip çıksın. Çeteler hala Şengal'deyken hiçbir şey olmamış gibi evde oturmak bize düşmez, haramdır" dedi.

(gc/fk)