Kobanê’ye geçip bu oyuncakların hikayesini çocuklara anlatacağım...

09:02

Zehra Doğan-Beritan Elyakut/JINHA

RIHA - Suruç’ta SGDF’li gençlere dönük gerçekleşen patlamada sağ kurtulan ve gözlerinin önünde arkadaşları yaşamını yitiren Fidan Kanlıbaş: “Buradan ayrılmak istemiyorum, gitsem daha kötü olurum. Bundan sonra hayatım nasıl olur bilmiyorum. Tek isteğim çocuklara yoldaşlarımın topladığı oyuncakları vermek ve onlara bu oyuncakların hikayesini anlatmak. Acıyı bizden daha iyi bilen, birebir yaşayan çocuklara sarılıp hayat bulmak istiyorum.”

Urfa’nın Suruç ilçesinde dün gerçekleşen saldırının ardından saldırıdan sağ kurtulanlar hala üzerindeki şoku atlatamadı. Patlamadan sonra hastaneden çıktıktan sonra bir an dahi patlamanın olduğu Amara Kültür Merkezi’nden ayrılmayan Fidan Kanlıbaş da patlamanın ardından öylece sessizliğe bürünmüş gençlerden. Dünden bu yana tek kelime dahi konuşmayan Fidan’la onu konuşturmak, az da olsa rahatlamak amacıyla gerçekleştirdiğimiz konuşmayı okuyucularımızla paylaşıyoruz. Kendisini 6 Kasım Kobanê saldırıların ardından Suruç’a gelerek bir yıldırı bölgede Kobanêliler için yürüttüğü çalışmalarından da tanıdığımız Fidan’ın hissettiklerini haberleştirmeden paylaşıyoruz:

‘Çocukların yüzünü güldürmekti amacımız’

Kasım ayından bu yana Suruç’taki çadır kentlerde Kobanê’liler için çalışma yürütüyorum. Bir süreliğine İzmir’de yaşayan ailemi ziyarete gitmiştim. SGDF’nin uzun bir süredir başlattığı Kobanê’yle dayanışma kampanyasını sürdürüyorduk, ben de bir yurtsever olarak çalışmalara katıldım. SGDF tarafından başlatılan kampanya içinde zaten farklı fraksiyonlardan gençler bir araya gelerek, Kobanê’li çocuklar için mücadele etmekti amaç. Tek isteğimiz çocuklara park, kreş ve oyun alanları inşa etmekti. Savaşın içinde yaşayan çocukların yüzünü gülümsetmekti amacımız.

‘Işıldayan gözlerini unutmayacağım’

Sabahın erken saatlerinde İzmir ekibi olarak bir araya geldik ve yola çıktık. Çocuklar için bir de rengarenk kıyafetler toplamıştık. Yerimiz olmadığı için onları HDP’nin dayanışma tırına teslim ettik. Yolda verilen her arada devrim şarkıları söyleyip, halaylar çektik. Herkes çok heyecanlıydı, kimileri heyecandan yerinde duramıyordu. Birçoğu Suruç’u Kobanê’yi hiç görmemişlerdi. Burada uzun süredir çalıştığım için beni sürekli soru yağmuruna tutuyor, verdiğim cevaplar karşısında sevinçten çığlık atıyorlardı. Onların sevinçle ışıldayan gözlerini hiç unutmayacağım.

‘Aynı yerde bu kez cansız bedenleri uzanmıştı’

Suruç’a ilk gelen ekip İzmir ekibi oldu. Kendimizi hemen kültür merkezinin bahçesine attık. Yorgunluktan yere uzananlar oldu, birkaç saat sonra cansız bedenlerinin aynı yerde uzanacağını kim tahmin edebilirdi ki? Hemen tüm masaları birleştirip kahvaltı hazırladık. Arkadaşların çoğu geldiğinde ise kahvaltıya geçtik. Çoğumuz birbirimizi ilk kez kahvaltı masasında tanımış olduk. Kimiyle halay çekerken, kimiyle siyasi tartışmalar yaparken tanıştık. Herkesin gözlerinde aynı ışık vardı, devrime inanan bu gençlerin gözleri mutluluk saçıyordu. Herkes birbirine yeni projelerini anlatıyor, Kobanê’de ne yapmak istediğini heyecanla anlatıyordu. Tek korkumuz karlıya geçememekti. Kobanê’deki arkadaşlar da çok heyecanlıydı, beni arayıp ‘kaç kişi geleceksiniz’ diye sordular. Ben de ‘hepimiz geçemeyeceğiz 200 kişi geliyoruz’ dedim. ‘Onca insan nasıl buraya sığacak size 50 kişilik yer hazırlamıştık’ dediler. Ben de ‘Ama heval sizin kocaman yürekleriniz var, herkese vardır elbet bir yer gönlünüzde’ dedim. Gerçekten de öyle oldu, şimdi arkadaşlarımız kocaman gönüllerde birer anı olarak yer aldı.

‘Yoldaşının cansız bedeninin altında kalmak çok acı’

Sonra olan oldu, büyük bir patlama ve devrim marşlarını söyleyen henüz ağzını ‘Yaşasın halkların kardeşliği’ sözcükleriyle dolduran gençlerin birçoğunda sözcükler tamamen çıkmazken parçalanmış bedenler dört bir yana dağıldı. Arkadaşlarımızın parçalarını ellerimizle topladık. Bu nasıl bir acı? Birçok arkadaşımız cansız bedenlerin altında kalmıştı. Düşünebiliyor musunuz, devrim marşları söylediğiniz yoldaşınızın cansız bedeninin altında nefes almaya çalışıyorsunuz, o an bence benim düşündüğüm gibi tüm arkadaşlar bu durumu yaşamaktansa ölmüş olmayı tercih ediyordur. Keşke ben de ölseydim diyorum.

‘Acıların en büyüğünü bunda yaşadım’

Normalde kan görünce fenalaşan biriyim ama hastaneye arkadaşlarımızı götürdüğümüzde kopmuş kolları olan paramparça olan yoldaşlarıma sıkı sıkıya sarıldım. Sağ kalanlar zafer işareti yapıyordu. Daha önce Kobanê’ye de gittim, yaşamını yitirenleri gördüm, Suruç hattında da birçok ağır olayla karşılaştım, ama acıların en büyüğünü ben bu patlamada yaşadım. Beş dakika önce konuştuğunuz insanların paramparça bedenlerini görmek çok acı.

‘Annelerin ağıtları neden bu kadar acı anladık’

Ben bir Alevi’yim, bölgede yaşayamamış olsam da bu ağıtların ne anlam ifade ettiğini çok iyi bilirim, bu ağıtları bize hep devlet söyletti. Patlamada yaşamını yitirtenlerin çoğu Türk’tü sağ kalan arkadaşlarımız da öyle, ağıtların etkisini çok bilmiyorlardı daha önce. Şimdi annelerin yaktığı ağıtların neden bu kadar derin bir sızı etkisi bırakıyor diye anladık diyorlar.

‘Büyükşehir belediyesi akıttığı kanı temizledi’

Sabah saatlerinde Urfa Büyükşehir Belediyesi patlamada akıttığı kanı temizledi ve gülümseyip gitti. Her şey bundan ibaret. Bir gün öncesinden burada bir miting oldu. Orada da patlatabilirlerdi, ama burada yaptılar. Amaçları Kürtleri yalnızlaştırmak, hiçbir halkın Kürtlerle dayanışmasına tahammül edemiyorlar. Patlamanın olacağı çok açıktı, normalde burada yabancı bir kuş dahi uçamaz ama onca yabancı arkadaşın olduğu araçlar hiç kontrol edilmedi. Sadece İstanbul’dan gelen iki araç didik didik edildi ama bir tanesine dokunulmadı. O içimizde bir şüphe uyandırdı. Katliamı yapan içimize sızan kişi de olabilir çünkü o kadar temiz yürekler bir araya gelmişti ki hiç kimse bu kadar alçakça işi yapanların aramızda olabileceğini düşünemezdi.

Buradan ayrılmak istemiyorum, gitsem daha kötü olurum. Bundan sonra hayatım nasıl olur bilmiyorum. Tek isteğim çocuklara yoldaşlarımın topladığı oyuncakları vermek ve onlara bu oyuncakların hikayesini anlatmak. Acıyı bizden daha iyi bilen, birebir yaşayan çocuklara sarılıp hayat bulmak istiyorum.”

(fk)