Suruçlu kadınlar: Ailelerine nasıl hesap vereceğiz?
13:56
Zehra Doğan-Bêrîtan Elyakut/JINHA
RIHA - Bombalı saldırının gerçekleştiği kültür merkezinde ağıtlar yükseliyor. Kadınlar: "Patlamanın hemen ardından bahçeye koştuk. Kadınların kıyafetleri paramparça olmuştu, beyaz yamalarımızla üzerlerini örttük, ceketleri çıkartıp onlara sardık, cansız bedenlere sarılıp ağladık. Keşke biz ölseydik, şimdi ailelerinin yüzüne nasıl bakacağız?" diyor.
Urfa'nın Suruç ilçesinde gerçekleşen bombalı saldırıların ardından iki gün geçti. Saldırıya ilişkin tepkilerini göstermek adına olay yerinde yas kuran Suruçlular ilk günden bu yana patlama noktasından ayrılmayarak yas kabul etti. "Yaşamını yitirenler bizim çocuklarımız, gencecik yürekler ellerimizin arasından kayıp gitti" diye ağıt yakan kadınlar "gençleri kurtaramadık" diye gençlerin yaşamını yitirmesinden kendilerini sorumlu tutuyor.
'Ceketimi cansız yatan kadına giydirdim, ağıt yaktım'
"Patlama sesini duyar duymaz dışarı koştum. Biz burada saldırılara alışkınız, yine bir şey olduğunu hemen anladım" diyen 50 yaşındaki Nislim Açıkgöz, kültür merkezinin bahçesine geldiğinde yanmış ağacın altında yere yığılan bedenlerle karşılaştığını söyledi. Nislim olayı şöyle anlattı: "Kadınlarla hep beraber bahçeye koştuk. Yerde yaralılar çığlık atıyordu. Parçalanmış ayaklarını gören yaralılar şoka girmişti. Biz de şoktaydık, yerde yatan kadınların kıyafetleri paramparça olmuştu, çırılçıplak yerde yatıyorlardı. Ceketimi çıkarıp yerde yatan uzun saçlı bir kadına giydirdim. Saçlarını topladım, başını okşadım, ağıt yaktım. Başında öylece durdum, kendime gelince parçalanmış etleri topladım."
'Barış isteyen beyaz yazmam kana bulandı'
Yerdeki yaralıları toplayıp hastaneye götürdüklerini söyleyen Cemile Şahin de yaralıların kanamasını durdurmak için beyaz yazmasını çıkarıp yarasını sardığını kaydetti. Cemile, "Barışı sembolize eden yazmam kana bulandı" dedi. Hastanede doktorlarla beraber tüm kadınların da yaralılara ilk müdahalede bulunmak için seferber olduğunu ifade eden Cemile, "Çok üzgündük, soğukkanlı olmak zorundaydık. Daha çok küçüklerdi, anneleri yanlarında değildi, bizim onların yanında olmamız onları bir nebze olsun rahatlatıyordu" diye kaydetti.
'Şimdi ailelerine ne diyeceğiz?'
Cemile, "Biz katliamlara alışkınız, Kürdistan katliama alışkın, bu çocukların çoğu Kürdistan'ı daha önce hiç görmemişlerdi. Hepsi üniversite öğrencisiydi, tatil yapmayı vicdanlarına yedirememiş, okul tatilini, devrimde kendilerinin de bir katkısı olsun diye Kobanê'ye gitmeyi tercih etmişlerdi. Gencecik bedenlerinde kocaman yürekleri vardı. Keşke biz ölseydik, şimdi ailelerine nasıl hesap vereceğiz" dedi.
'Dünya burayı görsün'
Fehime Tuğala ise yaşamını yitirenlerin artık Suruç'un evlatları olduğunu ve bu yüzden yas ilan ettiklerini söyledi. Fehime, "Bir Suudi kralının ölmesi nedeniyle yas ilan edilen ülkede, bu toprakların çocukları için yas ilan edilmedi. Olsa da zaten biz kabul etmezdik, şimdi Türkiye'deki tüm yürekli insanların yas zamanı, aramızda iktidara yer yok. Keşke onların ailesine ulaşsak, sarılıp ağlasaydık, ancak öyle rahatlardım" diye konuştu. Fehime son olarak, "Tüm dünyaya sesleniyorum, bunca gencin ölümü pahasına geldiği bu toprakları görsünler, ancak bu şekilde başımızda nasıl bir belanın olduğunu anlayabilirler" diye çağrıda bulundu.
(fk)

