Avazım çıktığı kadar bağırmak istedim sesim çıkmıyordu...

09:02

Zeynep Akın/JINHA

ÊLIH - Amara Kültür Merkezi'ndeki patlamadan sağ kurtulan ve 31 arkadaşının katledilmesine tanıklı eden Aytun Çetin o anları anlattı: "Kobanê'deki çocuklar için yüreklerimiz çarparken birden bir gürültü. Biraz önce kahvaltı yapılan masalar savrulmuş, yerlerde insanlar. Geriye bir baktım ki. Yoldaşlar yerde…"

Kobanê'nin inşa çalışmalarına katılmak için oyuncakları ile yola çıkan ve Suruç'ta Amara Kültür Merkezi'nde katledilen gençlerin arasında sağ kurtulanlardan biride Aytun Çetin. Bombanın patladığı basın açıklamasına bahçede gördüğü bir kediye su vermek için geç gittiği için bir kaç dakika farkla hayatta kalan Aytun, patlama öncesi ve sonrası yaşananları anlattı. Oraya çocuklarla beraber etkinlikler yapmak, duvarlarına resimler yapmak, fidan dikme, kütüphane yapmak ve daha birçok şey yapmak amacıyla gitmek istediklerini söyleyen Aytun, "Kobanêye gitmek için bir form doldurdum, duvar resmi, kütüphane yapımı, oyuncak toplama, çocuk parkı yapımı ve gerekirse inşaat alanında çalışma, yaşamı güzelleştirmek adına elimden ne gelirse diye not düştüm" diye konuştu.

Tek başına binip Suruç'a gidebileceğini ancak toplanma yeri Ankara olduğundan yoldaşları ile birlikte yolculuk yapmak için Ankara'ya geçtiğini anlatan Aytun, "Yüreği güzel insanlarla aynı yola çıkacaksam birlikte olmanın bana daha güç vereceğine inanıyordum. Oradaki arkadaşlar çok güzel karşıladılar beni çok sıcak bir ortamdı. Yoldaş diye sesleniyordu herkes birbirine (Rêheval). 'Ne güzel insanlarlayım' dedim kendime" dedi.

'Farklı hayatlardan ortak bir amaç için oradaydık'

Suruç'a gece geldiklerini ve Amara Kültür Merkezi'nde uyuduklarını anlatan Aytuna saldırı öncesini şöyle dile getirdi: "Uyandırdılar beni yola gideceğiz yoldaş dediler. Sırt çantalarımızı alıp çıktık, benim sırt çantası dışında elimde bir valiz daha vardı. İçinde Kobanê için getirdiğim kıyafet ve boya falan vardı. Bir yoldaş hemen valizimi alıp kendisi taşımak istedi. O kadar ince ruhlu güzel yürekli insanlarlaydım" diye konuştu. "Bahçeye indik arkadaşlarla neşe içinde kahvaltı yaptık. Biraz oturduk defterimi açtım bir şeyler yazdım. Heyecanlıydım ve sessizdim, sadece insanları izliyordum, birbirimize gülümsüyorduk. Farklı hayatlardan ortak bir amaç için oradaydık, bir şeyleri güzelleştirebilmek adına. Kuzenim, arkadaşım, sırdaşım, yoldaşım Renas'ı da şehit vermiştik Kobanê'de. Kobanê'ye geçeceğim gün, Rênas'ın bastığı topraklara basacağım gün yeniden dirileceğime inanıyordum. Bir arkadaşımız basın açıklaması yapacağımızı söyledi. Hepimiz o alana doğru yöneldik. Ben elimdeki mavi şişeye biraz su doldurmak istedim hava çok sıcaktı. Bir yoldaşın elinde bahçede bulduğu bir kedi, öbür yoldaş tabağa biraz su koymamı istedi kedi içsin diye. Su koyduktan sonra basın açıklamasına doğru gittim, konuşma başladı."

'Kobanê'deki çocuklar için yüreklerimiz çarparken birden bir gürültü'

Kediye su verdiği için açıklamaya geciktiğini, tesadüfen hayatta kaldığını anlatan Aytun devamında şunları anlattı: "Kobanê'deki çocuklar için yüreklerimiz çarparken birden bir gürültü. Ne olduğunu anlamadım. Kulaklarım sağır olmuş gibiydi. Bomba içimde patlamış gibi bahçe sonuna doğru koştuk. Biraz önce kahvaltı yapılan masalar savrulmuş, yerlerde insanlar. Geriye bir baktım ki, yoldaşlar yerde, o an dondum kaldım. Bakmak istemiyordum o tarafa, bakamıyordum. Biraz önce sevinçle kahvaltı masasında oturduğumuz. Heyecanla beklediğimiz insanlar yerde yatıyordu. Biri 'su dökün yanıyorum' diye bağırıyor şişemi uzattım su döktü biri. Duvar dibine çöktük sinir krizi geçirenler oldu. Ağlamaya başladık. Herkes birbirini sakinleştirmeye çalışıyor. Duvardan tellerin arasından, su veriyor Suruç'un güzel insanları yardım etmeye çalışıyor, birbirimizin yüzüne su döküyoruz. Avazının çıktığı kadar bağırmak istedim sesim çıkmıyordu. İkinci bombanın da olabileceğini söylediler, kırık camların arasından uzaklaşmaya çalıştık. 'Biri bağırıyor yaralıyım beni kaldırın' diye, iki kadın arkadaşla birlikte kaldırmaya çalıştık. Biz yardım edin diye bağırdık, iki kişi geldi kaldırdılar yaralı yoldaşı. Bizde el ele tutuşup kırık camların arasından yürüdük. Arkadaşlarımıza basmamaya çalışıyoruz. Kapıya çıkınca şoktaydık, çöp kutularından uzak durun denildi. Oradan da uzaklaştık. Ne yapacağımızı henüz bilmiyorduk, yürüdük yürüdük..."

'Kobanê'nin güzel gözlü çocuklarına mutlaka gidip sarılacağız'

Suruçlu bir ailenin evine sığındıklarını belirten Aytun'un son sözleri şu oldu: "Saçlarıma kuru yapraklar düşmüş, saçlarım barut kokuyor, yüzüm ağlamaktan şişmiş, yoldaşlarıma ağlıyorum. Sağ kaldığıma sevinemiyorum, yanımdaki iki kişide aynı şekilde. Biz bu yola Kobanê'nin güzel gözlü çocukları için çıktık. Bomba anı sadece ölümü hissettim bir an öldüğümü düşündüm. Vücuduma dokunmuştum. Yaralı mıyım diye ama yaşıyordum. Şimdi ne hissedeceğimi bile bilmiyorum. Tanıdığım, tanımadığım, orada tanıştığım, Kobanê'de tanışacağım, aynı ekmeği paylaştığım hevallerim, yoldaşlarım, kardeşlerim öldüler. Öyle güzel insanlarla yola çıktım ki ben simdi onlar o güzel atlara binip gittiler. Ben bu yola çok güzel insanlarla çıktım, çok samimi çok yürekten insanlarla. Ve biz birbirimize sımsıkı sarılıp yaralarımızı saracağız ve Kobanê'nin güzel gözlü çocuklarına mutlaka gidip sarılacağız."

(fk)