Kadın İstihdam Paketi değil, Çocuk Doğurma Paketi

08:53

Eylem Daş/ JINHA 


İSTANBUL-  Hükümetin bugünlerde duyurmayı planladığı Kadın İstihdam Paketi hakkında değerlendirmelerde bulunan İmece Kadın Sendikası aktivisti Avukat Sevgi Evren, “Bu paketle bir yandan kadının çalışma hayatına kazandırılması amaçlanırken bir yandan da çalışma hayatının içinde olan kadının ev ile olan bağlantısının koparılmaması hedefleniyor.


Bu paket kadın istihdam paketi değil çocuk doğurma paketidir” dedi. 


Üretimi esnekleştirerek kadını da bu üretim süreçlerine dahil etmek isteyen AKP Hükümeti’nin önümüzdeki günlerde açıklaması beklenen “Kadın İstihdam Paketi”nden çıkacaklardan kadınlar pek de umutlu değil. Kadınların üretim süreçlerindeki yeri, güvencesizleştirme, taşeronlaştırma, ev eksenli çalışma, esnek çalışma modelleri ile iyiden iyiye görünmez kılınmaktadır. Bunlardan en görünmezi ise, dünyada 50 milyonu aşkın ev işçisi kadının emeğidir. Bu kadar büyük bir iş gücünün görünmez olması ise oldukça ironik bir durumdur. Kadın istihdam paketi ile ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmece Kadın Sendikası aktivisti Avukat Sevgi Evren, son günlerde hükümete yakın kanallarda “Ev işçileri 1 gün bile çalışsa işçi sayılacak, evinde sigortasız ev işçisi çalıştıran yandı” gibi haberlerin pompalandığına dikkat çekerek sanki hükümetin bu durumu çözmüş gibi davrandığını kaydetti. 


‘Ev işçileri işçilik haklarından yararlanamıyor’ 


Hükümetin ev işçilerinin işçi statüsünü kazanmaları ve sosyal güvenlik sorunlarının çözülmesi için yasal bir adım atmadığına işaret eden Sevgi, bunun olması için yapması gereken iki adımın olduğunu vurguladı. Bu adımlardan birincisinin “ev işçilerini işçi saymayan iş yasası maddesi”nin kaldırılması olduğunu belirten Sevgi, bu madde kaldırılmadığı sürece hükümetin söyleyeceği her sözün ve atacağı her adımın boşa atılacağına işaret etti. “Çünkü ev işçileri, sigortalı bile olsalar iş yasasının sağladığı işçilik haklarından işçi sayılmadıkları için yararlanamayacaklar” şeklinde konuşan Sevgi, bu sebeple ev işçisi kadınların kıdem tazminatı, doğum izni, sağlık hakkı, yıllık izin gibi birçok işçilik hakkından faydalanamadıklarını belirtti. 


Amaç, kadını eve hapsetmek mi? 


Sevgi, ev işçisi kadınların sigorta primlerinin yatması halinde bile gelirinin belirli bir oranı tutturamadığı zaman ne analık sigortasından, ne yaşlılık sigortasından ne de bir iş kazası geçirse herhangi bir ödenekten yararlanamadığını kaydetti. Dolayısıyla hükümetin ev işçilerinin sorunlarını çözmek için 5510 ve 4857’deki prim sınırının kaldırılması gerektiğini söyleyen Sevgi, ev işçilerinin doğrudan işçi sayılmasının sağlanmasının ancak bu şekilde olabileceğini vurguladı. 


Çocuk doğurma teşviki 


Kadın istihdam paketinin genel çerçevesine değinen Sevgi, “Kadının çalışma hayatına kazandırılması amaçlanmıyor, çalışma hayatının içinde olan kadının ev ile olan bağlantısının kopmaması amaçlanıyor” dedi. “Evde atıl olarak bekleyen ya da çalıştığı halde sigortasız, güvencesiz çalışan, işçi istatistiklerine giremeyen kadın emeğinin, kamusal alana taşınıp işçi statüsünü kazanması ve güvence altına alınması amaçlanmıyor” diyen Sevgi, “Zaten çalışan bazı güvenceli kesimdeki kadınların doğum izni uzatılarak daha fazla evde vakit geçirip çocuğunu yetiştirme koşullarının sağlanması ya da çocuk doğurmasını teşvik etmek amaçlanıyor. Yani kadının toplumsal cinsiyetçilik olarak yüklendiği görevlerini daha iyi yapabilmesi için çalışma hayatından bağımsızlaştırmak amaçlı kolaylıklar tanınıyor” sözlerini ifade etti. 


Hükümetten gelen “iyilikler” 


Bu anlamıyla paketin sahiplenilecek ve alkışlanacak bir paket olmadığına dikkat çeken Sevgi, sadece işaretlenmiş bazı “iyilikler”in olduğuna dikkat çekti. Bu iyiliklerden bir tanesinin 8 haftalık doğum izninin 10 haftaya çıkarılması olduğunu ifade eden Sevgi, “Kadınlar, buna neden itiraz etsinler ki” dedi. Bunun bir hak olduğunu ve kadınların büyük bir mücadele ile bu hakkı elde ettiklerini öne süren Sevgi, “Kadınların 8 haftayı ya da 12 haftayı istemesi kadar normal bir şey yoktur, bu lütfedilebilecek bir şey değildir” diye konuştu. “Bu iyiliklerin karşılığında eve olan bağımlılığımız, güvencesizliğimiz artmasın” diyen Sevgi, neoliberal politikaların bu esnekliği temelden istediğine işaret etti. Sevgi, AKP muhafazakarlığının neoliberal politikalara hizmet ettiğini dile getirerek, sermayenin her dediğini AKP’nin uygulamak gibi bir derdi olduğunu dile getirdi. 


‘Fatma’dan geriye mezar taşı kaldı’ 


 Ev işçilerinin emeğinin görünmesi için çeşitli mücadeleler verildiğine dikkat çeken Sevgi, ev işçilerinin eskiden gittikleri evlerde cam silerken düştüğünde kırılan cam kadar değersiz olduklarını ancak zamanla verilen mücadeleler ile emeğinin görünür hale geldiğini vurguladı. Sevgi, Fatma Aldal davasını hatırlatarak “Fatma Aldal cam silerken üçüncü kattan düşerek öldü. Fatma, 25 yıl bir eve gidip çalıştı. Bir fabrikada çalışmış olsaydı emekli olacaktı. Ama elinde ne kaldı diye sorarsanız mezar taşı kaldı. Ne üretmiş oldu ne de yaratmış oldu. Sanki hiç yaşamamış gibi” dedi. 


Türkiye’de 1 milyonu aşkın ev işçisi var biliyor musunuz? 


Türkiye’de 1 milyonu aşkın ev işçisi olduğunu vurgulayan Sevgi, “Eğer bu kadınlar kayıt altına alınsa, sayısal dengeler değişir” sözlerini ifade etti. Sevgi, İmece Kadın Sendikası olarak ev işçilerinin hakları için mücadele ettiklerini ve ev işçisi kadınlar işçilik haklarını elde edene kadar mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini sözlerine ekledi. Son olarak, paketin ev işçilerine yönelik bir içeriğe sahip olmadığını ifade eden Sevgi, “Bu paket kadın istihdam paketi değil çocuk doğurma paketidir” diyerek sözlerine son verdi. 


(ed/mg) 


 


Fotoğraf: Eylem Daş