Kayıp yakınları: Halkı savaşa sürükleyenleri her yerde teşhir edelim

13:25

JINHA

HABER MERKEZİ - Kayıp yakınlarının "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" eylemlerinde bu hafta 7 Haziran'da sonra AKP'nin savaşı tırmandıran politikaları ve katliamlarla saldırılara dikkat çekildi. Açıklamalarda, "Bu 'savaş' Türkiye'deki halkların güvenliği ve menfaati için değil bilakis kendileri için felaket olacağından şüphemiz yok. Bu savaş, hukuku tanımayan bir kişinin gurubun çıkarı ve iktidar hırsı uğruna halkları birbirine kırdırılmaya çalışmaktan ve felakete sürüklemekten başka bir şey değildir. Halkları savaşa sürükleyen iktidarın barıştan ve insani değerlerden uzak bu politikasına karşı duralım, teşhir edelim" denildi.

DİYARBAKIR

İHD ve kayıp yakınların "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" sloganı ile her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 337'ncisi Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Kayıp fotoğraflarının taşındığı eyleme, İHD Diyarbakır Şubesi yönetici ve üyeleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri ile kayıp yakınları katıldı. Eylemde, 1994 yılında Mardin'in Kızıltepe İlçesi Tilzerin Köyünde bulunan evine kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen baskında alıkonulan ve ardından katledilen Mehmet Öncel ile Mehmet Şirin Özkul'un faillerinin yargılanması ve cezalandırılması talep edildi. Oturma eyleminde konuşan İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, eylemlerinin 337. haftasına ulaştığını hatırlatarak, devletin faillerin bulunması talebinin görmezden gelmesini eleştirdi.

Yaşam hakkına saygı gösterin

TSK'nın Medya Savunma Alanları'na yönelik saldırısına tepki gösteren Raci, daha önce defalarca denen yöntemin bu kez AKP eliyle yapıldığına dikkat çekerek, "Sonuç, sıfır. Her iki tarafta da binlerce insan yatıyor. Daha kaç bin insan bu coğrafyada ölecek. Devlete sesleniyorum! Yüzlerce toplu mezar, binlerce kayıp var. Son otuz yılda binlerce insan tutuklandı. Yüzlercesi cezaevinde katledildi, öldürüldü. Yetmiyor mu bu? Her iki tarafa da sesleniyoruz. Yaşam hakkına saygı göstermek zorundasınız" diye konuştu. Çok kaygı verici gelişmelerin yaşandığını ve çözüm süreci konusunda hükümet politikalarının yanlış olduğunu belirten Raci Bilici "Eğer devlet Rojava'ya karşı tutumunu değiştirmiş olsaydı, IŞİD'e karşı tutumunu değiştirmiş olsaydı, çözüm sürecine yönelik gerekli hassasiyeti ve samimiyeti göstermiş olsaydı, bu gün bu noktaya gelinmezdi. Ne oldu da seçimden hemen sonra görüşmeleri kesiyor sunuz? Demokratik siyasetin önü açılmışken, Kürtler ısrarla meclise gidip siyaset yapmaya isterken, en oldu da siz bunun önünü kesip, Sayın Öcalan üzerinde tecrit uygulayıp, çözüm sürecini bitiriyorsunuz?" diye sordu.

Katledilenlerin hikayesi anlatıldı

İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp ve Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Üyesi Avukat Abdullah Zeytun, 1994 yılında Mardin'in Kızıltepe İlçesi Tilzerin Köyünde bulunan evine kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen baskında alıkonulan ve ardından katledilen Mehmet Öncel ile köylüsü Mehmet Şirin Özkul'un hikâyesini anlattı. Mehmet Öncel oğlu Ramazan Öncel'in olayı ilişkin beyanlarını aktaran Abdullah şunları belirtti: "Faili Meçhul Cinayete Kurban giden Mehmet Öncel'in oğlu Ramazan Öncel'in olaya ilişkin beyanları şu şekildedir: 'Devlet tarafından Köy Koruculuğu dayatıldığı için ve baskılar nedeniyle boşaltıldığı için, ikamet ettiğimiz Yamaç Köyünden Tizlerin Köyüne yerleşmek zorunda kaldık. Soyadını bilmediğim Ahmet adlı Üsteğmen babam Mehmet Öncel'i 'Allah seni öldürmezse, ben seni öldüreceğim' diye tehdit etti. Babam 3 kez gözaltına alındı. Bir seferinde de 1 ay gözaltında kaldı. Her gözaltında alınıp serbest bırakılması ardından, askerler tekrar babamı arıyorlardı. Olay tarihinde gece Saat 01.00 sıralarında, beyaz Renault marka arabayla köye gelen sivil giyimli, ellerinde telsizli bulunan kişiler evimize baskın düzenlediler. Yanlarına köylümüz olan Şirin Özkul'u da almışlardı. Babamı yataktan kaldırıp götürdüler. Köy halkı, köye 2 arabayla geldiklerini söylediler. Sabah Saat 07.00 sıralarında Kızıltepe'ye giden şoförler, babamın ve Şirin Özkul'un cesedini Teraşi mevkiinde yol kenarında buldular. Oradan cenazelerimizi aldık. Babamın cesedinde işkence izleri vardı. Alnına ve boynuna birer kurşun sıkılarak öldürülmüştü." Konuşmaların ardından 5 dakika oturma eylemi yapıldı.

BATMAN

Kayıp yakınları ve İHD Batman Şubesi üyeleri adelet talebiyle 337. haftada da Gülistan Caddesi'nde bir araya geldi. Eylemde kayıpların fotoğrafları taşındı. Yapılan konuşmalarda Türk savaş uçaklarının Medya Savunma Alanları'na yönelik saldırısı kınandı. Kobane katliamı, Suruç katliamı ve siyasi soykırım operasyonları ve hava saldırılarının kınandığı açıklamada İHD Şubesi Başkanı Mehmet Bağadır şunlar belirtti: "Son kırk beş gün içerisinde yanı başımızda Kobane dahil olmak üzere, Türkiye'de yaşanan katliamlarda 300 üzerinde insan yaşamını yitirirken yüzlercesi de yaralanmıştır. En son bir hafta öncesinde, Suruç'ta Rojava Devrimi'nin yıl dönümünde Kobane'nin yeniden inşası sürecine destek vermek ve dayanışmak isteyen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi gençlerin katledildiği vahşi bir saldırı meydana gelmiştir. Barbar İŞİD çeteleri, Kürt halkının kazanımlarına ve verilen eşitlik, özgürlük mücadelesinin yarattığı enternasyonalist ruha, planlı ve organize saldırılarını sürdürmektedir. Tüm bunlara yetmiyormuş gibi, dün akşam saatleri itibariyle çok sayıda savaş uçakları tarafından Güney Kürdistan'daki gerilla alanları saatlerce bombalandı. Bu hamla 2013 yılı itibariyle karşılıklı varılan fiili ateşkesin sone ermesi ve siyasal iktidarın devletin Kürt Halkına karşı alenen savaş ilanı demektir. Bu 'savaş' Türkiye'deki halkların güvenliği ve menfaati için değil bilakis kendileri için felaket olacağından şüphemiz yok. Bu savaş, hukuku tanımayan bir kişinin gurubun çıkarı ve iktidar hırsı uğruna halkları birbirine kırdırılmaya çalışmaktan ve felakete sürüklemekten başka bir şey değildir. Halkları savaşa sürükleyen iktidarın barıştan ve insani değerlerden uzak bu politikasına karşı duralım, teşhir edelim.
Onurlu bir Barışa sağlayan dek İnsan hakları aktivisitleri olarak mücadele edeceğimizin bilinmesini istiyoruz."

(be-nz-za/fk)