Diyarbakırlılar: 20 yıl önce de saldırıyorlardı hala ayaktayız
13:40
JINHA
AMED - Diyarbakırlılar TSK uçaklarının bombardımanına karşı tepkisin dile getirerek, "20 sene önce gelip köyleri yaktılar, bizleri tutukladılar ve ölümlere sebep oldular ama biz yine ayaktayız ve hep ayakta kalacağız. Bu kirli oyunlarla bizi bitirebileceklerini, yolumuzdan döndürebileceklerini mi sanıyorlar. Biz evlatlarımızın parçalara ayrılmış bedenlerine sarılmış bir halkız, bunlarla bizi yıldıramazlar" dedi
TSK savaş uçaklarının dün gece saatlerinde bu yana Medya Savunma Alanları'na yönelik bombardımanı ve siyasi soykırım operasyonlarına karşı Diyarbakır halkı tepkili. Diyarbakır halkı AKP'nin ülkeyi savaşa sürüklediğini belirterek, bu politikalara bir an önce son verilmesi çağrısı yaptı.
Savaş politikalarına izin vermeyeceklerini belirten Diyarbakırlı kadınlar da barışa sahip çıkmak için yaşadıkları her şeye rağmen tepki vermediklerini ama artık savaş politikasına izin vermeyeceklerini söyledi.
'Tecrit savaş için yeterli sebep'
Yıllardır kan döküldüğünü görmekten yorulduklarını artık barış istediklerini ifade eden Dilan Yılmaz, "Biz savaşın çıkmasını istemiyoruz barış olmasını istiyoruz. Artık evlerimizden çıkamıyoruz. Çünkü bizi neyin beklediğini bilmiyoruz. Her tarafımızda bombalar patlatılıyor her yerde tutuklamalar var. Artık balkonlarımıza çıkmaktan bile korkuyoruz. Çocuklarımızı sokağa oyun oynamaya gönderemiyoruz. Bitsin artık bu savaşlar, devlet Kürtlerin üzerinden çeksin elini. Yeteri kadar kan aktı. Bu toprakların kanla beslendiği yeter. Önderliğe yapılan tecrit zaten savaş için yeterli bir sebep ama biz yine de onun başlattığı barış sürecine sahip çıkmak için sustuk. Eğer onlar bize saldırırlarsa, gençlerimizi öldürürlerse, önderliğimizi özgür bırakmazlarsa artık durmayacağız" diye konuştu.
'Devlet bizi mi kandırıyor'
3 yıldır başlayan barış sürecinin sürekli Kürtler tarafından yürüdüğünü söyleyen Hayriye Doğan, devletin bu toprakları 1990'lı yıllara götürmek istediğini belirterek buna izin vermeyeceklerini vurguladı. Hayriye, "İŞİD'e operasyon" adı altında Kürtlere saldırıldığını söyleyerek, "Devlet çocuk mu kandırıyor? Biz bilmiyor muyuz onun kan dökülmesini istediğini? Her gün gençleri öldürmekten bıkmadılar. Azrail yoruldu bu kadar can almaktan ama devlet doymuyor, her gün Azrail'e yeni canlar yolluyor. Çetelere karşı bir şey yapmak istiyorlarsa ilk başta camilerin altında sakladıkları yüzlerce çeteyi öldürsünler, yakalasınlar" dedi.
'Kürt kanına doymadın mı'
Dün akşamdan bu yana uçak seslerinin susmadığını, geceleri uyuyamadıklarını ifade eden Hayriye, "Biz bu devlete ne yaptık ki sürekli üzerimize bomba yağdırıyorlar. Onlar hep savaş politikası yürütüyorlar. Sayın Abdullah Öcalan barış istediği için onunla yapılan görüşlere de izin vermiyorlar. Kürt kanına doymadın mı? Kürt gençlerinin hepsini öldürdün, kaç can daha lazım gözünün doyması için" diyerek tepkisini dile getirdi.
'Bunlarla bizleri yıldıramazlar'
Kan akmasını istemediğini söyleyen Aynur Avşin ise, savaşı değil barışı istediklerini ifade etti. Aynur, "Gençleri katlediyorlar, yanımızda genç bırakmadılar. Zindanlar sadece Kürtler için mi yapıldı? Zindanları Kürtlerle dolduruyorlar. 40 senedir savaş içindeyiz artık savaş olsun istemiyoruz. Kürtleri savaşlarla bitiremezsiniz eğer öyle olsaydı bizleri 20 sene önce yok ederlerdi. 20 sene önce gelip köyleri yaktılar, bizleri tutukladılar ve ölümlere sebep oldular ama biz yine ayaktayız ve hep ayakta kalacağız. Bu kirli oyunlarla bizi bitirebileceklerini, yolumuzdan döndürebileceklerini mi sanıyorlar. Biz evlatlarımızın parçalara ayrılmış bedenlerine sarılmış bir halkız, bunlarla bizi yıldıramazlar" dedi.
'Bizim kaybedecek bir şeyimiz kalmadı'
Bugüne kadar yakınlarının, evlatlarının cenazeleri üzerine ağıtlar yaktıklarını ifade eden Ayfer Tekdağ, bu kadar can kaybından sonra hiçbir şeyin onları mücadeleden vazgeçiremeyeceğini dile getirdi. Ayfer, "Bu topraklar çıkan her savaşta kadınlar ağlıyor, en çok kadınların canı yanıyor, en çok onlar ağlıyor. Yeter artık ağlamasın kadınlar, kirli ellerini çeksinler topraklarımızdan. Onlar ne kadar savaş derse desin biz barıştan yana olacağız. Bizim çocuklarımız öldü başka çocuklar ölmesin diye barış istiyoruz. Her bir gencimiz öldüğünde damarlarımızda tek damla kan kalmıyor. Her şeye rağmen yine 'süreç bozulmasın' dedik ama onlar barış sürecinin bozulması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Her gün baskı, zülüm görüyoruz, biber gazı, tazyikli su ile bize saldırıyorlar. Bize silahlarla saldırsalar da bizi tutuklasalar da yıldıramazlar. Vereceğimiz bütün bedelleri verdik, kaybedecek bir şeyimiz kalmadı bizim. Öldürülen gençlerimizden daha iyi değiliz ki. Her gün bir gencimizin ölüm haberini almaktansa ölmeyi tercih ederiz" diye konuştu.
'Önderliği tecride almak halkı yok saymaktır'
Tüm yaşananları büyük bir nefretle kınadığını dile getiren Ayşe Dicle şu sözlerle tepkisini belirtti: "Tekrar 90'lı yıllara dönmek istiyorlar. Eğer bombalama yapılacaksa öncelikli hedef İŞİD olmalı. Halkı kandırıyorlar 'İŞİD'i vuruyoruz' deyip boş alanları bombaladıklarını herkes gördü" dedi.
Medya Savunma Alanları'nda sivillere yönelik saldırıları kınayan Ayşe, "Medya Savunma Alanları'nı bombalayıp barış sürecini bitirmek istiyorlar ama biz asla buna izin vermeyeceğiz. Barajı aşmamızla birlikte Önderlik üzerinde tecrit uyguladılar, onların yaptığı barbarlıktır. Bir halkın önderine tecrit uygulamak ve onu kimseyle görüştürmemek o halkı yok saymak demektir. Yaklaşık bir aydır bir tutuklama furyası başlatıldı. Bu tutuklamalarla bizi yıldıracaklarını sanıyorlar. Halkımız ölüme de tutuklamalara da alıştı. Kürdistan coğrafyasında yaklaşık 40 yıldır aynı şeyleri tekrarlıyoruz. Çok sancılı bir süreçten geçiyoruz ama hiç kimse sevinmesin çünkü Kürt Halkı 90'lı yıllardaki Kürt halkı değildir."
(bc-nz/gc)

