Jülide Kural: Özgürlük direnci ile izin vermeyeceğiz
11:58
JINHA
AMED - Devletin tüm erkekliği ve acımasızlığı ile 'ben devletim benim istediğim olur benim yaslarım kurallarım geçerlidir. Sizi eşit ve özgür dünya isteminizi ben bombalarım' dediğini belirten Oyuncu Jülide Kural, "Kadınlar olarak özgürlük konusunda her zaman direngen olacağız. Türkiye de savaşın olmasına izin vermeyeceğiz" dedi.
"Birbirimizin eli ayağı olalım" şiarıyla 5 Haziran'da HDP'nin mitingine yönelik saldırıda yaralan Ortadoğu Sinema Akademisi çalışanı Lisa Çalan ve diğer yaralılarla dayanışmak için Diyarbakır'da gelen kadın sinemacılar, ardı ardına yaşanan katliamlar ve AKP'nin tüm halkları hedef alan savaş politikalarına karşı birlikte mücadele çağrısı yaptı. Bu saldırı ve ölümlerin amacının halkların bir araya gelmesini engellemek olduğunu dile getiren Oyuncu Jülide Kural, bütün baskılara rağmen "Birbirimizin parçası olalım çünkü biz bütünüz" mesajını yaymaya devam edeceklerini söyledi.
'Özgürlük bilincimizi yitirmedik'
Her gün yeni bir saldırı ve katliama uyanıldığını kaydeden Jülide, ülkeyi savaşa sürükleyen güçlere karşı duracaklarını dile getirdi. Jülide şunları söyledi: "Suruç'ta korkunç bir katliam yapıldı. Ardından sürekli bombalamalar ve operasyonlar oluyor. Devlet bütün erkekliği ve acımasızlığı ile bize 'ben devletim benim istediğim olur benim yaslarım kurallarım geçerlidir. Sizi eşit ve özgür dünya isteminizi ben bombalarım'ı göstermek istiyor. Ama biz kadınlar bu güne kadar çeşitli yerlerde farklı şiddetlere maruz kaldıysak da özgürlük bilincimizi yitirmedik ve yitirilmesine de asla izin vermeyeceğiz. Kadınlar olarak özgürlük konusunda her zaman direngen olacağız. Türkiye de savaşın olmasına izin vermeyeceğiz. Çünkü bizler bu dünyanın eşitlikten ve özgürlükten yana olan insanları olarak bir araya geldik. Kendimizi böyle var edebiliyoruz. Bizi yok edinceye kadar birlikte olma, dayanışma ve özgür yaşamı kurma iradesinden vazgeçmeyeceğiz. Bunu da kalıcı bir barışı inşa ederek başarabiliriz."
'Bomba yaraları birlikte sarma iradesine atıldı'
Belgesel yönetmeni Elif Ergezen'de, sinemacı kadınlar olarak 100'den fazla kadın imzası ile 5 Haziran'daki bombalı saldırıda yaralananların ihtiyaçlarının karşılanması için bir kampanya başlattıklarını dile getirdi. Elif, "Kobanê'deki halkla dayanışmak, oradaki çocuklara oyuncak götürüp onları sevindirmek için yola çıkmış sosyalist arkadaşlarımız Suruç'ta ki bombalı saldırıda katledilince, yapmamız gereken dayanışma ve birliktelik vaktinin tam da bugün olduğunu anladık" dedi.
'Düşen arkadaşlarımızın izinde ilerleyeceğiz'
Yapılan saldırıların Reyhan'lıdan başlayarak değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Elif, "Reyhanlının failleri yargılanmadı. Adana ve Mersin saldırganları yargılanmadı. 5 Haziran'daki saldırının gerçek failleri ortaya çıkarılmadı. İnsanlar önemli kırılma yaşadılar. Şimdi bu saldırı sonrası ne olacak. Biz devleti tanıyoruz. Bu ülkede failler bilinmiyorsa faili bellidir. Devlet ya koruyordur ya da azmettiriyordur. İnsanları hedef gösteren savaş dili basın tarafından da azmettiriliyor. Türkiye'de hiçbir katil hesap vermiyor. Kadınlar olarak devletten hiçbir şey beklemiyoruz. Ne yapılacaksa biz 'kadınlar' yapacağız. Bu halk bunun farkında dolayısıyla bir sel gibi akacağız. Bizi kontrol edemiyorlar bütün panikleri bundan. Katliamcılar daha fazla korkmaya devam etsin çünkü biz onlardan korkmuyoruz" şeklinde sözlerini bitirdi.
'Birşeyleri değiştirme inancına sarıldık'
Belgeselci Bingöl Elmas ise Türkiye'de yıllardır kirli oyunlara tanıklık ettiklerini kaydetti ve saldırı, katliamların da bunun sonucu olduğunu söyledi. İktidarı kaybedenlerin her türlü kötülüğe sarıldığını kaydeden Bingöl, "Türkiye de yıllardır yürütülen kirli oyunlarını, şiddetten beslenen devlet aklını ve yok etme politikalarını devreye soktu. Katliamcı ruh iktidara gelenlerin iliklerine ilişmiş ve bu korkunç vasiyeti sürekli birbirlerine devrediyorlar. Tarihe baktığımız zaman geçmiş yine savaş ve şiddetle dolu. İnsanları ve insani hakları savunan bizlerin bütün kirli politikaların karşısında güçlü durmamız gerekiyor. İktidardaki güçlerin kaybetme korkusu olduğu için azgınlaşmış bir hal alıyorlar. Bu yüzden kanlı politikalarının yeri ve zamanı yok. Nerde ne yapacaklarını hiç kimse kestiremiyor. Bu durumu Suruç'ta ki bombalı saldırı açık bir şekilde kanıtlıyor. Barbarların savaşı ile yok edilmeye çalışılan Kobanê'ye hayat vermek, çocukları sevindirmek için çocuk parkı ve kütüphane yapmak için yola çıkan SGDF'li gençlerin bedenlerini parçaladılar. Bu karanlık güçler o kadar vahşi ve gözleri o kadar dönmüş ki iktidar hırsları için her şeyi yapacak duruma gelmişler" dedi.
'Direnç göstermeli gerekirse barış için savaşmamız gerekiyor'
Bingöl son olarak şunları söyledi: "Birçok insanımızı kaybettik, birçok arkadaşımız da kolunu ve bacağını kaybetti. Yürümeyi seven insanların kolunu, bacağını almak büyük bir günah, haksızlık ve alçaklıktır. Savaş en çok kadın ve çocukların canını alıyor. bu yüzden de savaşın en çok karşısında durması gereken kişiler kadınlardır. Direnç göstermeli gerekirse barış için savaşmamız gerekiyor belki de savaşı yeryüzünden kaldırmak için uğraşmalıyız. Yapacağımız her şeyin bir anlamı ve işe yarar bir yanı olmalıdır. Bunun uğraşı içinde olmalıyız. Biz bu kampanyayı yaptık çünkü sürekli ölümler ölüyor ve biz yapılanları sürekli unutup yeni bir zamana geçiyoruz. Oysa bu ölümleri durdurmamız olanı da unutmamız gerekli. Başlatmış olduğumuz 'Birbirimizin eli ve ayağı olalım' kampanyası tam da bu amaç için hayata geçirildi."
(sg-hy/fk)

