Şehirden dağa özgürlüğün kokusunu araştırma konusu yapmak istiyor

09:01

Öykü Dilara Keskin / JINHA

İSTANBUL - Okan Üniversitesi öğretim görevlisi Damla Eres, göç ve mobilizasyon konulu araştırmasında 1990'lı yıllarda köyleri yakılan Kürt kadınlarla görüştü. Yaşanan sürecin ardından araştırmasına farklı şekilde devam etmek isteyen Damla'nın bir sonraki amacı, şehirde anneleri ile konuştuğu dağdaki kadınlarla görüşüp ,"özgürlüğün kokusunu" hissetmek.

Okan Üniversitesi'nde Araştırma Görevlisi Damla Eres, Kürt kadınlarının politik mobilzasyonu konulu tez hazırladı. Tez 1990'lı yıllarda göç etmiş 30 kadınla görüşülerek hazırlandı. Öncesinde yaşanan 30 yıllık çatışma ve 100 yıllık kimlik sorunu hakkında bir fikri olmayan Damla, yaptığı görüşmeler sırasında Kürt gerçekliğini daha iyi gördüğünü belirtti. Marmara Üniversitesi'nde okurken hocalarının Kürt hareketine olan duyarlılığından etkilenerek, kadınların barış sürecindeki rolünü merak ederek araştırmaya girdiğini söyleyenDamla, "İrlanda ve Afrika'daki kadınları araştırdım. Bu ülkede de Kürt kadınları hem erkek baskısına hem de devlet baskısına uğruyorlardı. Bu ülkenin bir gerçekliği olan bu durumu konu edindim" dedi.

'Kadınlar çatışmalı süreçlerde daha çok acı çekiyor'

Tez için çalışmaya başladığı süreçte birçok sorun yaşadığını ifade eden Damla, "Güven sorunu vardı ilk başta bu durum doğaldı. Kendi dilinin konuşmasının yasak olduğu bir ile geliyorlardı. Bu kentte tutunmaya çalışıyorlar, göç etmesinin ardından neler değiştiğini merak ediyordum" diye konuştu. Kadınların ve erkeklerin çatışma sürecinde yaşadıklarının aynı olmadığını söyleyen Damla, kadınlarınçatışmalı süreçlerde daha çok acı çektiğini kaydetti. Kadınları bulma noktasında sıkıntı çektiğini, 2 ay boyunca görüşme yapamadığını dile getiren Damla, başlangıçta Kürtçe bilmediğinden dolayı tepki göreceğini düşündüğünü dile getirerek, "Ama bu durum benim ön yargıymış. Çok güzel ilişkiler kurduk, sadece ben tezimle alakalı değildi, devamı olabilecek ilişkilerdi ellerinden ne varsa bana açtılar" diyerek, kendisindeki ön yargınıngörüşmelerle kırıldığını ifade etti.

'İnsanların derin acılar çektiğini görüşmelerde anladım'

HDP aracılığıyla göç eden Kürt kadınlara ulaştığını belirten Damla, "Görüşmeler sırasında onlar ağladı ben de ağladım. 80'lerde cezaevlerini, köylerin yakılmalarını biliyorduk ama insanların bu kadar derin acılar çektiğini görüşmeleri yaparken anladım" diye belirtti. Göç etmenin nedenini sorduğu zaman kadınların devlet baskısı ve köy koruyuculuğu olduğunu söylediklerini kaydeden Damla, "Parti vasıtasıyla kadınlar sistemi nasıl dönüştürebiliriz sorusunu sormaya başlamış. Kürt kadınlarına daha büyük bir saygı duymaya başladım" dedi.

'Kürt hareketinin kucaklayıcı olduğunu gördüm'

Türk ve Kürt kadın hareketinin birçok ortak noktası olduğuna işaret eden Damla, buna rağmen Türk kadın hareketinin Kürt kadın hareketine göre, taleplerinin daha dar olduğuna dikkat çekti. Damla Kürt kadınlarının taleplerinin daha geniş kapsamlı olduğunu şu örneklerle ifade etti: "Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri 'bizim şehit düşen gerillalarımız var siz de birer annesiniz, gelin bu annelik kimliği üzerinden bir olalım annelik kimliğini politize edelim ve buna karşı koyalım' diyorlar. Bunca yaşanmışlığa rağmen aslında ötekinin devlet olmasına rağmen Kürtler barış istedi. Kürt hareketinin bu kadar kucaklayıcı olduğunu bu çalışmayı yaparken daha çok fark ettim."

'Bir gün hareketin o kanadını da görmek istiyorum'

"Tabi ki PKK gibi bir kanadı da var bu hareketin ama kadınlar anlatılarından yola çıkarsak dağda yaşam çok güzeldir. Dağ, kadınlar için özgürlüğün olduğu kendilerini özgürce ifade edebildiği bir yerdir. Bu durum orayı çok merak etmeme yol açtı" diye konuşan Damla, "Bir gün hareketinin o kanadını da görmek gözlemlemek isterim" dedi. Görüştüğü kadınların köy yakılmalarının nedeninin devlet olduğunu söyledikleri zaman kendini daha da sorguladığını belirten Damla, "Bize medya tarafından söylenen yalanların farkına vardım. Farkındalığımla hareketi izleme isteği doğdu içimde, kadınların bu kadar güçlü, iradeli olabileceklerini bu kadar kendilerinin farkına varabileceklerini hem erkeklerin söylemini, hem partinin söylemini, hem de Kürt hareketinin söylemini dönüştürüp, kendilerini daha fazla ön plana çıkardıklarının farkına vardım" diye ifade etti.

'Çünkü dağ kadını özgürleştirir...'

Görüşme yaptığı kadınların kendisine "sen evli bir kadınsın ama sen o kadar özgür konuşuyorsun ki, sen evli değil gibisin ve bu konulara ilgin çok var. Oradaki yaşamı bir görsen ben nasıl bir yerde nasıl bir yaşam yaşıyorum diye sorgulamaya başlarsın" dediğini anlatan Damla, "Çünkü dağ, kadını özgürleştirir. Bir şeyin içinde olmak ayrıdır ve dışarıdan bakmak farklıdır. Dolayısıyla ben bunu merak edip, gerçekten nasıl bir yaşamları var? Gerçekten özgürlük anlayışları ne? Şimdi özgürlükten anlamak da farklıdır" diye konuşarak merak duygusunu belirtti.

'Özgürlük kadın olarak farkındalığında başlıyor'

Özgürlüğün sadece sınırlı şeylerle ilgili olmadığını söyleyen Damla, "Özgürlük insanın içinde başlıyor, hayata bakışında başlıyor. Bir kadın olarak farkındalığında başlıyor. Yani özgürlük anlayışları ne? Yaşam alanları dağ olduğu için annelerin söyleminden bunu çıkarıp en çok bunu merak etmeye başladım" diye belirtti. Damla, ileride gözlemci olarak PKK sahasına gidip görmek isteğini yineleyerek, bunun nedenini şu sözlerle açıkladı: "Çünkü ben sonuçta şehirde o çatışmaları yaşamış, acıları görmüş annelerle konuştum. Birçoğunun oğlu kızı dağda gerilladadır. Ama anlatılanla yaşamak ayrı şeylerdir. Ben onu yaşayarak öğrenmek istiyorum."

(dc/zd/fk)