Beyaz örtülü tarlaların emekçi kadınları…
08:56
Mizgin Tabu - Sarya Gözüoğlu / JINHA
RIHA (URFA) - Yoksulluğun arttığı Türkiye ve bölgede kadınlar genelde uzun çalışma saatlerinin yanı sıra düşük ücretlerle çalıştırılıyor. Viranşehir İlçesi’nde mevsimlik işçi olarak pamuk tarlalarında çalışan kadınlar yaşadıkları zorlukları anlatarak, “Günlük 27 TL’ye 12 saat çalışıyoruz. Ancak emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Ucuz iş gücüyle çalıştırılıyoruz daha doğrusu çalışmak zorunda kalıyoruz. Başkada bir geçim kaynağımız yok. Yaşamımız tarlalarda geçiyor. Tarla ve ev dışında başka bir hayatımız yok” dedi.
İşsizlik, günümüzün en büyük sosyo-ekonomik sorunu. Bir yandan üretimi artıracak çözümler düşünülürken, diğer yandan işsiz ordusunun her geçen yıl artıyor oluşu derin bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Kuşkusuz bu çelişkinin pek çok nedeni var. Kadın iş gücünün ekonomik faaliyetlere katılımının düşük olması ise bu sebeplerden sadece bir tanesi. Kadın iş gücünün istihdamı, sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede farklı sorunlarla sürüyor. Düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve cinsiyet ayrımcılığı olarak özetleyebileceğimiz bu sorunların temelinde yanlış politikalar yatıyor. Yoksulluğun arttığı Türkiye ve bölgede kadınlar genelde uzun çalışma saatlerinin yanı sıra düşük ücretle çalıştırılıyor. Urfa’nın Viranşehir İlçesi’ndeki mevsimlik işçi olarak pamuk tarlalarında çalışan kadınlar yaşadıkları zorlukları anlattı. Günlük 27 TL’ye 12 saat çalışan kadınlar emeklerinin karşılığını alamadıkları gibi evlerine döndüklerinde bu kez ev işleriyle uğraştıklarını söyledi.
Yoksulluk böyle bir şey…
Pamuk tarlalarının beyaz örtüsü altında iki büklüm pamuk toplarken karşılaştığımız kadınlardan 38 yaşındaki Adile Kalkan, “Viranşehir’de yaşıyorum. 17 yıldır evliyim o günden beri bu haldeyim” diyerek, yıl boyunca mevsimlik işçi olarak çalıştıklarını ve mevsimlerine göre pamuk, kayısı ve fındık toplamaya gittiklerini belirtti. 6 çocuğu olduğu ve zar zor geçindiklerini dile getiren Adile, “İhtiyaçlarımızı karşılamak için günlük 12 saat çalışıyoruz. Ucuz iş gücüyle çalıştırılıyoruz daha doğrusu çalışmak zorunda kalıyoruz. Hava kararınca da eve gidip evin işlerini yapıyoruz. Pamuk ucuz olduğu için çok az kazanıyoruz. Yine de çalışmak zorundayız” ifadelerinde bulundu. Evlerine gidince de dinlenemediklerini ev işleri, yemek ve temizlikle uğraştıklarını dile getiren Adile,“Çocuklarımızın kıyafetlerini yıkıyorum. Gece yarısına kadar işlerimiz bitmiyor. Geceden bir sonraki günü hazırlığını da yapıyoruz işimiz hiç bitmiyor. Yoksulluk böyle bir şey çok çalışıyoruz ama yine de kazanamıyoruz” şeklinde konuştu.
‘Ailenin bütün yükü benim omuzlarımda’
Eşinin pamuk tarlasında çalışmanın yorucu olduğunu bahane ederek de çalışmadığını söyleyen Adile, “Eşim kendi keyfine bakıyor kahveye gidiyor, geziyor. Bütün zorluk ve eziyeti biz kadınlar çekiyoruz. Kadın dışarıda çalışsın, evde çalışsın, bütün sıkıntının yükünü çeksin. Çalışmazsam eşim diyecek ‘babanın evine git’ bütün zorluğu biz kadınlar çekiyoruz” dedi. Adile, Sabahtan akşama kadar çalışıyoruz günlük sadece 27 TL için. 10 gündür biz bu pamuk tarlasında çalışıyoruz. Eşim bana asla yardım etmiyor. Bütün yük benim omuzlarımda” ifadesinde bulundu. Karacadağ’dan Viranşehir’e göç ettiklerini belirten 50 yaşındaki Makbule işlek, gün doğduğu vakit uyandığını dile getirerek,“Sabah namaz saatinde uyanıyorum. Namazımı kıldıktan sonra hayvanlarımıza bakıyorum süt sağıyorum sonra sütü pişiriyorum. Yemek hazırlıyorum” dedi.
‘Kendimize ait bir yaşamımız yok’
10 çocuğu olan Makbule, çocukları için çalıştığını dile getirerek, “Eşim sırtının ağrıdığını bahane ederek çalışmıyor. Sürekli bir iş yaptığı zaman hastayım diye yakınıyor” ifadelerinde bulundu.
Kendi toprakları olmadığını ve başkalarının topraklarında çalıştıklarını söyleyen Makbule, “Biz burada başkalarını işini yapıyoruz hastalanıyoruz yoruluyoruz. Aynı zamanda çocuklarımızla da ilgileniyoruz banyolarını yaptırıyoruz yemeklerini yapıyoruz” söyleminde bulundu. Hasta olduğu halde çalışmak zoruna kaldığına dikkat çeken Makbule, “Çocuklarımda okula gidiyor ders çalışmak istedikleri için buraya gelmek istemiyorlar. Günde sadece birkaç defa yarım saatlik mola verebiliyoruz. Kendimize ait bir yaşamımız yok” sözlerini ifade etti.
Okuldan pamuk tarlasına…
Öğrenci olduğu halde hafta sonraları pamuk tarlasında çalışan 17 yaşındaki Sibel Direk, “Sabahın erken saatlerinde buraya çalışmaya geliyoruz. Anadolu Lisesine gidiyorum okul olmadığı zamanlarda ise tarlaya pamuk toplamaya geliyorum” dedi Çoğu zaman ders çalışmak için vakit bulamadığından yakınan Sibel, öğretmenlerim bu konuda çok uyarıyor ama ben vakit bulamıyorum. O kadar yoruluyorum ki eve gider gitmez uyuyorum” şeklinde konuştu. Sınavı olduğu zamanlarda tarladan döndükten sonra sabaha kadar çalışmak zorunda kaldığını dile getiren Sibel, “Burası bir öğrencinin yeri değil. Şimdi derslerimize çalışmazsak ileride başka alternatifimiz kalmayacak ve ömrümüzün sonuna kadar böyle işlerde çalışacağız” dedi.
‘Okuldan alındım tarlaya gönderildim’
Pamuk tarlası yüzünde okuldan alınan ve babasının maddi durumları düzelsin diye kendisini tarlada çalıştırdığını dile getiren 18 yaşındaki Kader İşlek, “Babama tarlada çalışacak çocuk lazımdı. Babam okul okumamı istemedi. Bu nedenle okulu bırakıp tarlada çalışıyorum” diye konuştu. Pamuk olmadığı zamanlarda fındık, kayısı toplamaya gittiklerini ifade eden Kader,“Bizim tarlamız olmayınca mecbur kalıp başka şehirlere gidip başkanların tarlalarında çalışmak zorunda kalıyoruz” şeklinde konuştu. Okulu bırakmayı hiç istemediğini fakat 4 yıl önce ailesinin zoruyla okuldan alındığını söyleyen Kader, “Tarlaya gelip 24 saat çalışıyorum hiç isteyerek yaptığım bir iş değil. Bunun için herkesin okula gitmesini istiyorum” şeklinde konuştu.
‘Bütün hayatımız çalışmakla geçiyor’
Okul okuyan ve eğitimini tamamlayan gençlerin kimseye muhtaç olamadan yaşayabileceklerine dikkat çeken Kader, “Okuma imkânı olanlara sesleniyorum. Eğitimlerini tamamlayarak bilinçli bir şekilde çalışma hayatına atılsınlar. Zamanlarını boşa harcamasınlar. Bize dışarıda gelen öğretmenler doğru dürüst ders vermiyorlardı. Şimdi buradan okuyan öğrenciler olsaydı daha iyi olurdu. Bize derslerimizde daha yardımcı olurdu” şeklinde konuştu. Kader, okutulmayan çocuklara yardım edilmesini çok istediğine işaret eden Kader, “Ben okusaydım, öğretmen olsaydım tüm öğrencilere yardımcı olmaya çalışırdım. Sabahın erken saatlerinden geliyoruz. Daha sonra eve gidip evdeki işlere yapıyoruz. Hayvanlara bakıyoruz. Bizim bütün hayatımız çalışmakla geçiniyor. Farklı bir hayatımız yok” diye konuştu.
(sg-mt/mg)

