REPAK: Ezidi soykırımına ortak olanlar UCM'de yargılansın

11:24

JINHA

HABER MERKEZİ - Şengal katliamının yıldönümünde yazılı bir açıklama yapan Kürt Kadın İletişim Merkezi (REPAK), "Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi devletlerin DAİŞ'e sunduğu desteklerin incelenmesi, sorumluların Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) yargılanması ve bu devletlere dönük yaptırımlara gidilmesi" çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca BM'den Ezidi soykırımını tanıması ve çetecilerin elinde esir bulunan kadınlar için acilen çalışma başlatılması talep edildi. x

Şengal katliamının yıldönümü nedeniyle Kürt Kadın İletişim Merkezi (REPAK), yazılı bir açıklama yayınladı. Binlerce kadının hala çetecilerin elinde olduğuna vurgu yapılan açıklamada, başta BM olmak üzere uluslararası kamuoyuna harekete geçme çağrısı yapıldı. REPAK açıklamasından şöyle denildi: "DAİŞ çetelerinin Güney Kürdistan'da (Kuzey Irak) bulunan ve ağırlıkta Ezidilerin yaşadığı Şengal'e soykırım girişiminin üzerinden tam bir yıl geçti. Bundan bir yıl önce, 3 Ağustos 2014'te DAİŞ çeteleri Şengal'e bağlı köylerde katliamlar yoluyla etnik temizlik yaparak alanı işgal etmeyi hedeflediler. BM tarafından açıklanan rakamlara göre 3Ağustos'ta başlayan katliamlarda 5 bin Ezidi Kürt katledilirken, 7 bin kız çocuğu ve kadın ise 'ganimet' olarak kaçırılıp ya DAİŞ çetelerince köleleştirilmiş ya da köle pazarlarında satılmıştır. Bazı kadınlar çetelerin elinden kaçmayı başarmış olsa da, birçok kadın, bu vahşetten kurtulmak için yaşamına son verdi. Ancak binlerce kadın hala çetelerin elinde bulunmaktadır.

'Şengal Dağı sığınak oldu'

Uluslararası resmi kuruluşların da rapor ettiği gibi Şengal'de bulunan Kürdistan Bölge Hükümeti'ne bağlı peşmerge gücü DAİŞ'in saldırıları karşısında geri çekilirken, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) gerillaları Rojava'da Halk Savunma Güçleri (YPG) ile koordineli bir şekilde Şengal'den Rojava'ya insani koridor açarak, Sincar dağına sığınmış on binlerce Ezidi'yi katliamdan kurtarmayı başarmıştır. DAİŞ çeteleri, 3 Ağustos'ta başlayan saldırıları ile sadece Şengal'i işgal edip sözde kontrol alanlarına dahil etmeyi amaçlamamıştı. Bununla birlikte tarihte 73 fermandan geçirilen Ezidilere yönelik hem fiziki hem kültürel soykırım hem de kadın kırımı hedeflenmiştir. Ortadoğu'nun en kadim inançlarından birine mensup Ezidiler, yüzyıllar boyu iktidarlar tarafından teslim alınmaya karşı hep direnmiştir. Kutsallık atfettikleri Şengal dağı, katliam amaçlı saldırılara karşı hep bir sığınak olmuştur. Ezidiliğin son merkezlerinden biri olan bu sığınağın ortadan kaldırılması ile bu kadim inanca karşı soykırım süreci tamamlanmak istenmiştir.

Öz örgütlenmeyi esas alan kadılar meclis ilan etti

Hem fiziki hem de kültürel soykırım amaçlı katliamların ilk hedefi ise kadınlar olmuştur. Çünkü bu katliamları gerçekleştirenler çok iyi biliyor ki Ezidiliğin bütün kültürel kodlarının bileşkesi kadındır. Kadına saldırılarak bir toplum yok edilmek istenmiştir. Ezidi genç kız ve kadınlarının katledilmesi, tecavüz edilmesi, kaçırılıp seks kölesi olarak DAİŞ çetelerine verilmesi, İslamiyet'e geçmek için her türlü baskıya maruz bırakılması yanı sıra köle pazarlarında eşya gibi satışa sunulması, kesinlikle kadın kırımının somut ifadelerini oluşturmaktadır. Bilinmeli ki DAİŞ çetelerinin Ezidileri soykırım ve Şengal'i işgal amaçlı saldırıları hala devam etmektedir. Ama buna karşı Ezidiler de kendi öz savunmasını ve öz örgütlenmesini geliştirerek, varlığını her türlü saldırıya karşı güvence altına almak için direnmektedir. Şengal'deki kadınlar bu amaçla geçtiğimiz günlerde konferans gerçekleştirerek, Ezidi Kadın Meclisi'ni ilan etmiştir.

'Gerçek hesaplaşma ile katliamlar önlenebilir'

DAİŞ çetelerinin Ezidiler üzerinde devam etmekte olan tehdidin bir an önce ortadan kaldırılması için, oradaki halkın öz savunma ve örgütlenme çabaları desteklenmelidir. Ezidilerin bir kez daha anavatanlarından göçertilmesine izin verilmemelidir.
Bu anlamda Alman hükümeti başta olmak üzere uluslararası güçler, DAİŞ mağduru Ezidileri, özellikle de kadınları 'rehabilitasyon' adı altında ülkelerinden koparak projeler geliştirmek yerine, bizzat yerinde destek sunmalıdır. Ezidi kadınları ailelerinden, toplumdan ve topraklarından koparan projeler, var olan yaraları sarmaya hizmet etmediği gibi, çok daha derin yaralar açıp sosyal ve kültürel dejenerasyonu geliştirmektedir. Bundan ziyade Ezidi toplumunun kendi kendine yetecek düzeye gelmesi için gerekli maddi ve manevi desteklerin esirgenmemesi gerekiyor. Bununla birlikte yeni katliamların önüne geçmek için Şengal'de gerçekleştirilen katliamın bütün boyutlarıyla netliğe kavuşturulup sorumlulukların açığa çıkarılması gerekiyor. Ancak gerçek bir hesaplaşma ile yeni katliamlar önlenebilir.

Bu temelde acil olarak şu çağrıyı yapıyoruz:

*BM'nin, DAİŞ çeteleri tarafından Şengal'de Ezidi toplumuna karşı gerçekleştirilen fiziki ve kültürel soykırımı tanıması ve gerekli adımları atması
*BM'nin DAİŞ'in Ezidi kadınlara karşı gerçekleştirdiği katliam, tecavüz, alıkonulma, intihara sürükleme, zorla din değiştirme ve köle pazarlarına satılmayı kadın kırımı olarak tanıması ve gerekli adımları atması
*Şengal katliamının bağımsız bir uluslararası heyet tarafından ayrıntılı bir şekilde incelenip, sorumluların tespit edilmesi ve yargılanması
*Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi devletlerin DAİŞ'e sunduğu desteklerin incelenmesi, sorumluların uluslararası Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) yargılanması ve bu devletlere dönük yaptırımlara gidilmesi
*Başta Almanya olmak üzere, Ezidi kadınları ülkelerinden ve toplumlarından koparan politikalardan vazgeçilmesi
*Uluslararası yardım kuruluşlarının, Şengal'deki Ezidi toplumunun kendi kendine yeterliliğini sağlaması için gerekli desteği sunması

(fk)