VAKAD: AKP bu operasyonları hangi hakla yönetiyor?

15:15

JINHA

WAN - Son dönemlerde AKP'nin tırmandırdığı savaş politikalarına dikkat çeken Van Kadın Derneği (VAKAD), "7 Haziran seçimleri sonrası TBMM'de değişmesi gereken ve ülkenin çoğunluğunu temsil etmeyen geçici AKP hükümeti bu operasyonları ne hakla yönetmektir" diye sordu.

VVAKAD, son dönemlerde yaşanan gelişmelere ve savaş politikalarına ilişkin Akdamar Otel'de basın toplantısı düzenledi. Toplantıya kadın örgütler ve kadın sanatçılarda katılarak destek verdi. Basın metnini okuyan Selen Özenver, Suruç katliamı ve Türkiye'nin DAİŞ çetelerine verdiği desteğe dikkat çekerek, "20 Temmuz günü Urfa'nın Suruç ilçesinde gerçekleşen katliyamın katillerini de, bu ortamı hazırlayanları da aslında herkes çok iyi biliyor. Ortadoğu halklarına kan kusturanların ve katilleri kollayanların kimler olduğunu herkes çok iyi biliyor. Suruç'taki İŞİD'li canlı bombacının tespit edilmesine karşın İŞİD'e karşı mücadele etmeyen bu devlet, operasyonların yönünü yine Kürtlere çevirerek İŞİD ile işbirliğini sürdürmektedir. Cinayet ve tecavüz örgütü olan İŞİD'in Türkiye'de örgütlenmesine göz yuman bu zihniyet Suriye'de Kürtleri ve Türkmenlerin katledilmesine, yerlerinden yurtlarından edilmesine de destek vermiş oluyor" diye konuştu.

'Artık yeter'

Son dönemde tırmanan şiddet ve savaş politikalarına değinen Selen, "7 Haziran seçimleri sonrası TBMM'de değişmesi gereken ve ülkenin çoğunluğunu temsil etmeyen geçici AKP hükümeti bu operasyonları ne hakla yönetmektir? Son yıllarda AKP, devlet ve PKK arasında süren müzakere süreci ne oldu da devam etmemektedir? Ne oldu da birden 1000'den fazla insan tutuklandı? Suruç katliamından sonra İŞİD'e yönelik operasyonlar olmadı da neden Kürtlere karşı operasyonlar başladı? Bu savaş ortamı sivil insanlara neden yöneldi? Tüm bu soruların cevabının bize derhal verilmesi gerekmektedir. Bizler, emeğine, bedenine, kimliğine el konulan; işsiz bırakılan veya ucuz emek gücü olarak, güvencesiz koşullarda çalıştırılan, babaya- kocaya bağımlı bırakıldığımız yetmezmiş gibi, fabrikalarda, sokaklarda, yollarda basit önlemler alınmadığı için canından olan ve "artık yeter" diyen kadınlarız" dedi.

'Susmuyoruz, ses çıkarıyoruz'

Kadına yönelik eril söylemlerinde bu dönemde artığına vurgu yapan Selen, Bizler, erkekler tarafından susturulmaya, yok sayılmaya çalışılan ama asla susmayacak olan, geceleri de sokakları terketmediğimiz gibi sesimizin kısılmaya çalışıldığı hiç bir mekânı bırakmamak için direnen kadınlarız. Bir kez daha, kadınların kahkahalarından korkan Bülent Arınç'a "İŞİD'e karşı neden söz söylemiyor sunuz?" diye soran bir kadını, sırf kadın olduğu için, sırf "barış" dediği için onu susturmaya çalıştığı için bir kez erkek egemenliğine itaat etmeyeceğimizi söylüyor ve hatırlatıyoruz; 'Bir Kadın Olarak Susmayacağız . Barış için Ses çıkarıyoruz" diye konuştu.

'Oyalamadan kalıcı şeffaf barış'

Kadınlar olarak barıştan yana olacaklarını vurgulayan Selen şunları söyledi: "Yıllardır oyalamalarıyla; kalıcı, eşitlik ve özgürlüğe dayalı, şeffaf ve biz kadınların katılımına açık bir barış için gereken adımları atmaktan kaçınanların bugün fütursuzca "çığırından çıkmıştı" diye niteledikleri "çözüm sürecinin" bir çırpıda bitirilmesinin ne demek olacağını da çok iyi bilen kadınlarız. Çünkü biz, 1990'ların kirli savaş ortamında her türlü şiddet ve baskıya, tacize, tecavüze, cinsel istismara maruz kalan, sevdiklerini yitiren, savaştan ruhu, bedeni yaralanmış olarak dönenlere yoksulluk ve yokluk içinde ömür boyu bakım emeği verme görevini üstlenen ve asla o günlerin karanlık ortamına yeniden dönmek istemeyen ve barış diyen kadınlarız.
Bugün de dün olduğu gibi barışa ihtiyacımız var, çünkü bugün evde, işte, sokakta maruz kaldığımız erkek şiddeti biliyoruz ki savaş ikliminde kat be kat artacak. Biz kadınlar hayatımıza barış dili egemen olsun diyoruz; çünkü milliyetçiliğin pervasızca yükseltildiği savaş dili kadın erkek eşitsizliğini derinleştirir. Biz kadınlar barışta ısrar ediyoruz; çünkü bizler savaşın getireceği işsizlik, yoksulluk, yoksunluk ve belirsizlikle en başta yüz yüze gelmek zorunda olanlarız. Sonuç olarak; susmuyoruz susmayacağız, bu topraklarda adil, eşit ve hakiki bir barış kurulana; sözümüz, sesimiz duyulana kadar; dayanışma içinde, yan yana barış için ısrar edeceğiz. Hemen şimdi! Silahlar sussun, barış konuşsun."

(mt-şh/fk)