Rojava'da devrimin değiştirdiği kadın hayatları

10:26

Şevin Şervan/ JİNHA

DERÎK - 'Kadın devrimi' olarak anılan Rojava Devrimi'nde hikayeleri ve mücadeleleriyle kadın hikayeleri dikkat çekiyor. Qamişlo ayaklanmasında rejim tarafından gözaltına alınıp işkence sonucu katledilen PYD'nin ilk kurucularından Bavê Cudi'nin eşi Hüsniye İsmail Behrem, direnişte yeri aldı. Yaralılar Evi'nde çalışan Hüsniye, direnişte yaralananları tedavi ediyor ve yaşamını yitiren savaşçıların aileleriyle birebir ilgilenip destek veriyor.

Rojava Devrimi, 7'den 70'de bir halkın yoğun emeği ve bedelleri ile şekillenen ve şekillenmeye devam eden bir devrim. İçinde birbirinden farklı hikayeleri barındıran devrimin ilk öncülerinden PYD'nin kurucularından ve ilk şehitlerinden olan halk arasında Bavê Cudî olarak bilinen Ahmet Hüseyin, 11 yıl önce Qamişlo ayaklanmasında rejim tarafından gözaltına alınıp 7 gün işkenceden sonra katledildi. Eşi Ahmet'le birlikte mücadelede yerini alan Hüsniye İsmail Behrem'da onu kaybettikten sonra 4 çocuğu ile birlikte mücadelesine devam etti. Hüsniye 2012'de Rojava Devrimi başladığında da aktif olarak katıldı ve görev alanı olarak "Şehit Aileleri Kurumu"nu ve Yaralılar Evi'ni seçti.

'Rejim tarafından katledildi'

Ajansımıza konuşan Hüsniye kendi yaşamını ve yoldaşı Bavê Cudî'yi anlattı. Bavê Cudi'nin yaşamının her günün mücadele içinde geçtiğini ifade eden Hüsniye, "Bir gün ona 'Şehit düşmekten hiç korkmuyor musun?' diye sordum. Bana 'ölüm bir kezdir' dedi. En son tutuklandığında onu Qamişlo'ya götürdüler, ondan 5-6 gün haber alamadık. 7'nci günde şahadet haberini verdiler. Cenazesinde darp, kırbaç izleri vardı. Burnu kırılmış, tırnakları çekilmişti. Cenazeyi istedik bize vermediler" diye konuştu. Rejimin bu tutumunun duyulması üzerine PYD'li çalışma arkadaşları, cenazeyi fiili olarak almak istediklerini ifade eden Hüsniye,"Sorunların daha çok büyümemesi için böyle bir eylemin yapılmasına izin vermedik. Bavê Cudi'nin cenazesini alamasak da şahadetini ilan ettik. Taziye çadırı bir hafta sürdü ve bir hafta boyunca rejim taziye yerinden ayrılmadı, sürekli denetim altındaydık. Taziye bittikten sonra bizi soruşturmaya aldılar. Her şahadet yıldönümünde mezarı başında yaptığımız anmalar nedeni ile soruşturmalar yapıldı" şeklinde konuştu.

'Mücadele ile ayakta kaldım'

Eşinin yaşamını yitirmesinin ardından 4 çocuğu ile kaldığını ve küçük kızı Zilan'ın bu durumdan çok etkilendiğini anlatan Hüsniye, arkadaşları ve dostlarının desteği ile yaşamı yeniden kurduğu ve mücadeleye devam ettiğini söyledi. Devrim başladıktan sonra Derik'e taşındıklarını söyleyen Hüsniye Behrem devrim sürecinde aldığı toplumsal görevlere dair ise şunları aktardı: "Şehit aileler kurumunda yerimi aldım. Taşındığımız yerde yaralı evi vardı. Savaşta yaralanan arkadaşlara bir katkım olsun diye onlarla ilgilenip, yemeklerini yapmaya başladım. Üç yıldır yaralı arkadaşlara hizmet ediyorum, onlarsız geçirdiğim gün onları özlüyorum. Omzuma düşen her görevi de yapmaya hazırım. Şehitlere verilmiş sözümüz var. Bavê Cudi şehit düştüğü ana kadar mücadeleye bağlılık sözünü yerine getirdi. Benim de Bavê Cudi'nin şahadetinden sonra örgüte olan bağlılığım daha da güçlendi."

'Kadınlar korkmadan her çalışmada yerlerini alıyorlar'

Devrimden önce devletin zulmü olduğu kadar, erkeğin de baskısı olduğunu dile getiren Behrem, " Bavê Cudi henüz hayattayken komşumuz olan bir kadın arkadaşla bir gün toplantıya gittik. Toplantı uzadı biz de eve geciktik. Arkadaşım onunla birlikte evlerine gitmemi istedi. Neden diye sordum. 'Sen çocukları bırakıp çalışmalara katılıyorsun eşin de çalışmaların içinde olduğu için sana bir şey demiyor. Geciktiğim için eşimle sorun yaşarız' dedi. Eşiyle gittik konuştuk birlikte ve ondan sonra bir daha sorun çıkarmadı" diye anlattı. Rojava Devrimiyle erkeklerin kadınlara yaklaşımlarının da değiştiğini belirten Hüsniye, "Artık kadınlar korkmadan her çalışmada yerlerini alıyorlar" dedi.

(şg/fk)