ABD Raporu: Tayyip Erdoğan’ın üslubu değişmez
13:49
JINHA
HABER MERKEZİ – ABD’nin Ankara’da görev yapan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı yakından tanıyan iki eski büyükelçisi Morton Abramowitz ve Eric Edelman’ın kaleme aldıkları “Retorikten Gerçeğe-ABD’nin Türkiye Politikasını Yeniden Çerçevelendirmek” başlıklı raporda, Başbakan Tayyip Erdoğan’a ilişkin dikkat çekici ifadeler yer aldı. Çözüm sürecinden, çıkarılan “İslamcı” yasalara kadar birçok konuya değinilen raporda, Tayyip Erdoğan’ın sert üslubuna da vurgu yapılarak, “Erdoğan’ın çatışmacı üslubunun arkasında aşırı paranoya ve patolojik olarak üst seviyede ‘kibir’ ve ‘narsisizm’ yatıyor. Değişmesi imkânsız” ifadelerine yer verildi.
Yazar Utku Çakırözer, ABD’nin Ankara’da görev yapan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı yakından tanıyan iki eski büyükelçisi Morton Abramowitz ve Eric Edelman’ın kaleme aldıkları “Retorikten Gerçeğe-ABD’nin Türkiye Politikasını Yeniden Çerçevelendirmek” başlıklı raporu değerlendirdi. ABD’nin Ankara’da görev yapan ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ı yakından tanıyan iki eski Büyükelçisi Morton Abramowitz ve Eric Edelman’ın kaleme aldıkları, “Retorikten Gerçeğe-ABD’nin Türkiye Politikasını Yeniden Çerçevelendirmek” başlıklı rapor, hafta içinde ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçilere ve Demokratlara eşit uzaklıktaki “Bipartisan Policy Center” tarafından yayımlandı. Rapor, Washington’daki karar vericilerin Tayyip Erdoğan’ın ve AKP hükümetinin iç ve dış politika yönelimlerine ilişkin gözlem ve eleştirileri kadar, yakın siyasi geleceğimize ilişkin ilginç tahminler de içeriyor.
Başkanlık projesi Gezi’de bitti
Raporun en dikkat çekici bölümlerinden birisi “Erdoğan’ın Siyasi Geleceği” ara başlıklı bölümde yer alıyor. Tayyip Erdoğan’ı yakından tanıyan eski büyükelçiler, şu tespitlere yer verdi:
“Taksim protestoları sonrasında AKP yenilmez ve vazgeçilmez değil. Tayyip Erdoğan’ın siyasette belirleyici olma özelliğinin süreceği kesin değil. Güçlü başkan olarak Çankaya’ya çıkma şansı ortadan kayboldu. Tayyip Erdoğan’ın Türk siyasi hayatında bundan sonra ne rol oynayacağı konusunda, ‘kişiliği’ ve ‘hangi görev için yarışacağı’ belirleyici olacak. Gezi’nin Tayyip Erdoğan’a en büyük etkisi ‘güçlü başkan’ olma hırsını bitirmesidir. Şimdi önünde iki alternatif var: Ya mevcut anayasa ile cumhurbaşkanı olmak ya da başbakan kalmak.”
‘Tayyip Erdoğan’ın üslubu değişmez’
Raporda “Erdoğan’ın kişiliği” ara başlıklı bölümde ise “Tayyip Erdoğan’ın çatışmacı üslubu değişir mi, değişmez mi” sorusuna da yanıt arandı. Bu konuda, “Tayyip Erdoğan tabanını korumak için sert davranıyor. Seçimler sonrasında üslubunu yumuşatacaktır” diyenlerin görüşüne karşılık, “Erdoğan’ın çatışmacı üslubunun arkasında aşırı paranoya ve patolojik olarak üst seviyede ‘kibir’ ve ‘narsisizm’ yatıyor. Değişmesi imkânsız” ifadelerine yer verildi. Raporun yazarları Morton ve Eric’in, görüşleri de ikinci ifadelerle örtüşüyor:
“Tayyip Erdoğan’ın gidişatta bir düzeltme yapacağı yönünde çok az işaret var. Benzer beklentiler geçmiş seçimlerden önce de vardı. Ama her seçim zaferi onu daha fazla cesaretlendirmekle kaldı. Bu sefer değişebilecek tek şey, yaklaşan seçimler sonrasında Tayyip Erdoğan’ın ne kadar gücü kalacağı olacak.”
İslamcı toplum arzusu ile yasalar çıkarılıyor’
AKP’nin demokratikleşme ve AB sürecinden uzaklaşarak “giderek artan İslamcı gündem ve çoğunlukçu yönetim anlayışına” yöneldiği belirtilen raporda, “Tayyip Erdoğan Türk toplumunu yeniden şekillendirmek istiyor. Şehir tasarımına ilişkin kararlarından insanların özel hayatlarına karışan açıklamalarına kadar siyasi vizyonunun İslami yönelimi gittikçe daha belirgin hale geliyor” gözlemi yer aldı. Tayyip Erdoğan’ın dindar gençlik arzusu ve bu doğrultuda İslam’a devlet ve toplum hayatında daha fazla yer veren yasaların çıkması, alkol yasakları, okullarda İslami öğretinin yaygınlaştırılması gibi adımlara duyulan tepkilerin Gezi Parkı protestolarının arka planını oluşturduğu da vurgulandı.
Seçimler, süreci yavaşlatacak
Hükümetin, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yürüttüğü müzakerelerde kritik bir noktaya gelindiğinin vurgulandığı raporda, Tayyip Erdoğan’ın süreci seçimleri geçirecek biçimde zamana yayma, Abdullah Öcalan’ın ise “hapisten çıkma” isteği ile örgütü şiddetten uzak tutma düşüncesi içinde hareket edeceği öngörüldü. Raporda bu konuya ilişkin, “En olası senaryo hükümetin yavaş hareket etmesi ve Kürt tarafının da sabırlı davranması olacak” değerlendirmeleri yer aldı.
‘Gezi ve hükümetin tutumu, yatırımcı güvenini sarstı’
Siyasette olduğu gibi ekonomide de “Gezi etkisi”ne dikkat çekilen raporda olayların yabancı yatırımcıları nasıl etkilediği şöyle anlatılıyor:
“Protestolar ve hükümetin bunlara verdiği tepki yatırımcılarda Türkiye’nin siyasi istikrarı konunda kaygılara neden oldu. Hükümetin, bazı dev Türk sanayicilerinin ve bankalarının protestoların arkasında olduğu şeklindeki iddiaları, sermaye piyasaları ve döviz hareketleri üzerindeki yeni denetlemeler ile bir araya gelince yatırımcıların güveni sarsıldı. Sonuç olarak 2013 başından bu yana Türk lirası yüzde 10’dan faza değer kaybetti.”
(gk/mg)

