202 akademisyenden barış ve demokrasi çağrısı

14:41

JINHA

İSTANBUL- "Evlatlarımızı, öğrencilerimizi ve hiç bir gencimizi savaşa kurban vermeyeceğiz" diyen 202 akademisyen tüm akademisyenleri, öğretmenleri ve tüm yurttaşları demokrasiye ve hakikate taraf olmaya çağırdı

Savaş politikalarına karşı aralarında Nükhet Sirman, Ayla Zırh Gürsoy, Ayşe Berkman, Fatma Gök'ün de bulunduğu 202 akademisyenin imzasının bulunduğu bir metin hazırlandı. 2013'de başlatılan çözüm sürecine değinilen metinde, "30 yılı aşkın bir süre boyunca yaşanan çatışmalardan sonra yeni bir dönemin başladığına dair umutlandırmıştı. Özellikle Türkiye'nin tarihini, iktisadını ve toplumsal ilişkilerini incelediğimiz çalışmalarda, çatışmanın Türkiye'nin her alanını etkilediğini, insanları birbirine düşman ettiğini, eşitsizliği, ayrımcılığı ve şiddeti arttırdığını defalarca dile getirmiştik" denildi.

'Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkması gerekiyor'

Çözüm sürecinin her aşamasına destek verdiklerini belirten akademisyenler, Akil İnsanlar heyetinin kurulmasını ve çalışmalarını, Meclis'te çözüm süreci ile ilgili bir yasa çıkmasını ve Dolmabahçe Mutabakatını olumlu karşıladıklarını belirterek şunları kaydetti: "Ancak dünyada yaşanan diğer barış süreçleri ile ilgili yaptığımız karşılaştırmalı çalışmalar bize bunların yeterli olmadığını, sürecin kalıcı olabilmesi için çeşitli heyetlerle desteklenmesi ve sürecin baş aktörlerinden olan Abdullah Öcalan'ın tecridinin tıpkı Mandela örneğinde görüldüğü gibi, kalkması gerektiğini gösteriyordu.

'Hiç bir gencimizi savaşa kurban vermeyeceğiz'

Hakikatler Komisyonu'nun kurulması gerekliliğine dikkat çeken akademisyenler "Hükümetin barış sürecini garanti altına alacak hiç bir düzenleme yapmamış olması savaşın tekrar doğmasına sebep olacak ortamı hazırlamıştır" dedi.
Barış isteyenlere rağmen Ortadoğu'daki iç savaşın Türkiye'ye sıçramaması için de hiç bir önlem alınmadığını, tam tersine Türkiye'nin hızla benzer bir savaşa sürüklendiğini belirten akademisyenler, barış olmadığı sürece ölümlerin artacağını belirterek şunları belirtti: "Bizler, son bir sene içerisinde Kobanê'de ve Suruç'ta öğrencilerimizi kaybettik. Yine sadece son bir haftada onlarca gencimizi yitirdik. Şu iyi bilinsin ki, biz evlatlarımızı, öğrencilerimizi ve hiç bir gencimizi savaşa kurban vermeyeceğiz. Bizim için hiç bir anlaşmazlık onların hayatından ve inşa edecekleri gelecekten önemli değildir"

'Onlar sağ olmadıkça vatan sağ olmayacak'

Hükümeti bir an evvel ayrımcılık, düşmanlık ve çatışma çıkartan dilden vazgeçmeye, sorumlu gazetecileri savaşa özenen meslektaşlarını ifşa etmeye, meclisi bir an evvel süreci garantiye alacak yasalar çıkartmaya çağırıyoruz. Savaş sırasında hakikat yeşeremez ve Türkiye'nin bugün her şeyden önce hakikate ihtiyacı vardır. Gençlerin bizim yazdıklarımızdan, söylediklerimizden ve derslerimizden çıkaracağı tek şey yaşamlarının önemi ve onlar sağ olmadıkça vatanın sağ olmayacağı olacaktır. Savaş bütçesinin bizim cebimizden karşılandığı, savaşta sadece yoksulların öldüğü olacaktır."

Akademisyenler son olarak, "Tüm akademisyenleri, öğretmenleri, bilgi üreten ve tüketenleri, tüm kadınları ve erkekleri sus denince susmamaya, barışa, demokrasiye ve hakikate taraf olmaya çağırıyoruz" dedi.

(ödk/gc)