Nimet Tanrıkulu: Lice'nin hakikatini 90'lardan biliyoruz
09:05
Nurcan Yalçın - Beritan Canözer / JINHA
AMED - Lice'de çıkarılan yangınlara ilişkin incelemede bulunan heyetin içinde yer alan İHD İstanbul Şube Başkanı ve Kadın Özgürlük Meclisi (KÖM) üyesi Nimet Tanrıkulu, 90'lı yıllarda da Lice'de yaşana vahşetleri izlemek için geldiklerini anlatarak, "Devleti aklı o gün ne işlediyse bu gün 2015'te de aynı şeyi işliyor. Aslında biz Lice'nin hakikatini yeni bilmiyoruz. 90'lardaki hakikat neyse bu günkü hakikat ta odur" dedi.
Savaş konseptinin devreye konulmasıyla birlikte Kürdistan'da 1990'lı yıllarda olduğu gibi ormanlar yakılmaya başladı. Diyarbakır'ın Lice ilçesi 90'lı yıllarını tekrar yaşamaya başladı. Sivil toplum kuruluşları, çevreciler, kadınlar, duyarlı herkes orman yangınlarına karşı çıkarken Kadın Özgürlük Meclisi de (KÖM) hakikatleri açığa çıkarmak için oluşturulan heyetle Lice'ye gelerek Temmuz ayında çıkarılan yangınlara ve köylerin yanmasına ilişkin incelemelerde bulundu. Heyette yer alan İHD İstanbul Şube Başkanı ve Kadın Özgürlük Meclisi (KÖM) üyesi Nimet Tanrıkulu incelemelerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
'90'lardaki hakikat neyse bugünkü hakikat de o'
Nimet, 1990'lı yılların ağır insan hakları mücadelesi yürüttükleri yıllar olduğunu ifade ederek, "Bu yıllara baktığımızda yine en ağır yıllar olduğunu görmekteyiz" dedi. İnsanlığın yine en ağır bedelleri ödediğini vurgulayan Nimet, 90'lı yıllarda insan hakları heyeti olarak Lice'ye geldiklerini ve vahşeti yakından izlediklerini belirterek o yıllara ilişkin şunları aktardı: "Lice de o zaman ormanlar, köyler yakılmadı. Lice'de insanlık dışı olaylar gelişti. Kadınlara tecavüz edildi. Biz o kadılara tanıklık ettik ve ne yaşadıklarını biliyoruz. Devleti aklı o gün ne işlediyse bu gün 2015'te de aynı şeyi işliyor. Aslında biz Lice'nin hakikatini yeni bilmiyoruz. 90'lardaki hakikat neyse bu günkü hakikat ta odur. Ben 2014'tede geldim geçen yıl Lice'nin katliam denemelerinde de be buradaydım. Devlet aynı aklı orada da kullanmaya çalıştı. Bugün de aynı devletle ve kaymakamla yaptığımız görüşmelerde biliyoruz ki büyük bir aymazlık içindedir. İnsan haklarının en ağırını işlemektedir. Yüzlerce hektarlık alanı ateşe vermiştir evleri yakmıştır. İnsanların yaşam haklarını ihlal etmiştir. Konutlarına kadar girmiştir. Konutlarını yakmıştır. Bu büyük bir insanlık suçudur" dedi.
'Kadınlar ve kız çocukları yine bu olayın en büyük mağduru'
40 yıldır süren savaşlarda en büyük bedelleri kadınlar ve çocukların verdiğini dile getiren Nimet, "Bu gün yaptığım tanıklıklarda da bunu gördüm. Kadınlar ve kız çocukları yine bu olayın en büyük mağduru. Lice'den çok ağıtlar yükseldi. Bütün bu ağıtlara baktığımızda, bütün bu ihlallere baktığımızda, bu toplumun neden sustuğunu görüyoruz. Bir de oradan bakmak lazım. Büyük bir korku sarmaya çalışıyorlar. Burayı insansızlaştırmaya çalışıyorlar. Eğer bu halkı göçe zorlarlarsa bu topraklarda başka talanlarda yapmaya girişecekler. İnsanlığın en büyük suçlarından biri de görmemesidir. Eğer bu gün Türkiye halkları Lice'yi görmüyorlarsa, sınırlarda bekletilen gençlerin cenazelerine yapılan zulmü görmüyorlarsa, yakılan köyleri ve ormanları görmüyorsa, aslında bir açıdan oradan da suç işliyor" diye konuştu.
'Bu süreci 7 Haziran'a bağlamak lazım'
Böylesi olayların yaşandığı günlerde insanlığın ayağa kalkması gerektiğini ifade eden Nimet, "30 yıldır süren savaş ve son iki buçuk yıldır yaşanan çözüm süreci adı altındaki süreçle karşılaştırıldığında, bugün gösteriyor ki Türkiye'nin her karış toprağında zulün vardır işkence vardır ve devletin her türlü uygulaması vardır. Yüzlerce kadını ve erkeği gözaltına aldılar" dedi.
Bu sürecin 7 Haziran'a bağlanılmaması gerektiğini aslında bir yandan da devletin gerçek yüzünun bu olduğunu vurgulayan Nimet, "Devlet ben yaparım, insan haklarını tanımam diyor. Biz kadınlar da diyoruz ki 'bu topraklarda barış için mücadelemizi sürdüreceğiz.' Barış için her türlü bedeli her zaman ödediğimiz gibi her türlü bedeli ödemeye hazır olan kadınlar var. Bu topraklara biz geleceğiz gözlemlerimizi tüm Türkiye halklarıyla paylaşacağız" ifadelerini kullandı.
'Batı Kürdistan'daki hakikati görmeli'
Tüm kadınlara devletin zulmü altında olan topraklara gelmeleri çağrısı yapan Nimet şöyle devam etti: "Gelip bu halka yapılan zulmü görsünler. Çünkü batının da bir hakikati var bur da Kürdistan topraklarının da bir hakikati var. Batı bu hakikati görmediği sürece, bu ülkenin hiçbir taşına ve bir karış toprağına demokrasi gelemez. Kadınlar eşit ve özgür olamazlar. Eğer biz gerçek bir demokrasi istiyorsak, kadınların gerçek bir toplumda yaşamasını istiyorsak, bu vahşeti göstermemiz lazım."
'Çözüm için kadınların örgütlülüğü şart'
Kadınların uzun yıllardır barış için mücadele ettiklerini hatırlatan Nimet, "Kadınlar hep susturuluyorlar ve korkutuluyorlar. Kadınların korkmaması için ve susmaması için birlikte örgütlülük şart. Biz Kadın Özgürlük Meclisi'nde bir yandan da bunu yapmaya çalışıyoruz. Kadının toplumsal muhalefetini örmeye çalışıyoruz. Kadınların sesini ve sözünü yükseltmeye çalışıyoruz. Lice'den de bu gün bunu yapmaya geldik. Lice'de yanan topraklara ve yanan evlere tanıklık edip, bunu tüm dünya halklarıyla paylaşacağız ve özellikle Türkiye halklarıyla paylaşıp çağrı yapacağız. İnsanlık yüzünü buraya dönsün bu vahşeti görsün" dedi.
(gc)
