Erkek, polis, devlet üçgeninde 5 kadının korun(a)mayan yaşamı

11:32

JINHA

AMED - Üniversiteye gitmek istediği için babasında şiddet gören ve daha sonra sığındığı evde anneannesi ve teyzesi ile linç girişimine maruz kalan Ş.G.'nin şikâyetine rağmen saldırgan baba ve amcalar serbest bırakıldı. Kadınlara saldırmak için karakol önünde bekleyen erkekler gözaltına alındıktan bir süre sonra ellerini kollarını sallayarak, karakoldan çıkarken, can güvenliği olmayan kadınlara ise koruma verilmedi. 3 kadın geçici olarak saklanırken, saldırıya engel olmayan çalışan annesi ise saldırgan erkeklerin hedefinde. Kadınların ise defalarca polise başvuru yapmalarına rağmen saldırganlara müdahale edilmediği ortaya çıktı.

Dün üniversiteye gitmek istediği için babasının şiddetine maruz kalan ve şiddete karşı çıkan annesi ile birlikte öldüresiye dövülen Ş.G kaçarak sığındığı annaanesinin evinde de baba ve amcalarının saldırısına uğramıştı. Genç kadın, anneannesi ve teyzesini linç etmeye çalışan erkekler yurttaşlar tarafından engellenmişti. Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde darp raporu alan 3 kadın polise giderek şikayetçi olmuş, aynı saatlerde saldırgan erkekler ise karakol önünde kadınların çıkmasını beklemişti. Polis kadınların 'koruma veremeyiz' diyerek eve göndermiş, kadınların çıkmak istememesi üzerine polis aracı ile eve bırakmıştı. Ekin Ceren Kadın Derneği'nin girişimleri sonucu 3 kadın can güvenlikleri olmadığı için geçici olarak saklanırken, hala konuya ilişkin yetkili kurumlardan bir adım atılmış değil.

3 kadın güvende ama annenin can güvenliği yok!

Gece saatlerinde karakol önünde Ş.G ve iki kadının çıkmasını bekleyen 5 erkek polis tarafından gözaltına alındı. Kadınların şikayetine ve şiddet gördüklerine dair raporlara rağmen 5 erkek ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Saldırganların ifadelerinde 'dağa gitmek istiyordu o yüzden dövdüm' yalanına sığındığı öğrenildi. Kadınların canına kast eden saldırganlar elini kolunu sallayarak karakoldan çıkarken, Silvan'da yaşayan Ş.G'nin anne ve kız kardeşi ise şiddete engel olmaya çalıştıkları için tehlike altında. Telefonla görüştüğümüz ismini güvenlik gerekçesiyle vermek istemediğini belirten Ş.G'nin annesi "Kızım, annem ve kız kardeşim geçici olarak güvencedeler. Ancak ben evden çıkamıyorum ve onların şu anda hedefi benim her an öldürülebilirim" diye feryat etti. "Neden evden çıkmıyorusunuz şikayetçi olmuyorsunuz?" diye sorduğumuz kadın, "İki küçük çocuğumu alıp başka yere götürdüler. Onları bırakıp çıkamam" dedi.

'Defalarca polise gittim eve gönderdiler'

"Neden polise gidip şikayetçi olmuyorsunuz?" diye sorduğumuzda ise yıllardır kadınlara yönelik suçlarda tipik polis tavrının bu olayda da geçerli olduğunu gördük. Ş.G'nin annesi, "Daha önce defalarca bıçaklandım, şikayetçi olmayayım diye beni evde tedavi ettiler. Polise gittim şikayetçi oldum can güvenliğimin olmadığını söyledim ama onlar beni tekrar eve gönderdi. Bir süre sonra bende polise gitmemeye başladım. Çünkü onların beni koruyacağına inanmıyorum. Gidip şikayetçi olduğumda beni geri gönderiyorlar ve geldiğimde şiddet ve baskı daha da artıyordu" diye anlattı.

Bıçakladı gizlemek zorunda kaldı

Ş.G'yle birlikte evine yapılan baskınla şiddet ve linçe maruz kalan teyze Ş.'de yıllardır şiddete ve işkencenin sürdüğünü söyledi. Teyze Ş., "Bundan 4 yıl önce yine ablamı darp etti. Annem gidip ablamı evinden aldı. Hastaneye götürdük. Dava açıldı. Ablamı tehdit ettiler. 'Eğer şikayette bulunursan anneni, dayını, kardeşlerini öldürürüz' dedi. Tehditten dolayı ablam şikayetini geri çekmek zorunda kaldı. Hala dosyası açık. Geçen sene evin içinde bıçaklamışlar yine tehdit etmişler. Bıçakladığını da gizlemek zorunda kaldı. Çocuklarına ve eşine etmediği zulüm kalmadı. Eniştemle annem dayı çocukları olduğu, akraba oldukları için elimizden bir şey gelmiyor. O yüzden ses çıkaramıyorlar. Arkamızda duracak kimse olmadığı için susmak zorunda kaldık" sözleriyle aile kadınlarının içine düştüğü şiddet sarmalını anlattı.

'Okuyacağına git IŞİD'e katıl'

Ş. yaşadıklarını şöyle anlattı: "Okumaması için her yolu denediler. Liseyi biz zorla okuttuk. Üniversiteyi kazandı ve okumak için gitmek istedi. Bunu babasına söyleyince baba, 'Okuyacağına git IŞİD'e katıl. Allah'a faydan olur' demiş. Yeğenim, ' Benim IŞİD'le ne işim olur' deyince, dövmeye başlamış. Annesi ve kız kardeşi engel olmaya çalışmış onu da dövmüşler. Ş.G, kaçtı yanımıza geldi. Bizimde evimizi bastılar bu defa annem ben ve yeğenimi dövmeye başladılar. Önce telefonla arayıp 'kayıt yaptırırsanız hepinizi öldürürüz' dediler. Sonra Ş.G'nin dedesi, babası, amcası ve kuzenleri olay günü kapıyı çalıp içeri girmek istediklerini söyledi. Ş.G'nin anneannesi ile babası akraba oldukları için anneanne kapıyı açıp konuşup ikna etmek istedi. Ancak, tehdit ve hakaretlere başlayıp Ş.G'yi almaya çalıştılar. Erkekler Ş.G'yi kollarından sürükleyip duvara çarptı. 65 yaşındaki anneannede işkenceye maruz kalınca dışarı çıkıp bağırarak sesini duyurmaya çalıştı. O sırada semt pazarında bulunan halk erkeklerin elinden Ş.G'yi alıp bir arabaya sakladı. Amcalarının arabaya saldırıp, genç kadının üzerine saldırması ile halk Ş.G'yi bir lokantada saklayıp lokantanın önünde kalkan oldu. Hepimize öldüresiye saldırdılar. Çevredekilerin yardım ile ambulansla hastaneye kaldırıldık."

'Polisi dinlesek karakoldan çıkıp ölecektik'

Hastanede rapor aldıktan sonra Kayapınar Ali Şan Polis Karakolu'na giderek ifade verdiklerini anlatan Ş., "Biz ifade verdik şikayetçi olduğumuzu ve can güvenliğimizin olmadığını söyledik. Koruma talep ettik. 'Pazartesi'den önce memur yok, koruma veremeyiz' dediler. Bize 'eve gidin' dediler. Gitmek istemedik çünkü o ara bize saldıranların hepsi karakolun önünde bizi bekliyordu. Polisi dinleyip çıksaydık orada öldürülecektik, buna eminim. Çıkmayıp ısrar edince 'sizi evinize bırakalım' dediler. Başka çare yoktu ve arka kapıdan çıkıp polis aracıyla eve bırakıldık. Ondan sonra kadın derneğinden avukatlar yönlendirildi ve bu şekilde saklanıp canımızı kurtarabildik" dedi.

'İyi çocuksun çayımı iç'

Kadınlar karakolda ifade verirken kapının önünde bekleyen biz gazeteciler ise ilginç diyaloglara tanıklık ettik. Kadınların çıkmasını beklediğimiz sırada Hamza isimli bir erkek kapıda nöbet tutan polise, yemeği sadece bahçedekiler için getirdiğini söyledi. Daha sonra, "Kadın dayak yemişse erkek haklıdır. Dayağı hak etmiştir" sözlerini ifade etmesiyle polis, Hamza'ya; "Ben seni sevdim bir ara gel çayımı iç" sözleriyle polisin şiddete nasıl teşvik ettiğine şahit olduk. Emniyetin önüne park ettiğimiz aracımızın hedef gösterildiğini fark edince aynı polise can güvenliğinizin olmadığını emniyetin içerinde durmak istediğimizi belirttik. Ancak taciz ve plakamızı almalarına rağmen polis o erkekle arasını iyi tutmak için sohbeti koyulaştırdı.

(hy-kt/fk)