Silopi'de 'Kanlı Cuma'nın tanıkları: Cehennemi yaşattılar
13:23
Mizgîn Adım/JINHA
ŞIRNEX - Silopi'de dün terör estiren polisin uygulamalarını tanıklar anlattı. Devlet binalarına yerleştirilen keskin nişancıların halkı hedef alarak ateş açması sonucu 3 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıları anlatan yaralılardan 10 yaşındaki kız çocuğu, ağabeyinin keskin nişancılar tarafından vurulmasının ardından kendisini onun üzerine attığını ve bu sırada kurşunların hedefi olduğunu anlattı.
Silopi'de dün Sabahın erken saatlerine Zap Mahallesi'ne giren polisler birçok evi yaktı, evlerin çatılarına çıkan keskin nişancıların açtığı ateş sonucu 3 kişi yaşamını yitirdi, birçok kişi de yaralandı. Yaşanan tüm olaylar uygulanan vahşeti gözler önüne serdi. Polisler hastaneye yetiştirilmek istenen yaralı yurttaşlara da ateş açtı, katletti ve gözaltına aldı. Bir kişinin de gözaltında ağır işkenceye maruz kaldığı belirtiliyor. Yaralılar arasında 10 yaşında bir kız çocuğu da var. 10 yaşındaki Nahide Aşula keskin nişancıların açtığı ateşte yaralandı.
Nahide'nin annesi Peri Aşula, polislerin ilk önce oğlunu silahla yaraladığını, küçük kızı Nahide'nin ise kendisini yaralı ağabeyinin üstüne attığında ise bu sefer Nahide'ye ateş edildiğini söyledi. Peri, kızı ve oğlunun yaralanmasını anlatarak, "Oğlum Hasan sabah erken saatte kalkarak hastanede gördüğü stajına gitmek istedi. Ama polisler ona ateş açtı ve yere yığıldı. Abisini o halde gören 10 yaşındaki kızım Nahide de dayanamayarak kendisini abisinin üzerine attı. O sırada polisler onu da taradı ve o da abisinin yanına düştü" dedi. Peri çocuklarını hastaneye kaldırdığı anı anlatarak, "Çocuklarımı battaniyenin içine koyarak hastaneye götürmek istedik. Ancak polisler hastane önünde de bizi taradı" diye konuştu.
'Elimde hamur varken evimi yaktılar'
Polisler tarafından evi yakılan Melehat Aşula ise konuşarak sabah erken saatte tandırda ekmek pişirmek için hamur yaptığı sırada evini ateşe verdiklerini söyledi. Melahat o anı anlatarak, "Ben ekmek yapmak istedim. Tam o sırada evimize ateş etmeye başladılar. Kendimizi dışarıya attık ancak yoğun taramadan kaynaklı eve tekrar geri dönmek zorunda kaldık. Yangını zorlukla söndürebildik. Bana yine silah sıktılar. Kendimi komşunun evine attım, canımı zor kurtardım" diye konuştu. Melahat evlerinin yandığını ancak çocuklarına ve eşine bir şey olmadığı için şükrettiğini söyledi. Melehat, gönlünün yanan evden yana değil katledilen gençlerden yana olduğunu da ifade etti.
'En önce biz anneler polisleri fark ettik'
Melahat Alkış isimli kadın ise herkesin yattığı bir esna ineklerini bıraktıkları zaman polislerin mahalleye girdiklerini fark ettiğini belirterek, "Kimse mahalleye polisin girdiğini görmedi, biz anneler fark edince insanlara seslenerek uyandırmaya çalıştık. İnsanlar bu şekilde uyandı, polisler de insanların uyandığını ve kendilerinin fark edildiğini görünce biraz geri çekildi" dedi. Melehat bu olayların devletin yanında kalmayacağını ifade ederek, "Artık yeter ölümler istemiyoruz, barış istiyoruz" diye konuştu.
'Bu DAİŞ Müslümanlığıdır'
Mehmet Armağan da, oğlunun tam da kapı önünde olduğu anda polislerin mermi yağdırdığını ve kapının delinip mermilerin oğluna isabet edip yaraladığını söyleyerek, "Oğlum Engin yaralandı. Polisler ve DAİŞ bir olup bizlere saldırdılar" dedi. Mehmet, oğullarının Engin'i hastaneye götürmek istediğini ancak yolda onu gözaltına aldıklarını belirterek, "Cehennemi yaşattılar. Bize ateş açtıklarında ben namazın üzerindeydim. Devlete soruyorum, bu nasıl Müslümanlıktır, bu DAİŞ Müslümanlığıdır" diye konuştu.
'Yaralı kardeşimi tekmelediler'
Polisin açtığı ateş sonucu yaralanan Engin'in kız kardeşi Leyla Yakaomar, polisin hastane önünde yaralılara ateş açtığını anlattı. Yaralı halde hastaneye taşıdığı ağabeyinin hedef alındığını aktaran Leyla, "Ben caddeye çıktım, bana ateş açtılar. Ama ben abimden bir farkım yok dedim, ölüm de olacaksa beraber olsun dedim. Abim yaralıyken onu tekmelediler. Bu ne biçim insanlıktır, ne biçim Müslümanlıktı, iki erkek kardeşimi de gözaltına aldılar, bir amcaoğlumu da gözaltına aldılar. Allah bilir onlara ne yapmışlardır. Ağabeyimi hastane önünde dövdüler, yere düştü, ona ulaşmamızı da engellediler" dedi.
(şg/fk)

