'34 yıl önceki cezasızlık bugün Silopi'de katliamı cesaretlendiriyor'

14:45

JINHA

İSTANBUL - Cumartesi Anneleri 541'inci haftada da bir araya gelerek 1981'de gözaltında kaybedilen Süleyman Cihan'ın akıbetini sordu. Kayıp yakınları, Süleyman Cihan'ı işkencede katledip intihar süsü verenlerin cezasızlığının Silopi'de insanları katledip sağlık çalışanlarının alınmasını ve tehdit edilmesini cesaretlendirdiğine dikkat çekti.

Gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetle katledilenler için adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 541'inci haftasında da Galatasaray Meydanı'nda buluştu. "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartının açıldığı eylemde, kayıplarının fotoğrafları ve adalet arayışlarının simgesi haline gelen kırmızı karanfiller taşındı. Cumartesi Anneleri eylemlerinde bu hafta 1981'de gözaltında kaybedilen Süleyman Cihan'ın akıbetini sorarak faillerin yargılanmasını talep etti.
'Sizler savaş çıkarıp gidersiniz bizler gitmeyeceğiz'

Eylemde ilk sözü 1980'de gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzaffer Yedigöl aldı. Barışın gelmesi için mücadele edeceklerini ifade eden Muzaffer, "Ne asker ne gerilla ölsün. Bizim mücadelemiz annelerin ağlamaması için. Suruç'taki canların annesi babası oldunuz mu? Ateş düştüğü yeri yakar. Bu ülke vatandaşından korkmasın. Artık silahlar sussun. Biz bu ülkeyi seviyoruz, gidecek hiçbir yerimiz yok. Sizler, iç savaş çıktığında uçaklarınıza binip gidebilirsiniz, ama bizler gitmeyeceğiz" dedi.

'Hesap sorulsaydı katliamlar olmayacaktı'

1980'de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır'ın abisi Mikail Kırbayır, yıllardır gözaltında kaybedilenler için devlete başvurulduğunu bunların hepsinin sonuçsuz kaldığını vurgulayarak, "Benim kemiklerimi verin! Adalet mekanizması çalışmıyor. Biz barış diyoruz. Bizler şerefimizle yaşarken bu ülkede bize zulmeden padişah ve paşaların karşısında duranlarız" dedi.
1981'de gözaltında kaybedilen Süleyman Cihan'ın abisi Ahmet Cihan da soruşturma dosyasında ikinci kez takipsizlik kararı verildiğini belirterek, dava sürecini anlattı. "12 Eylül darbecilerinden hesap sorulsaydı ve bu dosya o zaman ceza ile sonuçlansaydı 90'lardan sonra 17 bin faili meçhul cinayet işlenmezdi, binlerce köy boşaltılmazdı" diyen Ahmet, "Hesap sorulsaydı Diyarbakır'daki miting bombacısı o eylemi yapamayacaktı. Suruç'ta gençlerimiz öldürülemeyecekti. Roboski Katliamı olmayacaktı. Bunların hepsi birbiri ile bağlantılı ve hepsi devletin mevcut aklı ile beraber adalet sistemine de yansıyor" dedi.


'Cezasızlık insanları katletmeyi cesaretlendiriyor'


Cumartesi Anneleri'ne sağlık sorunlarından dolayı katılamayan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın ses kaydı dinletildi. Şebnem, "Hepimiz adalet arıyoruz. Bu günlerde genç ölümlerle yeniden sınanırken, bir yandan da geçmişimizin hakikati peşindeyiz. O hakikati yakalamadan geçmişin adaletini yok sayarak geleceği kurabilmek mümkün değil" dedi.

Adalet arayışlarını sürdüreceklerini kaydeden Şebnem, "Bundan 34 yıl önce Süleyman Cihan'ı işkencede katledip intihar süsü verenlerin cezasızlığı da bilinmelidir ki, Silopi'de insanları katledip sağlık çalışanlarının alınmasını ve tehdit edilmesini cesaretlendiriyor" diye konuştu. Süleyman Cihan'a o dönemde uygulanan tüm işkencelerin uygulandığını söyleyen Şebnem, "Süleyman Cihan'ın bedeninde izler bırakmıştı; kaba dayak, falaka, askı, elektrik işkenceleri ile uyumlu izler kayıt altına alınmıştı. Ama hiç biri bu işkenceler ile ilişkilendirilmemişti. Buna şaşırmadık. Bu dava diğerleri gibi 23 Şubat 2015'te zaman aşımına uğradı" dedi. Yapılan işkencelere tanık olduğunu ifade eden Şebnem, "Mücadelemiz yıllara yenik düşmeyecek, hukuk ve adalet arayışımızı yıldırmaya yönelik politikalarınıza boyun eğmeyeceğiz" dedi.

'İnsanlık suçu işleyenlerin cezalandırılmasını isteme hakkımız var'

Cumartesi Anneleri adına basın açıklamasını okuyan Ümit İşli, Süleyman Cihan'ın kaybediliş öyküsünü anlatarak şunları söyledi: "31 yaşındaki 2 çocuk babası Süleyman Cihan öğretmendi. 12 Eylül karanlığında sol bir örgütün yöneticisi olduğu iddiasıyla aranıyordu. Süleyman Cihan 29 Temmuz 1981'de akşama doğru Edirne'den İstanbul'a gelmek üzere yolcu otobüsüne bindi. Yapılan ihbar sonucunda bindiği otobüs İstanbul'a yaklaştığı sırada sivil bir ekip tarafından önü kesilerek durduruldu. Süleyman Cihan gözaltına alındı. Durumdan haberdar olan aile ve avukatların tüm başvuruları sonuçsuz kaldı."

Ümit, Süleyman Cihan'ın kaybedildiği dönemdeki sorumlu kişilerin yargılanmasını talep ederek, "Yurttaşlar olarak siyasal iktidardan, insanlık suçu işleyenlerin yargılanarak cezalandırılmalarını istemeye hakkımız var" dedi.

(sö/ödk/gc)