Gönül Erden: Abdullah Öcalan'a tecrit bizi ciddi şekilde endişelendiriyor

09:09

JINHA

ANKARA - SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, PKK Lideri Abdullah Öcalan'la son görüşmenin 4 Nisan'da yapıldığına dikkat çekerek, o tarihten bu yana uygulanan ağırlaştırılmış tecritten kaynaklı sağlık durumundan endişe ettiklerini söyledi.

Gönül, "Biz sağlık emekçileri olarak sağlığı tanımlarken sadece fiziksel, sosyal ya da ruhsal iyilik hali olarak tanımlamadık. Her zaman siyasal iyilik hali olarak da tanımladık. Sayın Abdullah Öcalan'ın siyasal anlamda özgür olamaması, fiziksel olarak özgür olamaması bir bütünen bu tecridin başlı başına sağlıksızlık yaratan bir durum olduğu ortada" dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan 16 yıldır İmralı Adası'nda hiçbir yasaya sığmayan bir uygulama ile tecrit altında tutuluyor. Son olarak 27 Temmuz 2011'de avukatlarla bağıda kesilen Abdullah Öcalan'ın İmralı Heyeti ile görüşmeleri de 4 Nisan'dan bu yana yapılamıyor. PKK Lideri'nin belli kronik rahatsızlıkları olduğunu ve sağlık durumunun özel bir takip istediğini belirten SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, bu konuda yaptıkları girişimlere rağmen bir sonuç alamadıklarını söyledi. 4 ya yakın bir süredir tecridin derinleştirildiğini belirten Gönül, sistematik bir şekilde yoğunlaşan tecridin sağlık üzerinde olumsuz etkilerinin olacağına vurgu yaptı.

'Sayın Öcalan'a uygulanan tecrit tüm halkı etkiliyor'

PKK Lideri Abdullah Öcalan'nı bir kişi değil milyonlarla birlikte ele alınması gereken bir halk önderi olduğunu ve bu nedenle sağlığını da böyle ele aldıklarını kaydeden Gönül, "Uygulanan tecrit Kürt halkını endişelendirdiği kadar biz sağlık emekçilerini de endişelendirmektedir. Biz bir bütün sağlık emekçileri olarak sağlığı tanımlarken sadece fiziksel, sosyal ya da ruhsal iyilik hali olarak tanımlamadık. Her zaman siyasal iyilik hali olarak da tanımladık. Sayın Öcalan'a uygulanan tecridin sonuçları tüm toplumun sağlığını etkiliyor" şeklinde konuştu.

'Önderinden haber alamamak halkı endişelendiriyor'

Tecridin PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde 16 yıldır uygulandığını ancak son 4 aydır bunun daha da ağırlaştırıldığını kaydeden Gönül, "Tecrit en başından beri devletin sistematik olarak uyguladığı bir politika. Nisan ayından beri daha da derinleşerek sistemsel olarak uygulama halini aldı. Bir halkın, uzun zamandır önderinden haber alamaması o halk için olumsuzlukları daha da derinleştiriyor. Bir halkın önder gördüğü kişinin sağlıksızlığı o halkında sağlığını etkileyen bir hal alıyor. Görüşmelerin kesilmesi her yerden olduğu gibi biz sağlık emekçilerini de bu noktada bir bilgiye sahip değiliz sağlık koşulları ile ilgili. Bu konuda endişelerimiz var" diye belirtti.

'Tecrit başlı başına bir sağlıksızlıktır"

PKK Lideri'nin özgürlük koşullarının artık yaratılması gerektiğini kaydeden Gönül, "Biz sağlık emekçileri olarak sağlığı tanımlarken sadece fiziksel, sosyal ya da ruhsal iyilik hali olarak tanımlamadık. Her zaman siyasal iyilik hali olarak da tanımladık. Ve bugün geldiğimiz noktada Sayın Abdullah Öcalan'ın siyasal anlamda özgür olamaması, fiziksel olarak özgür olamaması bir bütünen bu tecridin başlı başına sağlıksızlık yaratan bir durum olduğu ortadadır. Her şeyden öte bir adada tecrit altında tutulması, siyasal olarak kendini ifade edememesi bir bütünen bir sağlıksızlık halidir" dedi.

'Görüşmelerin kesilmesiyle belirsizlik yaşadık'

Görüşmelerin aniden kesilmesinin, sağlık emekçileri cephesinde bir belirsizlik yarattığına değinen Gönül daha önce kısmen de olsa adaya giden HDP Heyeti'nden bilgi aldıklarını ve bağımsız bir heyet oluşturma, gitme konusunda girişimlerde bulunduklarını ancak buna yanıt alamadıklarını dile getirdi. Görüşmelerin kesilmesiyle beraber ülkenin geldiği noktaya dikkat çeken Gönül şunları söyledi: "2013 yılıyla beraber başlayan bir çatışmasızlık hali görüldü ve kesilen görüşmelerle beraber ülke yoğun çatışmalı bir ortama girdi. Bu çatışmalı ortamın, savaş ortamının biran önce son bulması için aslında bu görüşmelerin kesildiği yerden yeniden başlaması, tarafların eşit ve özgür koşullarda şeffaf bir şekilde görüşmesi ve bu barışın toplumsallaşması için gereken adımların atılması üzerinden bir çağrı yapıyoruz. Çünkü en son 28 Şubatta Dolmabahçe'de imzalanan mutabakatla beraber görüşmeler kesildi. Bu mutabakatın da durduğu yerden tekrardan devam etmesi ve Kürt Sorunu'nun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi için yeniden gerekli girişimlerin ve adımların atılması çağrısında bulunuyoruz."

(de/fk)