Diyarbakır'da 'Ortadoğu, IŞİD ve Kürdistan Çalıştayı' başladı
12:28
JINHA
AMED - SAMER öncülüğünde Diyarbakır'da gerçekleşen "Ortadoğu, IŞİD ve Kürdistan Çalıştayı"nda konuşan Boğaziçi Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Seda Altuğ, DAİŞ'in pragmatik akla sahip çete sürüsü olduğunu kaydederek, "DAİŞ'in saldıracağı yerlerin geneli petrol kuyularını ele geçirme amacıyla YPG/YPJ'ye saldırması pragmatik aklının olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye sınırlarını DAİŞ çetelerine açmış olmasaydı, böylesi bir vahşetle karşı karşıya kalınmayacaktı" dedi.
Diyarbakır'da Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER) tarafından organize edilen, "Ortadoğu, IŞİD ve Kürdistan" çalıştayı başladı. Sümer Park Resepsiyon Salonu'nda düzenlenen çalıştaya HDP Diyarbakır milletvekilleri Feleknas Uca, Nursel Aydoğan, Sibel Yiğitalp, HDP Hakkari Milletvekili ve DTK EŞ Başkanı Selma Irmak, Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak, Barış Anneleri Meclisi, KJA aktivistleri ve çok sayıda akademisyen katıldı. Açılış konuşmasını yapan Gültan Kışanak, DAİŞ barbarlığına karşı ve Türkiye hükümetinin başlattığı savaş konseptine karşı mücadele etmenin önemli olduğunun altını çizerek, DAİŞ'e karşı fikri mücadelenin güçlendirilerek mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
'DAİŞ tesadüfen ortaya çıkmadı'
Gültan, "Bizler DAİŞ ve savaş yandaşlarını düşünce gücüyle yenebiliriz. Çizilen sınırlar, kurulan devletler bugün yeniden başka bir anlayışla ve halkların aleyhine bir anlayışla yenilenmek isteniyor. Çizilen sınırlar, mayınlar yüz yıl içerisinde iflas etti. Halklar bir arada yaşama mücadelesi yürütürken DAİŞ'in ortaya çıkması tesadüfi değildir" diye konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından, "Değişen Ortadoğu Dinamiklerinde IŞİD" konulu birinci oturuma geçildi. Uluslararası Ortadoğu Barış Araştırmaları Merkezi DR. Veysel Ayhan moderatörlüğünde gerçekleşen oturuma Al-Nahrain Stratejik Çalışmalar Merkezi üyesi Hüseyin Aslan, Boğaziçi Üniversitesi Yrd. Doç. Seda Altuğ konuşmacı olarak katıldı.
'DAİŞ en büyük desteği Sünni Arap kesiminden alıyor'
DR. Veysel Ayhan, DAİŞ'in kısa süre içerisinde bu denli ilişkilerini genişletmesinin sorgulanması gerektiğini söyledi. DAİŞ'in kendisini selefilik üzerinden çoğalttığını dile getiren Veysel, DAİŞ çetelerinin ümmetçi olmadığına dikkat çekerek, "DAİŞ en büyük desteği Sünni Arap kesiminden almaktadır. Bu nedenle İslam'ın tüm kesimlerine hitap eden zihniyete sahip değildir. DAİŞ eliyle hiçbir grup kendini güvende hissetmediğinden kaynaklı bölge homojenleşiyor ve her toplum kendi kabuğuna çekiliyor. Böyle devam ederse toplumların birbirine güvensizliğinden kaynaklı kısa süre içerisinde doğalında sınırlar çizilmiş olacak" ifadelerini kullandı.
'Türkiye sınırlarını açmamış olsaydı DAİŞ vahşeti yaşanmazdı'
Boğaziçi Üniversitesi Yrd. Doç. Seda Altuğ, DAİŞ Türkiye ve Batı'da çoğunluklu aklını kaçırmış askeri rasyoneli olmayan barbarlar ordusu olarak görüldüğünü kaydederek, aynı zamanda pragmatik bir akla sahip olduğunu dile getirdi. Seda, "DAİŞ'in fiilen yaptığı Suriye'nin güçsüz bölgelerinde korku politikası yayarak ilerlemek oldu. Saldıracağı yerlerin geneli petrol kuyularını ele geçirme amacıyla YPG/YPJ'ye saldırması pragmatik aklının olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye sınırlarını DAİŞ çetelerine açmış olmasaydı böylesi bir vahşetle karşı karşıya kalınmayacaktı" dedi.
Konuşmaların ardından birinci oturum soru ve cevaplarla sona erdi. Verilen aranın ardından çalıştay, "Türkiye'nin Ortadoğu krizi", "Yeni çatışma süreci ve Kürdistan'a etkileri" başlıkları altında yapılan tartışmalarla devam edecek.
(be-hy/zd)
