Silopi'de karakolun bodrumunda 12 Eylül işkencesi

10:14

Mizgin Adım-Perihan Kaya/JINHA

ŞIRNEX - Silopi'de 7 Ağustos günü yaralı insanları hastaneye taşıdıkları için gözaltına alınan Metin Sönmez ve Emin Bayar o gün yaşananları ve gözaltı sürecini anlattı. Gözaltında karakolun en alt katında maruz kaldıkları işkenceleri anlatan Emin Bayar, "Kaburga kemiklerimi kırdılar, bize küfür ettiler, coplarla bizi dövdüler, omuzlarıma silah dipçiğiyle vurdular ve üstümüz kan içinde kaldı" dedi.

Şırnak'ın Silopi ilçesinde 7 Ağustos sabahı Zap Mahallesi'nde polis saldırısında 3 yurttaş yaşamını yitirirken, çok sayıda kişi yaralandı. Mahallede konuşlandırılan keskin nişancılar gün boyunca halkın üzerine ateş açtı. Yurttaşların evlerinin içine kadar yapılan saldırılarda tam anlamıyla bir savaş yaşanırken, 8 kişi ise yaralı halde gözaltına alındı. Mahallede hala OHAL uygulamaları ise devam ediyor. Halk 3 gündür polis ve özel harekat timlerinin ablukası altında yaşamaya çalışıyor. Sürekli polisin saldırısı kaygısıyla yaşarken, halk polislerin mahalleyi boşaltma ve kendilerini öldürme kararı aldıklarını söyledi. IŞİD sakallı kişilerin kendilerini saldırdıklarını belirten halk özellikle de bu durumdan kaynaklı kaygı yaşıyor. Saldırılarda gözaltına alınanlar ise en büyük işkenceye maruz kalanlar oldu. Gözaltına alınan Metin Sönmez ve Emin Bayar yaşadıkları 48 saatlik işkenceyi anlattı.

'Polisler ateş etmeseydi Hamdin Ulaş ölmeyecekti'

Emin Bayar saldırıların başladığı andan itibaren yaşanılanları anlatarak, "Sabahın erken saatlerinde 05.00 sıralarında insanların ve silahların sesleri geliyordu. 65 yaşındaki biri yaralandı biz de onun yardımına koştuk. 4 kişi hastaneye gittik. Hastane gitmeden önce ve gittikten sonra polisler bizi engellemeye çalıştı. Bize ateş açtılar, hastane önünde benim başıma doğru silah doğrultular. Bana sıktıkları kurşun Hamdin Ulaş ve Celal Kanat'a geldi. Hamdin Ulaş öldü, diğer fişek ise Celal'in sırtından girip karın bölgesinden çıktığını gördüm. Bunları gözlerimle gördüm. Bir insan yanımda öldü diğeri ise yaralandı. Eğer ateş etmeseydiler bu insanlar yaşayacaklardı. Bana ateş ettiler ben de kendimi yere attım sonra bütün polisler üzerime geldi" dedi.

'Cop ve silah dipçikleriyle bizi dövdüler'

Göz altı süreçlerinde maruz kaldıkları insanlık dışı işkence yöntemlerini gözleri yaşlı anlatan Emin "Bizi emniyete götürdüler, nöbetçi kulübelerdeki polisler bile bizim sesimizi duyup gelip bizi dövmeye geldi. Kaburga kemiklerimi kırdılar, bize küfür ettiler, coplarla bizi dövdüler, omuzlarıma silah dipçiğiyle vurdular ve üstümüz kan içinde kaldı" dedi.

'Çatışmada öldüler süsü veririz'

Emin polislerin kendilerini karakolun alt kadına götürdüklerini belirterek, her gelen polisin şiddete katıldığını söyledi. Sayıları fazla olduğu için polislerin kendilerini öldürmediğini ifade eden Emin, polislerin kendi arasındaki konuşmaları da şöyle aktardı: "Bırakın biz öldürelim çatışmada öldüğünü söyleriz" dedi. Sonra polis amirlerinin geldiğini onun silah dipçikleriyle vurmaya başladığını ve küfür ve hakaret ettiğini anlatan Emin, adliyeye çıkana kadar sürekli şiddet ve işkenceye maruz kaldıklarını vurguladı. Avukatlar geldikten sonra şiddetin bittiğini anlatan Emin, "Bize yapılanların herkesi görmesi gerekiyor. Biz sadece yaralı halkımıza yardım ettik insanlık görevimizi yerine getirdik. Kim olursa olsun yardım ederiz" diye konuştu.

'Hastane girişinde arabam tarandı'

Özel hareket timlerin yaptıkları 48 saatlik işkenceyi anlatan Metin Sönmez ise sabahın erken saatlerinde bağırma sesleri ile uyandığını söyleyerek şöyle devam etti: "Sonra çıktım evinin önünde yaralıların olduğunu gördüm, ben de hemen arabayı atlayıp diğer kişilerle birlikte birlikte yaralıları hastaneye götürdüm. Hastane girişinde polisler önümüzü tutup arabamı taradı sonra da arabadan çıkarıp dövmeye başladılar. Sonra emniyete götürüldük aynı muamele orada da devam etti. Elimizi kelepçelediler, silahlarla bizi dövdüler, hakaret küfrettiler."

'Doktor karakolda muayeneye geldi'

Karakolda 2 gün içme suyu ve yemek verilmediğini sürekli işkenceye maruz kaldıkların ifade eden Metin, polislerin ırkçı sözlerde sarf ettiğini söyledi. "Siz Ermenisiz Kürt değilsiniz' dediğini" anlattı. Hastaneye götürülmediklerini doktorun karakola gelip muayene yaptığını ifade eden Metin, "Biz savcılıkta da aynı ifadeyi verdik. Savcılık bize 15 günde bir denetim serbestliği verdi bunu ihmal etmemiz takdirde tutuklanacağımızı belirttiler" dedi. Yaralı insanları hastaneye götürdükleri için bu işkencelere maruz kaldıklarını ifade eden Metin, "Bizim tek suçumuz yaralı insanları hastaneye götürmek oldu. O saatte kalp krizi geçiren birini de götürseydik aynı işkenceye tabi tutulacaktık" şeklinde konuştu.

(gc/fk)