EŞİTİZ: Erkek icadı savaşa 'dur' diyelim
12:34
JINHA
İSTANBUL - Türkiye'de yurttaşların 7 Haziran seçimlerinde barış umuduyla oy kullandığını belirten Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ), eril siyasetin barışa darbe vurduğuna dikkat çekti. Kadınlar, öncelikle iktidara barış için sorumluluğunu hatırlatarak, herkese barış için seferber olma çağrısı yaptı.
EŞİTİZ, siyasetçilere, bilim ve sanat dünyasına, medyaya, hak örgütlerine ve Türkiye'ye barış çağrısı yaptı. Yapılan açıklamada, yurttaşların demokrasi, barış, eşitlik ve özgürlük talebiyle oy verdiği belirtilerek, "Türkiye siyaseti bize barış sözü vermişti. Ancak seçim sürecinde iktidarın 'çözüm süreci bitti' sözlerinin ardından patlatılan şaibeli bombalar ile seçime ve barışa gölge düşürülmeye çalışıldı" diye kaydedildi.
'Oylarımızı savaş için vermedik'
Seçimde bu girişime de cevap verildiği vurgulanan açıklamada, "Barış ve demokrasi irademizi ortaya koyduk. Oylarımızı, dışarıda ya da içeride herhangi bir savaş için vermedik. Yürürlükteki hukuki normlara bile uymayan bir olağanüstü hal rejimi, binlerce tutuklama, dört bir yanda patlayan bombalar için vermedik. Hangi taraf yaparsa yapsın, misillemeler, açık yargısız infazlar, yakılan ormanlar, yapılan sabotajlar için vermedik" denildi.
'Savaş ve işgaller erkek icadıdır'
Savaş ve işgallerin bir erkek icadı olduğu, bu erkek oyununun, tarih boyunca ve günümüzde dünyanın dört bir yerinde durmadan yeni katliamlar yarattığı kaydedilen açıklamada, "Üstelik de sadece ve sadece, bir avuç erkeğin servetine servet katacağı, adını para koydukları, yine erkek icadı bir kağıt parçası için; bir avuç erkeğin egemenlik ve iktidar hırsları için… Eril akılları çatışmadan, savaştan, şiddetten başka bir dil ve yöntem bilmediği için" ifadeleri kullanıldı.
Türkiye'de de, çatışmasızlığı bile oyun arası gibi, avantaj sağlama molası gibi gören bu eril siyasetin çatışmasızlığı sadece iki buçuk yıl sürdürüp, barış masasından da masayı tekmeleyerek kalktığı vurgulanan açıklama şöyle devam etti: "Üzülerek görüyoruz ki, bölgemiz ve dünya yeni din, mezhep ve etnik çatışmalarla yeni bir küresel eril egemenlik paylaşımına götürülmek isteniyor. Türkiye'nin hiçbir şekilde bu sürecin bir parçası olmasını istemiyoruz.
Bizim kimseyle 'tarihsel intikam', 'rövanş', 'misilleme' gibi sorunlarımız yok. Bizim, savaş ve militarizm dili körüklendikçe katlanarak artan ve yatak odalarımıza kadar sızan bir cangüvenliği sorunumuz var. Derin devlet dehlizlerine doğru emilip yok edilen demokrasinin tekrar canlandırılmasına ihtiyacımız var. Hergün daha da derinleşen eşitlik, adalet ve özgürlük sorunumuz var. Savaş bahanesiyle, iktidar ve kar hırslarıyla talan edilen toplumsal kaynaklarımızın, halkın sağlık, eğitim ve sosyal güvenliği için harcanmasına; doğanın kurtarılmasına, sağlıklı kentlere, insanca yaşayabileceğimiz konutlara, sağlıklı gıdaya, temiz suya, temiz havaya ihtiyacımız var."
'Bu son şansımız olabilir'
Öncelikle devlet erkini kullanan tüm kişi ve mekanizmalara seslenilen açıklamada şunlar kaydedildi: "Barış ve çatışmasızlığı sağlamak öncelikle sizin görevinizdir. O makamlarda bunun için bulunuyorsunuz. İçeride ve dışarıda savaş politikalarınızdan, her türlü hak talebini silahla, şiddetle, baskıyla sindirme çabalarınızdan; tüm topluma, bu çabalarınızın bir aracı haline getirilmiş siyasallaştırılmış dinsel ideolojinizi dayatmaktan vazgeçiniz. Ortadoğu'da giderek yayılan iç savaşların Türkiye'ye sıçramaması için, derhal etkili, barışçıl ve tüm toplumu ikna edici önlemleri alın.
Tüm kamuoyuna sesleniyoruz. Savaş ve çatışma ortamı toplumları bölüyor, insanları birbirine düşman ediyor, eşitsizliği, ayrımcılığı ve şiddeti körüklüyor. Savaş politikalarına karşı çıkalım, kadınlar ve erkekler olarak tüm yurttaşların din, dil, etnik kimlik, siyasal görüş, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği vb. nedenlerle ayrımcılığa uğramadığı, her alanda fiili, gerçek bir eşitliği sağlamak için seferber olduğu bir toplum yaratmaya çalışalım."
(gc)

