Kendi ülkesinde mülteci olmak...
11:14
Zehra Doğan - Mizgin Tabu / JINHA
MAHMUR - Yıllar önce akrep ve yılanların cirit attığı Mahmur, şu an çöl ortasında yer alan yeşil bir cenneti andırıyor. Köy yakılması ve koruculuk dayatmasından dolayı Türkiye'den Federal Kürdistan bölgesi olan dönemin Irak yönetiminin elindeki bölgeye göç etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Zeynep İşlek ve Esmer Musaisop, evlatlarının gözlerinin önünde akrep sokması nedeniyle ölümünü, Saddam'ın Kürtler üzerindeki zulmünü, Mahmur'un acı dolu tarihindeki Kürt kardeşleri tarafından ötekileştirilmeyi yani kendi ülkesinde mülteci olmayı anlattı.
Federal Kürdistan'ın Hewler kentindeki büyük alışveriş merkezleri ve şaşalı mimari yapı kalabalığını aralayan kurak yolun bir saatlik mesafesindedir yeşil bir vadiyi andıran Mahmur Kampı... Hemen hemen her evin bahçesinde onlarca ağacın bulunduğu bu cıvıl cıvıl renkli ulusal kıyafetli kadınların boy gösterdiği kampın, çöl ortasında yemyeşil olmasının bir sebebi vardır elbette. 1994 yılında Türkiye-Irak sınır köylerinde yaşayan köylülerin artan tutuklama ve faili meçhul ölümlerden sonra Irak yönetimi tarafına göç etmesi sonucunda 1998 yılında BM tarafından Musul'a bağlı bu bölgede kurulan kamp, Kürtlerin bu topraklarda ikamet ettiği 8'inci yerleşim yeri oluyor. 1998 yılına kadar daha çok baskı ve kötü şartlar altında yaşamaya zorlanan Kürtler, Irak yönetimi tarafından her defasında koşulların ağırlaştırıldığı bir başka kampa sürüklenmiş yıllarca. 1998 yılında dönemin hükümet başkanı Saddam Hüseyin'in belirlediği ve BM tarafından kurulan Mahmur kampı, göçebe Kürtlerin son durağı oluyor ve asıl hikaye şimdi başlıyor…
Akrep yuvası Mahmur yeşil bir cennete dönüştürüldü
Saddam'ın belirlediği yer olan Mahmur Kampı şimdiki hali gibi yeşil, sulak bir alan değil, aksine binlerce zehirli akreplerin bulunduğu kurak çölden ibaret bir akrep yuvasıdır. Yıllarca oradan buraya yönetimin savurduğu Kürtler, işte o an kendi ülkesinde mülteci olmanın bilincine bir kez daha varıyor ve kötü koşulları terk etmek yerine kalıp değiştirmeye dönüştürmeye karar veriyor. Bu sayede 98'in akrepli Mahmur'undan yeşil bir cennet inşa ediliyor ve böylece şimdiki yemyeşil Mahmur var oluyor. Zeynep İşlek ve Esmer Musaisop, şu an birçok derneği ve kendi öz yönetimi olan Mahmur'un acı dolu tarihini, evlatlarının gözlerinin önünde akrep sokması nedeniyle ölümünü, yaşam koşullarını, Saddam'ın Kürtler üzerindeki eziyetini ve kendi ülkesinde mülteci olmayı anlattı.
‘Köyün erkekleri gözlerimizin önünde yakıldı’
Kürt olduğu için Türkiye'den göç etmek zorunda kaldıklarını söyleyen 56 yaşındaki Zeynep İşlek, dönemin hükümet yetkililerinin sınır köylerde yaşayan yurttaşlara hiç yoktan suç yüklediklerini ve koruculuğu dayattıklarını dile getirdi. Türkiye'de katliamlara maruz kaldığının altını çizen Zeynep, köylerinin yakıldığını, hayvanlarının öldürüldüğünü ve köy erkeklerin gözlerinin önünde yakılarak öldürüldüğü söyleyerek, "Türkiye'de yaşadığımız zulümlere dayanamayıp, KDP'nin elinde olan bu topraklara göç ettik. Kendi Kürt kardeşlerimizin yanına geldik fakat onlar da bize aynı muameleyi yaptı, onlarda bizi katletti. Aynı ölümleri KDP de bize yaşattı. Kendi ülkemizde mülteci olduk. KDP’liler her sabah şafağında kampa arabalarla girip yol boyu önüne geleni tarıyor, katlediyordu. Hayvanlarımıza el koyup bizi aç bırakıyordu. Kürdün, Kürdü öldürmesi çok acıydı. Bu yüzden KDP'nin yaptığı ağır baskılara dayanamadık. Yine göç ettik. Mahmur'a gelmeden önce yedi kamp değiştirdik. Ninova'da da bir süre kaldık yine dayanamadık. Her gittiğimiz yerde yeni bir eziyet bizi bekliyordu. En sonunda Saddam bizi Mahmur'a gönderdi" dedi.
Yeni bir yaşam için birlikte mücadele
"Saddam'ın belirlediği bu yer o zamanlarda böyle değildi" diyerek konuşmasını sürdüren Zeynep, akrep ve yılanlarla dolu Mahmur'dan başka yere gidemediklerini ve zaten her gittikleri kampta, bir önceki kamp koşullarından daha ağır koşullara tabi tutulduklarını ifade etti. "Artık mücadele etmenin zamanı gelmişti" diyen Zeynep, Mahmur'un ilk dönemleri naylon çadırlarda hep birlikte yaşadıklarını ve aylarca aç kaldıklarını söyledi. Zeynep, "Her gün birçok çocuk akrep sokmasından zehirlenerek ölüyordu. Çaresizdik, ya da kendimizi öyle zannediyorduk. Naylon çadırlarda aylarca aç susuz yaşadık. Ve böyle olmayacağına karar verdik. Bir kaç ay sonra topraktan evler yapmaya başladık. Bunu hep birlikte başardık. Bir aileye ev yapılması gerektiğinde hep beraber birlik olarak yaptık. Böylece mülkiyetçiliği kırdık. Ağaçlar dikmeye başladık. Her defasında susuzluktan ve kurak şartlardan dolayı kuruyan ağaçların yerine bir yenisini ekledik ve bu yeşil vadiyi emeğimizle yarattık" şeklinde konuştu.
‘Yıllarca sürgün yaşadık’
Köylerinin yakılmasından sonra göç etmek zorunda kaldıklarını söyleyen 70 yaşındaki Barış Annesi Esmer Musaisop ise, "Köyümüzü terk etmek istemiyorduk. Her asker geldiğinde kendimizi gizliyorduk. Göçmen olmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorduk. Topraklarımızı terk etmek çok zordu. Fakat her defasında askerler gelip erkekleri koruculuğa zorluyordu. Mecbur biz de göç etmeye zorlandık ve Federal Kürdistan'ın Duhok kentine göç ettik. Burada da peşmergeler bize zulmetti. Yıllarca eziyet ve sürgün hayatına tabi tutulduk en sonunda Mahmur'a geldik. Bir oğlum peşmergeler tarafından katledildi ve ben hala onun kemiklerine ulaşamadım. Karlı bir gecede oğlum kaçırıldı ve bir daha ondan haber alamadım” sözlerini ifade etti.
Cehennemi cennete çevirmek…
Esmer, "Yıllarca eziyet çektik. Akreplerin cirit attığı bu yerde acılar içinde yaşadım. Bir çocuğuma da kuyudan su çekerken akrep soktu ve öldü. Birçok çocuk zaten böyle öldü. Sefalet çektik. Açlık çektik fakat yerimizde kaldık, direndik. Hala aynı üzüntüleri yaşıyoruz. Üç oğlum PKK saflarına geçti. Üçü de şu an şehit. Yıllarca sürgün edildik. Kadınlarımız ve erkeklerimiz hor görüldü, öldürüldü. Kürtlerin yeri olan burada da Kürtler tarafından ezildik. Kampımızın önünde yıllarca MİT ve peşmergeler gezdi. Hala öyle. Bizi terör olarak nitelendiriyorlar. Köyümüzden sürgün edildik, öldürüldük yine de içleri rahat olmadı. Fakat biz her şeye rağmen yaşamaya devam edeceğiz. Gittiğimiz her cehennemi cennete çevirip yaşayacağız" sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
(mt-zd/mg)

