Kadın Emeği Kolektifi: Barış nefes almak kadar gerekli

18:28

JINHA

İSTANBUL - Kadın Emeği Kolektifi, seçim süreci sonrasında oluşan savaş atmosferine ilişkin yazılı bir açıklamada bulunarak tüm STK'lara Barış Bloku'na katılım çağrısında bulundu.

Seçim sonrası oluşan siyasal ve askeri sürece ilişkin kadın kurumlarının açıklamaları devam ediyor. Kadın Emeği Kolektifi, oluşan savaş ortamına, çatışmalara ve katliamlara ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Kolektif tarafından gerçekleştirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:s"Biz kadınlar yıllardır barış için örgütlendik. Barış için ses çıkardık. Çünkü biliyoruz ki savaş en çok bizleri vurur. Çünkü biliyoruz ki ataerkinin bedenimiz üzerindeki saldırısı, savaş dönemlerinde daha da katlanır ve yıkıcılaşır. Çünkü biliyoruz ki savaş koşulları, "vatan" dişi ve fethedilmesi gereken, 'siyasal egemenlik'i ise erkek ve fetheden olarak kodlar ve bilinci tekrar inşa eder. Savaş, mevcut toplumsal rolleri daha da derinleştirir, biz kadınları tüm dünyanın ezilenleri durumuna hapsetmeye yarar, köleleştirir. Özellikle kadınlar üzerinde onarılamayacak, geri döndürülemeyecek fiziksel ve duygusal tahribatlara yol açar. Ve bu yıkım yine egemen sınıfların ve egemen cinsiyetin işine yarar."

'DAİŞ kan donduran bir vahşilikte bize yaklaşıyor'

Başta Suriye'de olmak üzere Ortadoğu'da emperyalist müdahalelerle savaşın yayılmakta olduğu belirtilen açıklamada, "Özellikle kadınları meta ve köle olarak gören IŞİD (DAİŞ) kanımızı donduran bir vahşilikle bize yaklaşıyor. Özsavunmanın ve kadınların örgütlülüğünün temsili olarak Rojava devrimi ise bu yangın yerinde ayrıca bize umut veriyor" denildi. "Türkiye halklarının yıllardır tüm bu yanı başımızdaki yangın yerine rağmen tesis etmeye çalıştığı barış ise bugünlerde AKP hükümeti tarafından ilk gözden çıkarılacak şey. AKP'yi biz kadınlar zaten yıllardır cinsiyetçi ve kadın kırımına destek sunan politikalarıyla biliyoruz. Patriarkal Kapitalizmin Türkiye'deki pervasız temsilcisi olan AKP, bu kez hiç gözünü kırpmadan bizi savaşın içine çekmekte" denilen açıklamada, Suruç Katliamı ile acımasızlığın boyutlarının en acı bir biçimde yaşatıldığının altı çizildi. Açıklamada, Suruç Katliamı'nda kirli politikalar ve gözü dönmüş uygulayıcıların emriyle gençlerin yaşamlarını yitirdiğine dikkat çekilirken, katliamla birlikte bir kez daha Türkiye'de yeni bir kaos dönemi oluşturulup muhalif, özgürlükçü herkesin hedef haline getirildiği belirtildi.

'Kalıcı demokratik ve onurlu bir barış ortamı istiyoruz'

Kadınların yıllardır barış dediğinin hatırlatıldığı açıklamada, "Çünkü biliyoruz ki bu savaşa dur diyemezsek, kalıcı demokratik bir barışı öremezsek savaşı çıkaranlar durmayacak, çıkarları için yaşamı tüm canlılar için eziyete dönüştürecek. Canlılar katledilmeye, doğa tahrip edilmeye devam edecek. Özellikle kadınlar en ağır bedelleri ödemeye devam edecek" denilerek kadınların "barış" mücadelesine katılımının tıpkı özel alanın politikliği gibi politik bir durum olduğunun altı çizildi. Kadınlar açıklamalarında pasif bir barış söylemi seslerini yükseltmediklerini belirterek, "Her türlü farklılıklarımızla, kırıma uğramadan, şiddete uğramadığımız, emeğimiz sömürülmeden yaşayabileceğimiz bir dünya için verdiğimiz mücadelemizi yükseltebileceğimiz, kalıcı demokratik ve onurlu bir barış ortamı istiyoruz" dedi.

'Barış nefes almak kadar gerekli'

Kadın Emeği Koleftifi tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Savaş karşıtı mücadelenin feminist rengi belirginleşmeli. Kadınlar kendi özgür iradeleri ile kendi sözlerini kurmalı. Nasıl bir barış istediğini dillendirmeli. Barışın artık nefes almak kadar gerekli ve acil olduğunu anlatmalı. Kadınlar barış mücadelesinin kurucu ve yürütücü gücü olmalı. Tam da bu sebeple; farklı etnik grup, sınıfsal yapı, inanç, cinsel kimlik ve yapılar içinde var olan kadınları Türkiye'de etkin bir barış mücadelesi vermek ve barışı kalıcılaştırmak için oluşturulan Barış Bloklarinda yer almaya ve cesaretle ses çıkarmaya çağırıyoruz."

(dk)