Emine Ayna: Halkın iradesi tanınmazsa kendi iradesini yaratma çabası içine girer
12:29
JINHA
AMED - DBP Eş Genel Başkanı Emine Ayna, devletçi, otoriter, tekçi sistem yerine derhal Dolmabahçe protokolündeki maddeler esas alınarak demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini belirterek, "Devlet halkın sivil iradesini tanımazsa halk kendi iradesini yaratma çabası içine girer" dedi. Dünyadaki tüm halklar gibi vazgeçilmezlerinin ulusal kimlik ve siyasal irade olduğunu vurgulayan Emine, "Nasıl ki dünyadaki halklar liderlerinin tutsaklığını kabul etmezse, Kürt halkı da Sayın Öcalan'ın tutsaklığını kabul etmez" dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel başkanları Kamuran Yüksek ve Emine Ayna, partilerinin 23 Ağustos Pazar günü 3.Olağanüstü Kongresi ve son güncel gelişmelere ilişkin DBP Genel Merkez Danışma Bürosu'nda basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Diyarbakır İl Eşbaşkanı Ali Şimşek de katıldı. Toplantıda ilk olarak konuşan Emine Ayna, seçimlerin ardından kongre sürecine girdiklerini belirterek, 23 Ağustos'ta kongreye gideceklerini aktardı. Kongrede tüzük değişikliğine de gidileceğini kaydeden Emine, toplantıyı kongre sürecine ilişkin bilgilendirmenin yanı sıra bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin düşüncelerini de paylaşmak amacıyla düzenlediklerini söyledi.
'Yönetim zihniyetinin değişmesi gerek'
Emine Ayna, tüm demokrasi güçleri olarak her zaman barışı savunduklarını ve bu gün de barışı savunmaya devam edeceklerini belirterek, barışın bir tarafın köleliği kabul etmesi demek olmadığına dikkat çekti. Barışın ancak eşitlikle mümkün olabileceğini savunduklarını söyleyen Emine, "Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyet tarihinden bu yana sözde temsili demokrasiyle yönetilen bir ülke. Bunun yeniden ele alınması ve bir an önce tüketilmesi gerekir. Çünkü bu rejim değişikliği özelinde bir sistem değişikliği olmadı. Cumhuriyet kurulmadan önce imparatorluk rejimiyle yönetilen bu topraklar Cumhuriyet'ten sonra da oluşan devlet yapısı aynı zihniyetle yönetildi. Mesele o rejimin ne kadar demokratik olduğudur. Cumhuriyet'ten önce aynı yetkiler babadan oğula geçiyordu. Cumhuriyetten sonra da aynı yetkiler sandıkta seçilerek veriliyordu. Problem bu zihniyettedir. Köklü değişime uğraması gereken yön budur" ifadelerini kullandı.
'7 Haziran'da halkın iradesi ortaya çıktı'
Gelinen noktada halk iradesinin mi, devlet iradesinin mi esas alınacağının sorulması gerektiğinin altını çizen Emine, "Bugün yaşıyor olduğumuz durum bu kararsızlığın sonucudur. Cumhuriyet tarihi boyunca bu topraklarda her zaman devlet iradesi söz konusuydu. İktidar partileri bu coğrafya da her zaman burada iradeydi. 7 Haziran seçimleriyle açığa çıkan bu halkın iradesidir. Yaşadığımız süreçte de devlet halkın iradesine karşı direniyor. Seçimin ertesi günü hemen seçim denilmesi bunu gösteriyor" dedi.
'İrademizin yok sayılmasını kabul etmiyoruz'
Emine 2013 Newrozu'nda PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından yapılan çağrıyı hatırlatarak, "Silahlı mücadele yerine demokratik mücadelemizi yükselteceğiz çağrısıydı. Seçim sürecinde bu coğrafyada kaç insan öldürüldü, sırf demokratik iradesini ortaya koymak için kaç yere saldırı oldu, kaç kişi katledildi, kaç yere bomba konuldu. Diyarbakır'daki patlamada bir genç kadının belden aşağısı koptu biz bunları yaşadık. Bunları göze alarak seçimlere girdik. Bu demokratik siyasetteki ısrardı. Bu yöntemle biz seçimlere girdik. Bütün saldırı ve dayatmalara rağmen içimizde ki öfkeyi bastırdık ve sivil irade açığa çıkardık. Bu iradeyi tanımayı reddedenler, erken seçimde 80 vekil 100 vekil olduğunda ne olacak? Askeri darbe mi yapılacak? Biz sivil irademize sahip çıkıyoruz. Ölümüne kazandığımızın sivil irademizin yok sayılmasını, çiğnemesini kabul etmiyoruz. Her halkın vazgeçilmezi olduğu gibi bizimde vazgeçilmezlerimiz var. Bir Türk Türk kimliğinden, anadil hakkından vazgeçmiyorsa bizde vazgeçmiyoruz" ifadelerini kullandı.
'Herkes onur ve şerefin ne olduğunu hatırlasın'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kullandığı "şerefsiz" hakaretini hatırlatan Emine, "Bulgaristan'da Türk olanlar kimliğinin mücadelesini yürütürken onların yanında yer alan Bulgar'lar şerefsiz midir? Karar versinler. Kimseye şerefimize ve onurumuz hakkında tek kelime söyletmeyiz. Bugün 3 insan katledildi. Şehir merkezine girip iki çocuğu katlettiler. Bu mudur şeref ve onur? Türk ulusal kimliğine yakıştırılan bu mudur" diye sorarak herkesi onur ve şerefi hatırlatmaya davet etti.
'Devlet otoritesi halkın iradesini görmüyor'
Devletin Kürdistan'da otoriterliğini sürdürdüğünü ve bu otoriterle halkın iradesini görmediğini vurgulayan Emine, "Devlet demokratik olursa halkla ilişkisi seçilmişleri üzerinde geliştirir. Demokrasi seçilmişlerin mi atanmışların mı yönetim şeklidir. AKP devlet olduğu gün onun için seçilmiş yoktur. Bunun karşısında sessiz kalmayacağız. Bu nasıl bir şereftir, nasıl bir onurdur ki cenazeleri rehin olarak tutuyor. Bu hangi onurdur? Hangi şerefi kendisine yakıştırmaktır ki cenazelere işkence ediyor. Sorgulama süreci bitmiştir. Bu mantık temelden ortadan kaldırılmalıdır. Bu bir talep değil, bir kabul, bir redir" dedi.
'İlk adın Dolmabahçe'deki maddelerin hayata geçirilmesidir'
Dolmabahçe'deki maddelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğine vurgu yapan Emine, devletçi, otoriter, tekçi sistem yerine demokratikleşme adımları atılması gerektiğini belirten Emine, "Protokoldeki maddeler ilk adım olarak hayata geçirilmeli. Tek din, millet, tek dil diyenlerin karşısında öteki din, öteki dil, öteki millet diyenlerin iradeleri güvenceye alınmalı. Devlet halkın sivil iradesini tanımazsa kendi iradesini yaratma çabası içine girer. Halkın önüne koyduğu yüzde 10 barajı, katliam, tutuklama gibi birçok baraj ve engel çerçevesinde açığa çıkardığı bir güç var bu halkın. Ama devletin yaklaşımı kendi yasalarına rağmen onu tanımamaktır. Biz bugüne kadar bunların karşısında onurumuzla nasıl mücadele ettiysek, öyle mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.
'Vazgeçilmezlerimiz var'
Ulusal kimlik ve siyasal iradenin vazgeçilmezleri olduğunun altını çizen Emine, "Nasıl ki dünyadaki halklar liderlerinin tutsaklığını kabul etmezse Kürt halkı da Sayın Öcalan'ın tutsaklığını kabul etmez" diye konuştu. Emine'nin ardından konuşan Kamuran Yüksek de, artık Türkiye'de otoriter rejimin sürdürülemeyeceğini belirterek, "Rejim değişikliği durumu Türkiye'nin gündemindedir. Artık bu şekilde Türkiye'nin yönetilmesi mümkün olamaz. 90 yıl bu şekilde savaş politikaları, merkezi yönetimlerle bu güne geldi. 21. yüzyıl Ademi Merkeziyetçi yönetimin esas alındığı bir yüzyıldır. Avrupa ülkelerinde bu yönetim şekli uygulanıyor. Toplumun sorunlarına çözüm üretilmesi yerelden, seçilmişlerle mümkün olabilir" dedi.
(şa-sg/gc/fk)

