‘Cemaatçi bir nesil olmayacağız, direneceğiz!’

08:24

 


Gülşen Koçuk / JINHA


AMED – Dicle Üniversitesi öğrencilerinin kaldığı Ziya Gökalp ve Selahattin Eyyubi Öğrenci Yurdu Kampüsü’nde barınan öğrenci genç kadınlar, hala sözlü ve fiziksel tacizlere maruz kalmakta. Sorun karşısında yönetimin sessiz kalmasına tepki gösteren öğrencilerden R.Ö, “Cemaatçi bir nesil yaratılmak isteniyor. Fakat biz cemaatçi, erkek zihniyet karşısında direnecek, mücadele edeceğiz” dedi.


Dicle Üniversitesi öğrencilerinin, kampüs yakınlarında kaldıkları Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Ziya Gökalp Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrenci genç kadınların, üniversite güzergahında maruz kaldıkları sözlü-fiziksel taciz ve tecavüz olayları zaman zaman gündeme geliyor. Sadece bazı dönemlerde gündeme gelen bu sorun, öğrenci kadınların ise her an gündeminde. Daha önce erkek ve kadın bloklarından oluşan Ziya Gökalp Yurdu’na şimdi ise Selahattin Eyyubi Yurdu da eklendi. Karma olan yurttaki erkek öğrenciler ise tahliye edilerek şehir merkezindeki yurtlara geçirildi. Öğrencilerin, sorunun çözümü için yurt yönetimine yaptığı başvurular ise sonuçsuz. Taciz ve tecavüzlere karşı yapılan etkinliklere katılan yurt öğrencileri hakkında tutanak tutulduğu da biliniyor. Yaşadıkları sorunlarla yurt yönetimine giden öğrenci kadınlar, yurt müdürünün “Dilekçe yazın ve plakayı belirtin. Biz gereken işlemi başlatacağız” sözleriyle karşı karşıya kalıyor. Yurt yönetiminin duyarsızlığı karşısında ise öğrenciler, tacizci ve tecavüzcü zihniyet karşısında mücadelelerine devam ediyor. Öğrenci genç kadınlar, sorunların hala devam ettiğini belirterek, erkek zihniyet karşısında mücadelelerini yükselteceklerini ifade ediyor.


‘Yurtlar, yarı kapalı cezaevi yapılmak isteniyor’


İki yıldır Dicle Üniversitesi’nde okuyan ve üniversite-yurt güzergâhında yaşadıkları sorunları dile getiren öğrenci kadınlardan P.D., yurtların yarı kapalı cezaevi yapılmak istendiğine dikkat çekti. Üniversite öğrencilerinin kaldığı Ziya Gökalp Yurdu ve ardından yapılan Selahattin Eyyubi Yurdu’nda kalan öğrenci kadınların çoğunun korktukları için yaşadıkları sorunlar karşısında sessiz kaldığını kaydeden P.D., taciz ve tecavüzler karşısında tepkilerini ortaya koyduklarında dahi, resmi yaptırımlarla karşı karşıya kaldıklarının altını çizdi. Birçok girişimlerine rağmen yurt yönetiminin ve yetkililerin sessizliğini koruduğunu kaydeden P.D., “Yaşadığımız sorunlar karşısında yaptığımız şikayetler, başvurular ve yazdığımız dilekçeler sonuçsuz kalıyor. Dilekçeler masalarda beklerken, her gün yüzlerce arkadaşımız taciz ediliyor” dedi. Sorunları yönetime anlattıklarında kendilerine, “O zaman siz de geç saatlere kadar dışarılarda gezmeyin” şeklinde tepki gösterildiğini vurgulayan P.D., “Bu sözler, kadınların sosyal yaşamını engellemeye yönelik zihniyeti gösteriyor. Yani bize, ‘Okuldan çıkın, yurda girin, başınıza bir şey gelmesin’ denilmek isteniyor. Biz kadınları, içeriye hapsetmek istiyorlar” ifadelerine yer verdi.


‘Sorunlara tepkisiz kalınması, suça ortaklığın göstergesidir’


Henüz bu yıl Dicle Üniversitesi’ne gelen öğrenci kadınlardan R.K. de, fiziksel ve sözlü tacize maruz kalanlardan. Maruz kaldığı olayları arkadaşlarına anlatmaktan çekindiğini söyleyen R., var olan sorunlardan ailesinin de haberdar olması halinde kendisini okuldan alabileceklerini dile getirdi. “Sorunların çözümü için çaldığımız hiçbir kapıyı açan olmadı” diyen R.K., sorun karşısında tepkisiz kalınmasını “suça ortaklık” olarak değerlendirdiklerini vurguladı. Önce erkek öğrencilerin yurt kampüsünden tahliyelerinin, ardından da yönetimin “Yurda erken gelin” uyarılarının, kadınları hapsetmeyi amaçladığına işaret eden R.K., “Yurt kampüsünde de yol güzergahında da tek bir güvenlik kamerası bile yok. Geçtiğimiz yolun bir tarafı orman, diğer tarafı ise boş arsa. Artık bir önlem alınmalı” şeklinde konuştu.


‘Saldırılar, Kürdistanlı genç kadınlara yöneliktir’


Geçen yıl yine yurtta kalan iki öğrenci genç kadının, tecavüze uğradıkları iddiasının kamuoyunda duyulmasının ardından kendilerinden haber alamadıklarını hatırlatan öğrenci genç kadınlardan R.Ö ise, yaşadıkları sorunların, bire bir devlet tarafından yaşatıldığı iddiasında. Sorunun çözümü noktasında adım atılmamasının, öğrenci kadınları dışarıya kapatmayı amaçladıklarını ifade eden R.Ö., 7 Ekim’de yaptıkları protesto yürüyüşünün ardından yurdun önünde birkaç gün polis otosu bekletilerek önlem alınmasına isyan etti. Kendilerine yönelik saldırıların karşısında mücadele vereceklerini vurgulayan R.K., “Bizlere dönük olan bu saldırı, Kürdistan’daki genç kadınlara yönelik ve bilinçli gerçekleştirilmektedir. Bizden cemaatçi kişilikler olmamız, sosyal yaşamdan kopmamız bekleniyor, cemaatçi bir nesil yaratılmak isteniyor. Fakat biz cemaatçi, erkek zihniyet karşısında direnecek, mücadele edeceğiz. Taciz ve tecavüzler konusunda kadınlar olarak, tüm öğrenci kadınları bilinçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.


(gk/mg)