Şengalli çocuk katliam gününü beden hareketleriyle anlattı

09:05

Zehra Doğan/JINHA

DUHOK - Yaşı ilerlemiş kadın ve 380 erkeğin kafaları kesilerek katledildiği, 700 kadın ve çocuğun kaçırıldığı Koço'da yaşan saldırıları hafızasına kaydeden 5 yaşındaki Şibab Sileyman yaşananları beden hareketleriyle taklit ederek anlattı: "Üzerimizden helikopter geçince ellerimizle işaret edip bize su atmalarını sağladık, suyu hemen ölülerin ağzına boşalttık, susuzluktan ölmüşlerdi ama su verince de yine uyanmadılar. Onların uyanması için kafalarını dizimize koyup, şarkı söyledik, oyun oynadık, sonra bir daha su verdik ama uyanmadılar."

DAİŞ çetelerinin Şengal'de gerçekleştirdiği katliamın ardından bir yıl geçse de yaşananlar bir türlü unutulamıyor. Psikolojik hasarın en çok çocuklarda ve kaçırılan kadınlarda görüldüğü katliama ilişkin henüz ciddi bir rehabilite çalışması ise yok denecek kadar az. DAİŞ'in Êzidîlere dönük gerçekleştirdiği katliamda en çok kayıp veren köy olan Şengal'in Koço Köyü'nde 15 Ağustos'ta gerçekleşen katliamın tanıklarından 5 yaşındaki Şibab Sileyman ve 8 yaşındaki ağabeyi Caso Sileyman akrabalarının cesetlerinin altında kalarak hayatta kalmayı başaran çocuklardan. 80 yaşı ilerlemiş kadın ve 380 erkeğin kafaları kesilerek katledildiği, 700 kadın ve çocuğun kaçırıldığı Koço'da yaşan saldırıları hafızasına kaydeden Şibab o gün yaşananları beden hareketleriyle taklit ederek anlattı.

'Bizi eşeğimiz ve kadın gerilla kurtardı'

Anneleri bir süre önce esir düştüğü Musul'dan kaçarak kurtulmayı başaran fakat babaları hala DAİŞ'in elinde olan Şibab ve katliamın ardından hiç konuşmayan Caso, Şengal'de geçirdikleri bir yılın ardından şimdi ise anneleriyle beraber Duhok'ta bulunan akrabalarında kalıyor. Katliamın gerçekleştiği gün cesetlerin altında kalarak kurtulmayı başaran kardeşler, eşeklerine binerek Şengal'in doruklarına doğru uzun bir yolculuğun ardından yolda onlara rastlayan bir kadın gerilla sayesinde kurtulduklarını söylüyor. "Herkesi öldürdüler, biz de kanlar içindeydik, halam esir düşmüştü bizi fark edince hemen eşeğe bindirip gizli bir şekilde köyden çıkmamızı sağladı" diyen Şibab, eşekleriyle birlikte günler süren uzun bir yolculuğa çıktıklarını söyledi.

'Her yerde onlarca ceset vardı'

Şibab, "O gün çok korkunçtu, babamı ve annemi götürdüler, korkudan ağlayamıyorduk, annem bizi cesetlerin altına saklarken hiç ses çıkarmamamız gerektiğini söylemişti. Cesetler üzerimizde olduğu için kanlar içinde kaldık. Sonra halam bizi fark etti, bizi eşeğe bindirip köyden çıkardı" diye anlattı. Ağabeyiyle şans eseri kurtulan Şibab, günler süren Şengal yürüyüşünü şöyle anlattı: "Eşeğe Caso'yla sırayla çok sıcaktı, çok susadık, yol boyu ölüler vardı. Her geçtiğimiz yerde onlarca ceset vardı. Yaralılar karınlarını tutup sürüklenerek Şengal dağına doğru yürüyordu. Bir kadının karnı deşmişlerdi, kadın yerde bağırıyordu"

'Ölülere su verdik ama uyanmadılar'

Beden hareketleriyle ölü taklidi yapan Şibab, "Üzerimizden helikopter geçince ellerimizle işaret edip bize su atmalarını sağladık, suyu hemen ölülerin ağzına boşalttık, susuzluktan ölmüşlerdi ama su verince de yine uyanmadılar. Onların uyanması için kafalarını dizimize koyup, şarkı söyledik, oyun oynadık, sonra bir daha su verdik ama uyanmadılar" diye o anları anlattı.

'Uzun saçlı bir kadın gerilla bizi buldu'

Yorulduklarında kayaların üzerinde uyuduklarını söyleyen Şibab, yol boyu ağaç yaprağı yediklerini söyledi. Kendilerini bir kadın gerillanın kurtardığını söyleyen Şibab, "Bir gerilla bizi buldu ve Şengal'e götürdü. Saçların uzundu, boncuklu tokası vardı. Kurtulduktan sonra akrabalarımıza ulaştık, şimdi de annem kurtarıldı onun yanına geldik" dedi.

(fk)