Aysel Tuğluk: Devlet gerçeklerle yüzleşmek zorundadır
13:32
JINHA
AMED- Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından düzenlenen "Zorla Yerinden Edinme ve Köye Geri Dönüş Konferansı”nda konuşan DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, köylerin boşaltılması ile birlikte kocaman bir coğrafyanın alt üst edildiğini belirtti. Birçok kişinin köy boşaltmalarının OHAL'e dayandırdığını ancak bunun doğru olmadığına dikkat çeken Aysel, "Bu durum bir askerin, bir mülki amirin iki dudağı arasında çıkan sözcükle olmuştur. Bu da kendisiyle birlikte birçok sorunu getirdi" diye belirtti.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) “Zorla Yerinden Edinme ve Köye Geri Dönüş Konferansı” Cegerxwîn Gençlik Kültür ve Sanat Merkezi Konferans Salonu’nda başladı. Konferansa çok sayıda yurttaşın yanı sıra, İnsan Hakları Derneği İHD, 78'liler Derneği, Engelliler Meclisi, Mevsimlik Tarım İşçileri Derneği, Sağlık Meclisi, Yerel Dernekler, KESK, Ticaret Sanayi Odası, MEYA-DER, Diyarbakır Odaları, Barış Anneleri İnisiyatifi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, DİAY-DER, Kadın Danışma Dernekleri, BDP’li belediye başkanları, BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve Felaknas Uca katıldı. Konferansın yapılacağı salona “Koçberiya kurdan, trajediya sedsalene”, “Köye dönüş öze dönüştür”, “Kaybettirilenin kaybettiğin yerde aramaktır asimilasyon ve kültürel soykırıma karşı direniştir” ve “Jiyan dê bi li ser axa dayika niştiman watedar bibe” pankartları asıldı. Roboski'de yaşamını yitiren 34 kişinin davası için “Roboski’de askeri yargı istemiyor” adı altında imza toplanıyor. Rojava'da ki halka yardım amacıyla Ceren Kadın Danışma evi yaptığı yaptıkları ürünleri satışa sundu.
'Köy boşaltmaları devletin dayatmalarıyla olmuştur'
Özgürlük mücadelesinde yaşamın yitirenler için yapılan saygı duruşunun ardından köy boşaltmalarını içeren sinevizyon gösterimi yapıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapana DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, yapılan araştırmalara göre 3 bin köyün boşlatıldığını ve 1 milyon insanın göçe zorlandığını belirtti. Aysel, bu sayıların büyük bir sorunun göstergesi olduğunu söyledi. Yaşanan durumun tamamen keyfi uygulamalar olduğuna dikkat çeken Aysel, yapılanların kanunsuzluk ve hukuksuzluk olduğunu dile getirdi. Kürt sorunun bir eşitsizlik ve adaletsizlik olduğunu vurgulayan Aysel, "Köy ve mezraların boşlatılmasının yasalığı yoktur. Kimileri OHAL'e dayandırıyor, bu doğru değildir. Zorla yerinden ettirme devletin dayatmalarıyla olmuştur' dedi.
'Kürdistan insansızlaştırılmak istendi'
Sorunun bölgenin varlık ve yokluk sorunu olduğunu dile getiren Aysel, "Bu durum bir askerin, bir mülki amirin iki dudağı arasında çıkan sözcükle olmuştur. Bu da kendisiyle birlikte birçok sorunu getirdi” şeklinde konuştu. Kocaman bir coğrafyanın alt üst edildiğine değinen Aysel, "Kürdistan coğrafyası tarumar edilmiş, köy boşaltmalarıyla birlikte Kürt sorunu Kürdistan'ın dışına taşınmıştır. Türk metropolleri Kürt sorunu ile tanışmak zorunda kalmıştır" dedi. Kürt varlığının Türk metropollerinde tanınması ile birlikte ötekileştirmenin başladığını vurgulayan Aysel, Kürtlere karşı ırkçılığın başladığını bununda dışlama ve ayrımcılığa neden olduğunu belirtti. Köy boşaltmaların tekil bir politika olmadığın dile getiren Aysel, yapılan politikaların bölgeyi insansızlaştırma politikası olduğunu ifade etti.
'Devlet cuzi tazminatlarla yurttaşlara sus payı vermek istedi'
Köye geri dönüşler için yasal alt yapının hazırlanmasına değinen Aysel, "Köye dönmek isteyenlerin ya evlerinin yerine askeri üst, karakol yapılarak etrafı mayınlar döşenmiş, yada taş üstüne taş bırakılmamış. Devletin bu mağduriyeti gidermesi gerekiyor" dedi. Bu konuya ilişkin birçok davanın yargıya taşındığını ancak iç hukuktan sonuç alınamayınca davaların AİHM'e taşındığına dikkat çeken Aysel, "AİHM mağduriyet kararı verdi. Ailelere tazminatlar ödendi. Ancak devlet verdiği cuzi miktarlarla yurttaşa sadece sus payı vermek istemiştir" sözlerini ifade etti. Devletin yıllardır bu sorunu görmezden geldiğini ifade eden Aysel, "Ancak yapılanların çözümü susarak değil, gerçeklerle yüzleşerek bulunur. Bu hukuksuzluğu ortadan kaldıramayan bir devlet demokratikleşemez" diye belirtti. Kalıcı bir barışın sağlanması ve sürecin kardeşliğe dönüşmesine değinen Aysel, bu durumun gerçekleşmesi için derhal bir hakikat komisyonunun kurulması gerektiğini söyledi.
'Kent yaşamı Kürt Kadını için tam bir kaos yaratmıştır'
Aysel'in yaptığı konuşmanın ardından GÖÇ-DER Diyarbakır Şube Başkanı Vecdi Aydoğan, Kürtlerin zorla göç ettirme döneminde yaşanan travmalardan kaynaklı gittikleri her yerde uyumsuzluk sorunu yaşadıklarını belirtti. Kürtlerin en kötü işlerde çalıştırıldığına dikkat çeken Vecdi, "Kent yaşamı Kürt kadını tam bir kaosa dönüşmüş, kadın ev ve iş arasında sıkıştırılmış en kötü yaşam şartlarının içinde bırakılmıştır" dedi. Bu olumsuzların sadece kadınlarda değil çocuklarda da yaşandığına değinen Vecdi, Kürt çocuklarının fuhuşa, uyuşturucuya alışmasına neden olduğunu kaydetti. Kürtlerin metropollerde uzun süre yaşadıkları sorunlarına değinen Vecdi, "Devlet bu sorunları biliyordu. Bunun için her hangi bir atmamıştır. Bu devletin bu soruna yaklaşımındaki ciddiyetsizliğini gösteriyor" şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından konferans tartışmalarla devam ediyor.//
(hç-dc/mg)

