Kayıp yakınları: Türkiye savaş hukuku ve etiğini ihlal ediyor

13:38

JINHA

HABER MERKEZİ - Adalet taleplerini yineleyen kayıp yakınları, Türkiye'nin geçici hükümet eliyle sürüklendiği savaşa dikkat çekerek, hükümete operasyonları durdurma çağrısı yaptı. Kayıp yakınları, Suruç sınırında bekletilen cenazelerin de geçişine izin verilmesi gerektiğni belirten kayıp yakınları, AKP'nin savaş suçu işlediğni belirtti.

DİYARBAKIR

İHD ve kayıp yakınların "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" sloganı ile her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 340'ıncısı Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Kayıp fotoğraflarının taşındığı eyleme, İHD Diyarbakır Şubesi yönetici ve üyeleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri ile kayıp yakınları katıldı. Eylemde, 1993 yılında Şırnak'ın Cizre ilçesi Güçlü Köyü'ne bağlı Kolgezer mezrasında, düzenlenen asker baskınında gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra köy çıkışında katledilen 5 köylünün faillerinin bulunup cezalandırılması talep edildi.

Oturma eylemi öncesi bir konuşma yapan İHD Diyarbakır Şube Yöneticisi Muhterem Süren, 340. haftasına ulan kayıp yakın eyleminin sonuç alıncaya kadar devam edeciğini belirterek, kayıpların akıbetinden sorumlu olan rütbeli askerlerin yeniden bölgeye atanmalarını eleştirdi. Son dönemlerde yaşanan yoğun ev baskınları, gözaltılar, tutuklamalar, askeri operasyonlar, ormanların yakılması ile yeniden bir savaş ortamının yaratıldığına dikkat çeken Muhterem Süren, atamaların bu gelişmelerden bağımsız olmadığını söyledi.

'Türkiye savaş suçu işliyor'

Türkiye karşı savaşmamış olmalarına Mürşit Pınar Sınır Kapısında onlarca YPG ve YPJ'li cenazenin bekletildiğini ifade eden Muhterem Süren, "Türkiye ile savaşmış bile olsalar, TC vatandaşı olmaları ve uluslararası savaş hukuku ve etiği, devletin bu savaşçıların cenazelerini ailelerine teslim etmesini gerektirir" diye konuştu. EĞİTİM-SEN Genel Merkez binasında yaralı olarak gözaltına alınan 6 YPG'linin de, sınırda bulunan IŞİD çetelerine teslim edildiğini belirten Muhterem Süren bunun bir savaş suçu olduğunu söyledi.

Ardından İHD Diyarbakır Şube Yönetici Kayıp Komisyonu Üyesi Abdullah Zeytun, 1993 yılında Şırnak'ın Cizre ilçesi Güçlü Köyü'ne bağlı Kolgezer mezrasında, düzenlenen asker baskınında gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra köy çıkışında katledilen ve cesetleri tahrip edilen 5 köylüden İbrahim Aybi'nin hikayesini anlattı. İbrahim Aybi'nin eşi Leyla Aybi'nin olay ile ilgili beyanları şöyle aktarıldı: "12 Aralık 1993 Tarihinde Özel Harekat Timleri köyümüze baskın yapıp, evimizi kuşattılar. Eşimi sordular. Eşim kimliğini gösterince, kendisiyle birlikte köyden 5 kişiyi götürdüler. Diğer köylüler götürmemeleri için direnseler de, engel olamadılar. Götürüldükten kısa bir süre sonra, silah sesleri geldi. Biz eşimin halasıyla birlikte silah seslerin geldiği yere gittik. Her yerde askerler vardı. Olay yerine gitmemize engel oluyorlardı. Biz onlara silah seslerini sorunca '5 terörist öldürdük' dediler. Ben 'Onlar hepsi köylü' dediğimde ise bana hakaret ettiler. Olay yerine gittiğimizde kimisinin bağırsakları, kimisinin beyni dışarıdaydı. Eşimin yüzünün yarısı yoktu. Hepsini köylülerin yardımı ile gömdük. Eşimi öldürdüklerinde, en küçük çocuğum bir yaşında bile değildi." Daha sonra İbrahim Aybi ile diğer köylüler ve tüm kayıpların anısına 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.

ŞIRNAK

Şırnak'ın Cizre ilçesinde Dayikên Şemiyê (Cumartesi anneleri) ve kayıp yakınları, "Kayıplar bulunsun failleri yargılansın" şiarıyla her hafta gerçekleştirdikleri eylemlerinin 347'incisini gerçekleştirdi. Sanat Sokağı'nda bir araya gelen kayıp yakınları katledilen ve gözaltın kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyarak, "Kayıplar Albümü" pankartını açıldı. Her hafta bir kayıp hikâyesinin paylaşıldığı eylemde bu hafta da 1995 yılında Silopi Jandarma Komutanlığı'na yılbaşı akşamı hindi götüren ve kendisinden bir daha haber alınamayan Doruklu (Xezayê) köyü muhtarı Mehmet Fındık, kardeşi Ömer Fındık ve kuzenleri Ömer Kartal'ın kaybediliş hikâyesi anlatıldı. Hikayeyi anlatan İHD üyesi Abdulkerim Pusat, "Doruklu Köyü muhtarını Mehmet Fındık'ın Silopi Jandarma Komutanlığı'ndan yılbaşı akşamı için kendilerine hindi getirmeleri istemesi üzerine muhtar Fındık, yanına kardeşi Ömer Fındık ve kuzeni Ömer Kartal'ı alarak hindileri arabayla Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürdü. Ancak o günden bir daha kendilerinde haber alınamadı" dedi.

'Emniyet elektrikleri keserek köylülere ateş açmaya başladı'

Karakola giden 3 kişinin eve gelmeyince köylülerle 3 araçla Jandarma Komutanlığı'na gittiğini anlatan Abdulkerim Pusat, jandarmadan yetkililerin söz konusu 3 kişinin hindileri bırakıp emniyette gittiğini iddia ettiğini dile getirerek, "Jandarma 'hindileri bırakıp emniyete gittiler' dedi. Yakınlarının emniyete olmadığını cevabını alan köylüler, köydeki akrabalarının gelmesiyle Emniyet Müdürlüğü önünde toplanmaya başladı. 'Yakınlarımızı almadan buradan gitmeyiz' diyen köylülere ateş açmaya başlandı. Dağılmak zorunda kalan köylüler bir daha yakınlarında haber alamadılar" diye belirtti.

'Takipsizlik kararı verildi'

Köylülere ait aracın ertesi gün emniyetin 400 metre ilerisinde bulunduğunu belirten Abdulkerim Pusat, "Araçta sürtünme izleri vardı. Bu izlere emniyetin kapısının boyası bulaşmıştı. Failler açık, belli, kimler tarafından kaybedildikleri açıkça ortada. Ailelerin üzerinde davacı oldukları olaydan sorumlu olan kişiler geçtiğimiz ay haklarında takipsizlik kararı veridi" diye konuştu. Yapılan konuşmanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

BATMAN

Batman'da İHD ve kayıp yakınları adalet taleplerini yinelemek için Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde 340. haftada bir araya geldi. İHD Batman Şube Başkanı Mehmet Bağadır, devletin savaş politikalarını eleştirerek,1990'lı yıllara yeniden dönüldüğünü vurguladı. Sorunların müzakare edilerek çözülmesi dışında bir yolu olmadığını ifade eden Mehmet, "Barışçıl çözüm yolunun yeniden açılması için; taraflara derhal silahlı saldırı ile çatışmalara son vermeye ve tahkim edilmiş bir ateşkes ilan etmeye çağırıyoruz" dedi.

Kobane direnişi ile birlikte Türkiye ve tüm Ortadoğu'da ortaya çıkan yeni siyasi durumun Kürt meselesine demokratik çözümden başka bir seçenek bırakmadığını belirterek, "Bu temelde, Türkiye demokratik kamuoyunu, kurumları, siyasi partileri, aydınları, kadınları ve özgürlükçü basını yeni bir savaşa karşı tutum almaya, karşı koymaya çağırıyoruz. Barış ve demokratik bir çözüm için ayağa kalkmak, Türkiye ve Kürdistan'da yaşayan her insanın ortak görevidir.
Son olarak devam eden çatışmalarda hayatını kaybeden insanların ölümünden üzüntü duyduğumuzu belirtiyor ve özellikle Ağrı Diyadin ilçesinde iki masum çocuğun ölümüyle sonuçlanan yargısız infazı kınıyoruz.
Benzer olayların tekrar edilmemesi için Olayın adli ve idari makamlar tarafından hızla ve etkili şekilde soruşturularak sorumlular hakkında gerekli soruşturma/kovuşturma işlemlerinin yapılmasını temenni ediyoruz" diye konuştu.

(ekip/gc)