Cumartesi Anneleri: Bu ülkede katiller değil mağdurlar cezalandırılıyor

14:27

JINHA

İSTANBUL - Cumartesi Anneleri 542'nci haftada da bir araya gelerek 1993'te gözaltında kaybedilen Ferhat Tepe'nin akıbetini sordu. Cumartesi Anneleri, "Bu ülkede katiller değil mağdurlar cezalandırılıyor. İnsanlarımız katlediliyor. Çocuklar öldürülüp terörist diye lanse ettiriliyor ve toplu katliamlar yapılıyor" dedi.

Gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetle katledilenler için adalet arayışlarını sürdüren Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 542'nci haftasında da Galatasaray Meydanı'nda buluştu. "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartının açıldığı eylemde, kayıplarının fotoğrafları ve adalet arayışlarının simgesi haline gelen kırmızı karanfiller taşındı. Cumartesi Anneleri eylemlerinde bu hafta 1993'te gözaltında kaybedilen özgür basın çalışanı Ferhat Tepe'nin akıbetini sorarak faillerin yargılanmasını talep etti.

'Bu kanı durdurmak halklara düşer'

Eylemde ilk sözü alan Ferhat Tepe'nin babası İshak Tepe, 20 senedir faili meçhul cinayetlerin işlendiği bu ülkede evlatlarını aradıklarını belirterek, "Başta Ferhat olmak üzere buradaki bütün kayıp çocuklar sadece bizlerin değil, bütün halkın çocuklarıdır. Bu üzüntünün hepimize ait olması gerekiyor. Ülkede dökülen kanlar, kanları dökülenlerin değil hepimizin kanıdır. Bu kanı durdurmak bize düşer. Halklara düşer" dedi. Ferhat Tepe cinayetinin failinin belli olduğunu söyleyen İshak, "Geçmişte de söylediğimiz gibi, insanlık onuru ve insan hakları için mücadele ettik ve etmeye devam edeceğiz. Ferhat, genç basın emekçisiydi. Devlet tarafından katledildi. Oğlumun katillerinin yargılanmasını ceza almasını isterken ben ceza aldım. Bunları önlemek için büyük bir mücadele vermeliyiz" diye belirtti.

' Katliamlara karşı mücadeleye'

İshak Tepe'nin ardından Ferhat Tepe'nin annesi Zübeyde Tepe söz alarak, "Kaçırıldığında henüz 19 yaşındaydı. Cenazesini 8 Ağustos günü Hazar Gölü'nde bulduk. Ferhat, genç bir gazeteciydi, Özgür Gündem gazetesinde muhabirdi. Hukuksuzlukla adaletsizlikle aradan 22 yıl geçti, ama değişen bir şey olmadı" diye kaydetti. Katledenler hakkında soruşturma açılmadığının vurgusunu yapan Zübeyde, "20 sene sonunda ise davanın zamanaşımına uğradığını savcının eve gönderdiği yazıdan öğrendik. Bu ülkede katiller değil mağdurlar cezalandırılıyor. İnsanlarımız katlediliyor. Çocuklar öldürülüp terörist diye lanse ettiriliyor ve toplu katliamlar yapılıyor. Kobanê'de, Diyarbakır'da, Suruç'ta, Ağrı'da en son Diyadin'de iki çocuk öldürüldü" diyerek yaşanan katliamlara karşı mücadeleye devam çağrısı yaptı.

'Gerçekler karanlıkta kalmayacak'

Ferhat'ın gazeteciliğini yaşatan Özgür Gündem gazetesi adına konuşan Davut Uçar, "Onlar aydınlık bir gelecek için yola çıktılar. Gerçekler karanlıkta kalmayacak dediler ve bedenleriyle geleceğimizi yarınımız aydınlattılar. Anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Ferhat Tepe, Seyfettin Tepe, Cengiz Altun ve onlarca arkadaşımız şehit düştü bu yolda ve gerçekten de karanlıkta kalan bir şey yok. Her şey aleni, açık devam ediyor" dedi.

'Artık yeter! Kayıplarımızın faillerinin yargılanmasını istiyoruz'

Cumartesi Anneleri adına basın açıklamasını okuyan Zin Demir Ferhat'ın kaybediliş öyküsünü anlatarak şunları söyledi: "19 yaşındaki Ferhat Tepe Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiriydi. 90'ların karanlığında işlenen ağır insanlık suçlarını haberleriyle kamuoyuna taşıyordu. 28 Temmuz 1993'te Bitlis şehir merkezinde sivil polis olarak bilinen, silahlı telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldı. Ferhat'ı kaçıran otomobilden biri, daha sonra bölgedeki karakolun önünde görüldü. Ferhat'ın kaçırılmasının ardından DEP Bitlis Şube Başkanı olan babası İshak Tepe'yi telefonla arayan bir kişi, oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istedi. İshak Tepe, telefondaki sesin Tatvan 6. Zırhlı Tugay komutanı General Korkmaz Tağma'ya ait olduğunu kamuoyuna açıkladı."

Zin, Ferhat Tepe'nin kaybedildiği dönemdeki sorumlu kişilerin yargılanmasını talep ederek, "Artık yeter! Kayıplarımızın faillerinin yargılanmasını istiyoruz! Artık yeter! Basın özgürlüğü istiyoruz. Artık yeter, barış istiyoruz" dedi.

(sö/ödk/gc)