Melanie Küpper: Êzidî kadınlar kendi topraklarında olmalı

09:07

Newroz Dijwar/JINHA

SILEMANİ - DAİŞ çetelerinin ellerinden kurtulan ve şuan kamplarda kalan Şengalli kadınların psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu söyleyen travma uzmanı Melanie Küpper, "Kadınların gün boyunca kamplarda yapacakları alternatif şeyleri yok. Kamp koşulları çok zahmetli. Kadınların kendilerini rahatça ifade edebilecekleri merkezlere ihtiyaç var" dedi.

Kısa bir süre önce Almanya'dan bir heyetle Güney Kürdistan Bölgesine gelen Almanya Ceni Kadın Derneği Yönetim Üyesi Travma Uzmanı Malenie Küpper, Şengallilerin yaşadıkları kampları dolaşarak, Êzidî kadınlarla görüştü. Êzidî kamplarında DAİŞ'in elinden kurtulan kadınlarla bir hafta boyunca görüşme yapan Melanie Küpper, izlenimlerini ajansımıza değerlendirdi. Melanie Küpper, Şengalli kadınların kamplarda yaşadıkları sorunlara dikkat çekerek, "Kamplarda kadınların yaşam koşulları çok kötü. Zaten büyük bir felaketi yaşadılar. Bu koşullar onları daha da etkiliyor. Kendilerini rahat ifade edebilecekleri, kadınlarla ortak sohbet edebilecekleri bir yerleri yok" dedi. Melanie ayrıca Almanya devletinin Êzidî kadınların topraklarından koparılması projesini de kadınların yaşamış olduğu travmaları daha da derinleştireceğine dikkat çekti.

'Êzidî kadınlardan çok şey öğrendim'

Psikoloji alanında 8 yıldır çalışma yürüttüğünü belirten travma uzmanı Melanie, Êzidî kadınların durumunu yakından takip ettiğini söyleyerek heyette yer alma sebebine ilişkin şöyle konuştu: "Ben psikolog olabilirim ama aynı zamanda siyasetle de yakından ilgileniyorum. Kürt kadınlarıyla birlikte ortak çalışmalarımız oldu. Kendim zaten Ceni kadın derneğinde yöneticiyim. Kürt kadınlarının çalışmalarını her zaman yakından takip ettim. Böyle bir heyetin oluştuğunu duyduğumda da hemen yer almak istedim. Bu benim için bir fırsat oldu. Êzidî kadınların yaşadıklarına bire bir kulak verdim. Onlardan çok şey öğrendim diyebilirim"

'İnsani yardımlar yetersiz kalıyor'

Güney Kürdistan'da birçok Êzidî kampını ziyaret ettiğini kaydeden Melanie, kamp koşullarının zorluğuna dikkat çekerek, insani yardımların yetersiz kaldığını belirtti. Melanie konuşmasına devamla: "Buradaki kampta en çok dikkatimi çeken şey çok fazla çadırın ve kampın dağınık olması. İnsanlar sanki üst üste atılmış. Bu durum karşısında çok zorlandım. Yine Arap ve Êzidî halkının birbirine karıştırılmasını doğru bulmuyorum. Kadınlar üzerinde bunun psikolojik etkileri daha var. Katliamın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Êzidîlerin durumu halen vahim. İnsani yardımların yapıldığını söylüyorlar. Ama bu çok yetersiz. Kadınlar gün boyunca ne yapacak alternatif yok. Psikolojileri etkileniyor. Yaşam koşulları çok zahmetli. Orada çalışma yürütürken kendimizde şahit olduk. Elektrikler gidiyor ve saatlerce gelmiyor. Havalar çok sıcak dayanılmaz gibi değil orada. Orada olan insanlar zaten normal değil, bu koşullarda sağlam olanında psikolojisi bozulur"

'Orada gördüklerimiz katliamın aynası gibiydi'

Kampları dolaşırken DAİŞ'in elinden kaçan kadınlarla da görüştüklerini kaydeden Melanie, kadınların durumlarına ilişkin gözlemelerini şöyle aktardı: "Kamplarda kalan kadınların birçoğuyla sohbet ettik. Birkaç kadın DAİŞ'in elinden kaçmıştı. Özellikle DAİŞ'in elinden kaçan kadınların çok ciddi psikolojik travmalar yaşadıklarını gördük. O kadınlar yüzlerini kapatmıştı ve koyu renkli kıyafetler giymişti. Bizimle konuşamıyorlardı. Genel olarak da şu söyleyebiliriz. Kamplardaki insanlar bir katliamdan kurtuldu. Akrabaları gözlerinin önünde öldü, öldürüldü. İnsanlar aç ve susuz kaldı yollarda. Susuzluktan, açlıktan insanlar öldü. Eşleri çocukları gözlerinin önünde kaçırıldı. Anne ve babalar mecburiyetten dolayı çocuklarını arkalarında bırakmak zorunda kalmışlar. Orada gördüklerimiz katliamın aynası gibiydi"

'Kadınlar değişime dönüşüme açıklar'

Kampta bir hafta kaldıklarını dile getiren Melanie, kadınların kendi öz güçlerine tekrardan dönmek istediklerini belirtti. "Hem eğitim hem de kadınların bu travmaları aşmaları için sohbetler yaptık. Orada en çok dikkatimizi çeken şey kadınlar değişim ve dönüşüme çok açıklar. İlk başlar da bize güvenmiyorlardı hatta bizi denediler de bizi bazı sorularıyla sınavdan geçirdiler. Fakat bizim Kürt kadınlarıyla birlikte çalıştığımızı gördüklerinde güvenmeye başladılar" diyen Melanie bir haftalık çalışmalarının verimli geçtiğini kaydetti. Melanie, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Almanya'da hastalarımız var onlarla ilgilenmemiz ayları geçiyor. Fakat buradaki kadınlar öyle değil. Çok ciddi travmalar yaşadılar. Ama kadınlar kendi öz güçlerine tekrar geri dönmek istiyor bunun çabasını veriyor. Kadınlar başlarına geleni, zorla ellerinden alanı güçlü bir mücadeleyle geri almak istiyor. en çok etkilendim boyut bu oldu. Değişime ve dönüşüme açıklar. Bizler de onlardan çok şey öğrendik. Direnmeyi, değişim dönüşümün nasıl olacağını onlardan öğrendik"

Nesrin'in nasıl değiştiğini gözlerimizle gördük'

DAİŞ'in elinden kaçan Nesrin adındaki Êzidî bir kızın uyguladıkları tedaviyle nasıl değiştiğini kendi gözleriyle gördüklerini anlatan Melanie, kendilerinin de bu kadar kısa zamanda sonuç alacaklarına inanmadıklarını dile getirdi. Melanie konuşmasına şöyle devam etti: "Nesrin'in önce yüzü kapalıydı. İçine kapanık ve sessizdi. Fakat eğitimlerden sonra Nesrin'in yüzünü açtığını diğer gün kafasındaki eşarbı attığını renkli kıyafetler giymeye başladığı gördüm. Kırmızı sarı ve buna benzer canlı renkler giymeye başladı. Biz ona sormadan kendisi başından geçenleri anlattı. Nesrin değişmişti. Bize de artık güveni gelişmişti. Nesrin o aşamadan sonra DAİŞ'in aslında kadınları bu hale koymak istediğini anladı. Nesrin DAİŞ'in kadınlara yapmak istediklerini kafasından atınca başını kaldırdı omuzlarının çöküklüğü düzeldi"

'Kamplarda ve şehirlerde kadınlar için merkezler olmalı'

Şengalli kadınların psikolojilerinin düzelmesi için Kürt kadın hareketiyle sürekli ilişkilerinin olması gerektiğine vurgu yapan Melanie, " Kürt kadın hareketi bu kadınlara ilişkin hem kampta hem de şehrin merkezinde bir merkezin açılması için çalışma yürütüyor. Bu öneri aynı zamanda hem oradaki kadınların hem de bizimdi. Kadınların nasıl nefes alıp vermesi ya da travmalarını aşmaları için boyalama bile çok önemli. Kadınlar başlarından geçenleri kâğıtları boyayarak daha rahat yapabiliyor kendisini de daha rahat hissediyor. Kâğıdı boyalamak, konuşmaktan daha iyi oluyor bazen. Uyguladığımız yöntemlerin devam etmesi lazım" dedi.
Melanie, konuşmasına devamla: "Kamplarda kesinlikle kadınlar için bir merkez olmalı. Kadınlar burada en azından yan yana gelip sohbet edebilirler. Orada yaşamak zorunda kalan kadınların yaşam koşulları değişmeli. Bundan sonra da bizim çalışmalarımız bu yönlü olacak. Şehir merkezinde de onlar için bir merkez olursa, kadınlar en azından kamptan çıkabilecek, kampın atmosferinden uzaklaşabilecek. Kadınlar bu merkezlerde uzun süre eğitim görebilecek. Bizim dışımız da diğer psikologların da gelmesini sağlayacağız"

'Kadınların topraklarından koparılması travmayı derinleştirir'

Êzidî kadınların topraklarından koparılma projelerine de değinen Melanie, Almanya'nın bunu bilinçli bir şekilde KDP'ye ortaklaşa yaptığını iddia etti: Melanie, "Êzidî kadınların ihtiyacı olan merkezlerin açılması dışında en önemli gördüğümüz diğer bir şey de kadınların topraklarından koparılmamasıdır. Kadınların topraklarından koparılması travmanın derinleşmesine yol açar. Êzidîler kendi topraklarında kalmalı, kendi kültürel değerlerini yaşamalı. Devletler bu projeleriyle DAİŞ'in yaptıklarının devamını uygulamış gibi olur" dedi. Buradan gittikten sonra Almaya'da bir basın açıklaması yapacaklarını söyleyen Melanie, burada yaşanan gerçeklerin çarpıtıldığını kaydetti. Melanie, "Alman medyasında Êzidî kadınların kendilerinin almanyaya gelmek istediğini yazıyor, gerçeği çarpıtıyorlar. Almanya da bunu özellikle KDP çizgisine yakın olan kişilerle yapıyor" diye konuştu.

'Kadınlar öldürülmeli algısı değişti'

DAİŞ'in elinden kaçan kadınların aileleri tarafında öldürüldüğü yönündeki algının Kürt kadınları tarafından değiştirildiğini belirten Melanie son olarak konuşmasını şöyle sürdürdü: "DAİŞ'in elinden kaçan kadınlar eve geldiklerinde öldürülür böylesi bir algıyı kadınlar içerisinde yaydılar. Ama Kürt kadın hareketi Êzidî büyükleriyle şeyhleriyle görüşerek bu algıyı kırdı. Gerçek olan şey burada yaşananlar Almayanda çarpıtılarak kamuoyuna sunuluyor. Birçok kişi bizim buraya geldiğimizi biliyor ve bizim sunacağımız raporu bekliyor. Onlara 'Êzidî kadınların Şengal'e gitmek istediğini siz onları hangi esaslar üzerinden buraya getirmek istiyorsunuz' diyeceğiz. En önemli çalışmalarımızdan biri de bunun basın ayağı olacak"

(zd/fk)