'Silvan halkı öz savunma ile yaşam hakkını koruyor'

09:35

JINHA

AMED- Silvan'da 4 gündür başlayan çatışmaların ardından dün Farqîn Halk Meclisi öz yönetim ilan etti. HDP tarafından Silvan'daki durumu incelemek için oluşturulan heyette yer alan HDP milletvekili Sibel Yiğitalp, halkın saldırılar nedeniyle artık devlete güven duymadığı ve kendi kendisini yönetme talebinin önemli olduğuna vurgu yaparak ''Öz savunma bir yaşam hakkıdır'' dedi.

Geçici AKP hükümetinin topyekun imha konsepti kapsamında sivil insanlara yönelik saldırıları karşısında Kürtler de bulundukları yerlerde kendi yönetimlerini oluşturma kararı alıyor. Sîlopî, Cîzre, Yüksekova, Nusaybin, Varto' dan sonra saldırıların hedefi haline gelen Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde de Farqin Halk Meclisi öz yönetim ilan etti. 4 gündür yoğun çatışmaların yaşandığı Silvan'da öz yönetimin ilanıyla birlikte çatışmalar da şiddetlenerek devam ediyor. Silvanlı kadınlar başta olmak üzere gençler ve tüm halk saldırılara karşı mahallelerinde hendekler kazarak öz savunmasını gerçekleştiriyor. Silvan' da son birkaç gündür yaşanan bu çatışmaları yerinde incelemek için oluşturulan heyette yer alan HDP Milletvekili Sibel Yiğitalp bölgede ve Silvan'da gelişen olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sibel halkın kendi kendisini yönetmesine ilişkin talebin önemli olduğuna vurgu yaparak halkın vali kaymakam gibi yönetim birimlerini seçme hakkı olduğunu dile getirdi. Sibel HDP olarak yerel yönetimler ve Ademi Merkeziyetçi sisteme ilişkin ciddi çalışmalar içinde olduklarına değindi ve konuşmasını şu şeklide sürdürdü: ''Biz yerinden yönetimi önemsiyoruz. Halkın kendi yaşam alanı ve hakkı üzerine sözünü söylemesi gerektiğini düşünüyoruz. İnsanların yaşam alanlarına dair, pratik çözümler geliştirme özgürlüğü vardır.''

'Hendekler durup dururken kazılmadı'

Halkın kendisini savunmak amacıyla açtığı hendeklere ilişkin ''bunlar durup dururken kazılmış değil'' diyen Sibel konuşmasının şu şekilde sürdürdü: ''Keşke hendekler hiç kazılmasaydı ama insanlar Ağrı Tendürek'te başlayan provokasyonlarla birlikte Van, Adana, Mersin ve Amed'de patlatılan bombaları ve yitirilen onca canı unutmadı. Ciddi soykırımlarla karşı karşıya kalındı, siyasi operasyonlar başlatıldı. İnsanlar sorgusuz sualsiz gözaltına alındı, tutuklandı, işkence gördü. Suruç'ta 20 Haziran günü 33 tane genç insanımızın bedeni paramparça edildi.''

'İnsanlarda kendini koruma refleksi oluştu'

Tüm bunlara rağmen yaşananların bir diğer sorumlusu olan çete örgütü İŞİD'ê karşı işletilmesi gereken güvenlik politikaları ve operasyonların ibre değiştirerek HDP ve DBP'ê yöneldiğini aktaran Sibel, HDP tabanı ve muhalif kesimlerin katliam, işkence ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Sibel şöyle devam etti: ''Bu durum insanlarda ciddi bir tepkiye neden oldu. 90'lı dönemin ruhu gün ortası yapılan infazlarla tekrar yaşatılmaya çalışılyor çünkü. Tüm bunlara rağmen kriminalize edilmeye çalışılan yine bizim tabanımızdı. Ortaya çıkan bu durumlardan kaynaklı insanlarda kendini koruma refleksi oluştu.''

'Öz savunma yaşam hakkını korumaktır''

Sibel halkın devletle olan ilişkisinde gelişen güvensizliğin öz savunma ihtiyacını doğurduğunu belirterek, öz savunmanın sadece silah olarak algılanmamasına vurgu yaparak ''Öz savunma, bulunduğu yerde yaşam hakkını koruma, yaşadığı yeri sahiplenme ve onu tehlikelerden uzak tutmaya çalışmaktır'' dedi. Halkın talebini 7 Haziranda açığa çıkardığının altını çizen Sibel konuşmasını şu şekilde devam ettirdi: ''Halk 80 milletvekilini meclise gönderdi ve bu sorunun artık diplomasi ve müzakereyle çözülmesi gerektiğini önümüze koydu. Bununla birlikte 5 Nisan'da Sayın Öcalan'la kesilen müzakere yollarının açılarak mecliste çözümün gelişeceği umudunu taşıdı. Fakat insanlar tam tersi bir durumla karşı karşıya kalınca tepkilerini bu şekilde dile getirmek zorunda kaldılar.''

'Halk 90'ları çoktan aşmış'

Silvan'da yaşanan son durumlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Sibel heyetle birlikte yapılan görüşmeleri aktardı. Kaymakam ve Emniyet Müdürü ile daha sonra da mahalledeki halk ve gençlerle de görüştüklerini kaydeden Sibel, ''Kaymakam insanların ölmesini istemediğini dile getirmekle beraber bunun nasıl önlenebileceğine dair pratik hiçbir çözüm geliştiremedi. Aileler ve gençlerle konuştuğumuzda da gördük ki Amed Sur ilçesinde, Silopi'de, Şırnak'ta, Nusaybin ve Cizre'de halkın karşısına çıkan durumu yaşamak istemiyorlar ve kaygı duyuyorlar" dedi. Devletin 90'lı yılların ruhuyla davrandığına vurgu yapan Sibel ''Halk 90'ları çoktan aşmış. Halk haklı bir mücadelenin inancıyla daha net bir tutum alabiliyor. Silvan'da da bu temelde halkın devlete olan güvensizliğini ve buna karşı bir koruma refleksi geliştirdiğini söyleyebiliriz'' diye konuştu.

'Barış nöbetini Karadeniz'de, Trakya'da da tutarız'

Sibel HDP olarak ilkeli bir siyaset yürüttüklerini ve Silvan'da yürüttükleri barış nöbetini gerektiği taktirde Karadeniz'de veya Trakya'da tutabileceklerini dile getirerek halkların birlikteliğinin önemine işaret etti. Sibel Saray iktidarını korumak adına binlerce insanın tutuklanmasına, gençlerin ve halkın ölümüne göz yummayacaklarını ifade etti ve sorunların bu şekilde çözülemeyeceğine vurgu yaparak müzakerelerin tek çözüm olduğunun altını çizdi.

Son olarak ölüm ve öldürme üzerinde gelişen siyasetin gerçekliliğini yitirdiğini aktaran Sibel, göz yaşının rengi yok diyerek artık annelerin ağlamasını görmek istemediklerini ve bunun için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.

(rt-ch/gc)