Toplumsal sorunları Diyarbakır merkezli çözme hedefiyle yola çıktılar

09:05

Bêrîtan Elyakut/JINHA

AMED - Toplumsal olaylar, kadın sorunu, Ortadoğu'daki kriz, Türkiye'nin içinde bulunduğu kaosa dönük önemli bir araştırma merkezi olan ve Diyarbakır merkezli olarak 2011 tarihinde kurulan SAMER çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, Kürdistan ve Ortadoğu'daki kadının pozisyonunu incelemeye başlayan çalışma süreçlerini oluşturduklarını kaydetti.

Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER) 2011 yılı Ocak ayında Diyarbakır'da kuruldu. Yeni bir araştırma şirketi olarak kurulan SAMER, bölgede önemli bir boşluğu doldurmak adına çalışmalarını Diyarbakır merkezli yürütme hedefinde. SAMER'in 5 yıldır yaptığı çalışmalar ve yoğunlaşmalar üzerine konuşan SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, SAMER'de saha araştırmalarından değişik kaynak araştırmalarına kadar ve çoklu metodolojilerde kullanılan araştırmalar, raporlamalar, dosyalar, tartışmalı platformlar düzenlendiğini belirtti.

'Anket ve raporlama çalışmaları yürütüyoruz'

Ağırlıklı olarak birkaç çalışma üzerinde yoğunlaştıklarını kaydeden Yüksel, bunlardan en önemlisinin yerel yönetimlerin tercihleri ve istekleri doğrultusunda, belediyelerin bulunduğu sahalardaki il ve ilçeleri sosyo kültürel ve ekonomik yapısını belirleyen veri tabanları oluşturmak olduğunu söyledi. Yüksel, güncel bilgiler sayesinde sosyal hayatın, siyasal hayata yansıması ve sosyal hayatın dönüşüm süreçlerini elde ettikleri verilerden inceleme olanağına sahip olduklarını dile getirdi. Sıklıkla saha araştırmaları yaptıklarının altını çizen Yüksel, "Anketler bu anlamda çok önemli, yüz yüze görüşmeler yapabiliyoruz. Kadın üzerine çalışmalarımız var. Kadının istihdamı şiddet algısı, eğitim düzeyi, kadının talepleri, toplumsal cinsiyetçilik konusundaki farkındalık düzeylerini içeren değişik anket ve raporlama çalışmaları yürütüyoruz" dedi.

'Sorunları Amed'in diliyle ifadelendirmek bizler için önemli'

Kürdistan ve Ortadoğu'daki kadının pozisyonunu incelemeye başlayan çalışma süreçlerini oluşturduklarını kaydeden Yüksel, konuyla ilgili ağırlıklı olarak veri tabanı oluşturma, tartışma platformu kurma, raporlar hazırlama, bilgi güncellemesi yapma, yeniden güncel veriler oluşturma gibi çalışmaları hayata geçirdiklerini ifade etti. Hem Kürt sorununun hem kadın dinamikleri hem de Ortadoğu problemlerinin dünyada birçok araştırma merkezinin ve akademisyenin ilgi alanı içinde olduğunu dile getiren Yüksel, "Onların da şimdiye kadar önemli envanterleri oluştu. Barışa yaklaşım, barış, çözüm süreçleriyle ilgili yöntem ve metot önerme ve çözüm önerme süreçlerini Amed'in diliyle ifadelendirmek bizler için önem arz ediyor. Daha doğrusu buranın diliyle yansıtmak gibi farklı bir pozisyon içinde olmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

'Kadınları özgün olarak ele aldık'

Esas olarak Rojava ve Şengal göçmenleriyle ilgili ve Şengal kamplarıyla ilgili bir dizi araştırmalarının olduğuna dikkat çeken Yüksel, "Geçen sonbahar ve bu bir ay önce de kampların durumları içinde kadınları özgün olarak ele aldık. Odak olarak da kadınların pozisyonlarını gözlemleyen bir dizi çalışmalar yapıyoruz. DAİŞ'in kadını tanımlama biçimi olarak da bu katıksız erkek sistem kurma algısının kadına döngüsü, kadını yok sayma ve bitirmedir" diye belirtti.

'DAİŞ geçmiş ve geleceğe ait belleği yok ediyor'

DAİŞ'in en önemli tehlikelerinden birinin sadece fiziksel yok oluşu yaratma olmadığının altını çizen Yüksel, DAİŞ'in geçmiş ve geleceğe dair toplumsal ve cinsel kimliklere ait olan belleği yıkmakla ve yok etmekle meşgul olduğunu söyledi. Yüksel, "Bunun en simgesel hali belki tarihi müzelerin yıkmasıyla ilgili ifade buluyor ama salt bölge değil, canlı yürüyen hayatın toplumsal dokunulmazlığın kendisine de bu anlamda müdahale ediyor. Esas kötülük alanı da kadın açısından çok daha üst düzeyde yaşatıyor. Bizler de bu nokta da çalışmalarımızı daha fazla yaygınlaştıracağız" dedi.

(gc)