Siirtli kadınlar: Bir koltuk sevdası için çocuklarımız feda etmeyeceğiz

09:08

JINHA

SÊRT - Savaş konseptine karşı tek ses olan Siirtli kadınlar, 'Evlatlarımızı feda etmeye hazırız' diyen Başbakan'a soruyor: "Sen kimin canını kime feda ediyorsun, ne için feda ediyorsun önce bunları söyle. Senin çocukların bu savaşın içinde mi?" Kadınlar Türkiye'deki tüm kadınlarda seslenerek, "Bir koltuk sevdası için çocuklarınızın feda olmasına izin vermeyin. Yeter diyin. Biz hepimiz el ele verelim ve bir koltuk uğruna yürütülen bu savaşa, giden bu canlara artık dur diyelim" dedi.

7 Haziran genel seçimlerinden sonra yaşanan ve hala can kayıpları ile devam eden savaş süreci, 7'den 70'e tüm herkesin gündeminde. Siirt'li kadınlar da çocukların artık ölmemesi ve bir an önce barış ortamının sağlanması çağrısında bulundu. Barış için mücadele ettiklerini vurgulayan Siirt Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Hediye Suçin, "Biz hem kendi canımız acımasın, hem de Türkler, Araplar ve tüm halkların canının acımamasını istiyoruz. Bizler anne olarak herkes için acı duyuyoruz" dedi.

Hediye Ana, "Bizim çocuklarımızı gözaltına aldılar, tutukladılar, öldürdüler, işkence yaptılar. Ama biz yine de barışı savunduk. Buna rağmen biz ne yaparsak yapalım Erdoğan barışa yanaşmıyor. Artık yeter diyoruz ve gerekirse biz de anne olarak tankların, tüfeklerin önünde duru mücadele ederiz. Erdoğan hiçbir şeyin hesabını yapmadan bize karşı savaşıyor. Artık kanlı ellerini çocuklarımızın üzerinden çeksin. Biz çocuklarımızı büyüttük, tüm kötülüklerden koruduk bugüne kadar getirdik, Erdoğan çocuklarımızı tanımamıza onlarla yaşamamıza izin vermedi. Erdoğan'ın onları bizden almaya hakkı yok. Artık bizim karşımıza çıksın çocuklarımızın değil. Bugün dağlarımız, ovalarımız annelerin gözyaşıyla, çocuklarımızın kanıyla yeşerdi. Erdoğan bugün bizim ödediğimiz bedellerle yeşeren dağlarımızı ovalarımızı yakıyor. Oradaki ağaçların canı, hayvanların canı bizim canımız. Bugün yaktığı dağlarımızın, hayvanlarımızın ne kadar büyük bir emek olduğunu biliyor mu o?" dedi.

'Biz daha fazla acı çekmek istemiyoruz'

HDP Siirt İl Eşbaşkanı Dilber Sevim'de yaşadıkları süreç nedeniyle çocukları için endişe ettiklerini kaydetti. Annelerin gönlünün rahat olmadığının altını çizen Dilber, "Ben de bir anneyim, benim de çocuklarım var ve onlar için endişe ediyorum, bu sürece şüpheyle bakıyorum" dedi. Dilber, "Çocuklarını rahat bir şekilde askere gönderebiliyorlardı, çocukları geri geliyordu. Geçen gün bir kadın partiye geldi ve 'Keşke çocuğum olmasaydı. Çünkü süreç çok kötü ilerliyor. Çocuklarımızın bir geleceği yok. Hatta hayatta kalıp kalmayacakları bile meçhul' dedi ve bu durum beni gerçekten çok üzdü. Bu durumun kırılması için barış istiyoruz. Bu topraklar, bu ülke hatta bu dünya hepimize yeter. Bunun için savaşmanın bir anlamı yok. Biz bu acıların yaşandığı topraklarda hayatını sürdürenler olarak artık daha fazla acı çekmek istemiyoruz. Barış, kardeşlik ve eşitlik istiyoruz. Biz ne Kürt ne de Türk çocuklarının ölmesini istemiyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bütün annelerin gözyaşı aynıdır" dedi.

'Tüm kadınlar el ele verip savaşa dur demeliyiz'

Yürütülen savaşta kayıpların tek taraflı olmadığının altını çizen DBP Merkez İlçe Eşbaşkanı Meryem Tırpan ise, "Hem Kürt halkının hem de Türk halkının çok fazla evladı hayatını kaybetti. Artık Türkler de AKP tarafından yürütülen bu kirli savaşın farkına varmaya başladı. Barış artık hepimizin isteği haline geldi. Biz DBP olarak halkın barış isteğinin her zaman destekleyicisi olduk ve olacağız. Biz kadınlar olarak da artık evlatlarımız, kardeşlerimiz, eşlerimiz ölmesin istiyoruz" dedi. Davutoğlu'nun "Biz canımızı feda etmeye hazırız" sözlerine ithafen konuşan Meryem, "Sen kimin canını kime feda ediyorsun, ne için feda ediyorsun önce bunları söyle. Senin çocukların bu savaşın içinde mi?" diye sordu. Türk anneleri başta olmak üzere tüm annelere seslenen Meryem, "Bir koltuk sevdası için çocuklarınızın feda olmasına izin vermeyin. Yeter diyin. Biz hepimiz el ele verelim ve bir koltuk uğruna yürütülen bu savaşa, giden bu canlara artık dur diyelim" ifadelerini kullandı.

'AKP savaş konseptine devam ediyor'

İHD Şube Sekreteri Handan Can, AKP'nin daha önceki seçimlerinde elde ettiği iktidarı son seçimle yeniden elde edemediği için halkın demokrasisini ve canını elinden almaya çalıştığına dikkat çekti. Handan, "Ama buna rağmen AKP Türkiye halklarına karşı uyguladığı savaş konseptini sürdürmeye devam ediyor. Kürtlerin uzattığı barış elini hiçbir zaman kabul etmiyor ve halklarına yönelik hak ihlallerini uygulamaya devam ediyor. Bizler insan hakları savunucuları olarak bu durumu kabul etmiyoruz ve bu durumun karşısında olacağımızı her zaman dile getiriyoruz, buna da sonuna kadar devam edeceğiz" dedi.


'Savaş kadınlar üzerinde geri dönüşümü olmayan tahribatlara neden oluyor'

BERFİN Kadın Danışma Merkezi Sosyoloğu ve Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Celile Ası Güneş de, savaşların kadınlar üzerindeki etkilerine değinerek şöyle konuştu: "Yakın zamanda gördüğümüz Rojava'da Ezidi, Şii, Hristiyan, Türkmen kadınlara yapılan vahşet, kadın bedeni üzerinden kimliklere verilmek istenen zararın en büyük örneğidir. Bunların yanı sıra kaçıp sığındıkları mülteci kamplarında da tecavüze uğradı ve intihara sürüklendiler. Savaşın etkileri her yerde aynı ve kadınlarda geri dönüşümü olmayan tahribatlar bırakıyor ne yazık ki. Savaşlar nedeniyle yaşanan göçlerle beraber operasyonlar, orman yangınları, infazlar, DAİŞ terör örgütü ve bu örgütün topluma yaydığı korku var. Siirt özelinde yapılan siyasi operasyonlar kadınlarda tedirginlik yaratıyor ve sıra ne zaman benim çocuğuma gelecek korkusu hakim oluyor. Bunların yanı sıra ulus milliyetçiliğinin törpülendiği ve eski amacına ulaşmadığını da görüyoruz asker cenazelerinde. Artık anneler 'Vatan sağolsun' demek yerine savaş dursun diyorlar. Bunların yanında bir de ölülerini almak için sınır kapılarında bekleyen, çürüyen cenazelerini alan kadınlar, anneler var. Savaşın bile bir hukuku vardır. Toprağa gömme hakkını, insanların yasını, acısını yaşamasını engelleyip acılarını katmerleyemezsiniz. Kadınlar her zaman tutumunu barıştan yana kullandı. Biz geçici hükümetin bir an evvel bu savaş çığırtkanlığından vazgeçmesini ve 28 Şubatta deklare edilen Dolmabahçe mutabakatını kabul edip müzakerenin önü açmasını talep ediyoruz."

(şö/fk)