Varto: Bizim çocuklar burada çatışan... - İZLENİM
14:12
Asya Tekin/Nişmiye Güler/JINHA
MUŞ - Varto'da çatışma ve patlama sesleri arasında başımızı eğerek ilerleyip koca bir geceyi devirdikten sonra halka "ne oluyor" diye soruyoruz ve "Bizim çocuklar çatıştı" yanıtını alıyoruz. Çatışmalar hayatlarının bir parçasıymış gibi konuşan kadınlar, "Biz yıllarca bu günleri yaşadık artık kendi savunmamızı kendimiz yapıyoruz" diyor.
Muş'un Varto (Gımgım) ilçesinde 58 saat boyunca öz savunma güçleri kenti denetime alarak polisle çatıştı. HPG ve YJA Star gerillaları ile öz savunma birlikleri dün yaptıkları açaklamalarda "10 Ağustos'ta işkence ile katledilen YJA Star savaşçısı Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) cenazesine işkence yapılarak, çıplak bedeninin teşhirinin intikamını almak için buradayız" demişti. Yine kentin her yanında bütün konuşmalara yansıyan bir başka konu ise gerillanın polis merkezini arayarak, "Can güvenliğiniz yok burası bizim denetimimizde, sokağa çıkmayın" sözleri. Biraz alaycı bir o kadarda gururla anlatılıyor bütün konuşmalarda hafif tebessümle bu diyaloglar. Bizde JINHA olarak denetimin halkta olduğu Varto'ya zorlu bir yolculukla ulaştık.
Öz savunma güçlerinin izniyle kente girebildik
Dün akşam saatlerinde Varto'ya kurşunların arasında giriş yaptık. Varto'nun girişinde olan Çeme sus denilen dere yoluna kendimizi vurarak ilerledikçe öz savunma güçlerinin denetiminde olan Varto merkeze giriyoruz. Çatışma seslerine giderek yaklaşıyorduk. Dere yolunda Vartolu bir kadın kameramızı bir genç ise bilgisayarımızı taşımamıza yardımcı oluyor. Bize yardım eden genç kenti tanımasından kayaklı önden gidiyor özel harekat polislerimi, öz savunma güçleri mi var diye bakarak bize "Geçebilirsiniz" diyor.
'Komşunun oğlu öz savunmaya katılmış'
Yoğun çatışmalardan dolayı sürekli eğilerek ve kameralarımızı saklayarak ilerliyoruz. Bizi gören halk "gelin evimizde kalın çatışmalar devam ediyor" diye uyarıyor. Varto'ya girmemizi sağlayan kadın bu gece bizi misafir edebileceğini söyleyerek yanında götürüyor. İlerledikçe akşam saatleri olmasına rağmen halkın hala sokaklarda olduğunu kimi kadınların spor yaptıklarını ama herkesin fısıltıyla konuşarak birbirinden bilgi almaya çalıştığını görüyoruz. Bir erkek gelip "Komşunun oğlu yokmuş öz savunma güçlerine katılmış", bir kadın, "özel harekat uzaktan gelip mahalleyi taradı" diyor.
'Yıllarca bunları yaşadık artık kendimizi savunuyoruz'
Geçtiğimiz her yerde hendeklerle karşılaşıyoruz yerelde yaşayan halk nerede hendek var nerede mayın, bomba var biliyor. "Korkuyor musunuz ne düşünüyorsunuz" diye sorduğumuzda "Biz yıllarca bu günleri yaşadık artık kendi savunmamızı kendimiz yapıyoruz" diye yanıt veriyorlar. Bu yanıtlar aslında çok beklenmedik olmasa da şaşırdığımız şeylerden biri olan bitenden bahsederken herkesin hayatın bir parçası olarak bunları paylaşması.
'Halk yaşamını yitiren herkesi tanıyor'
Giderek çatışmalardan uzaklaşıp kentin sonuna ilerliyoruz. İlerledikçe hayatın normal olduğunu, çarşı merkezinde en yoğun çatışmaların olduğunu öğreniyoruz. Gece boyunca ise patlama ve silah sesleri... Biz kaygılı kime ne oldu acaba diye düşünürken evdekiler komşularından, arkadaşlarından her mahallede yaşananlarla ilgili bilgi alıp bize aktarıyordu. Gece ilerlerken silah sesleriyle uyuyoruz.
Sabah 05.00'a doğru uyanıyoruz, evdeki kız çocuğu "sokağa çıkma yasağı kalktı anlaşma yapılmış" diye uyandırıyor bizi. Aslında her iki tarafta da ne olduğunu kent sahipleri çok iyi biliyor. Sabah uyanır uyanmaz kenti gezmeye başlıyoruz, yerlerde boş kovanlar, hendekler kazılmış halk sokakta çatışmaların en yoğun olduğu yere doğru ilerliyor. Herkes "yaşamını yitiren var mı" diye soruyor. Kaygılı herkes sonra öğreniyoruz öz savunma güçlerinden isimlerinin Demhat ve Andok Sozdar olduğu söylenen iki kişinin yaşamını yitirdiğini. Kent sakinlerinden gençler bizi olayın yaşandığı yere götürüyor "bu gençlerin yaşamını yitirmesinde biz suçluyuz. Varto halkı bunun hesabını sormalı" diyor. Anladığımız kadarıyla neredeyse herkes yaşamını yitirenleri tanıyor. Kadınlar toplu ve grup olarak infazların yaşandığı yere geliyorlar. Yerlerde infaz edilenlerin et barçaları ve dağılmış beyinlerini görüyoruz. Görgü tanıklarından bir kişinin çatışmada yaşamını yitirdiğini bir kişinin ise yaralı ele geçtiğini ve polisler tarafından infaz edildiklerini öğreniyoruz.
'Bizim çocuklardan' ikisinin üzüntüsünü yaşıyor Varto
Sonra oradan hastaneye gidiyoruz ve "buraya cenaze geldi mi" diye sorunca hastanede olmadıklarını cenazeleri polisin aldığını ve karakola götürüldüğünü öğreniyoruz. Sonra şehir merkezine yani çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgeye geliyoruz. Bölgede neredeyse tüm işyerleri çatışmalarda yıkılmış. Sonra halka soruyoruz "ne oluyor" diye "bizim çocuklar çatıştılar polisle" diye yanıt veriyorlar. Herkes "bizim çocuklar" diye bahsediyor. Çatışmalarda zarar gören esnafa soruyoruz "çok zararınız odlumu" diye onlar da "bir şey olmaz bizim çocuklar çatışıyordu" diyor. Kent sakinleri 58 saat boyunca kenti denetiminde tutan öz savunma güçlerini tanıyor ve "bizim çocuklar" diyor. Sonra "bizim çocuklardan" ikisi yaşamını yitirdi diyen kent sakinlerinin üzerine bir hüzün çöküyor. Hala mayınlı bölgelerin olduğunu söyleyen insanlar kettin çatışma izlerini toplamaya çalışıyor. Hendekler yerinde birçok noktadan kentte girmek zor. Kente girdiğimiz Çeme sus bölgesinde yaşamını yitiren iki genç konuşuluyor kentte.
(gc/fk)

