Suruç katliamıyla ilgili ortak hafıza arşivi oluşturuluyor
09:39
Öykü Dilara Keskin/ JINHA
İSTANBUL - Suruç'ta 33 sosyalist gencin yaşamını yitirdiği bombalı saldırının ardından sağ kurtulanlarla görüşen Sosyolog Neşe Özgen, ortak bir hafıza arşivi oluşturacak. Hafıza arşivi ile delillerin karartılmasının önüne geçeceğini belirten Neşe, katliamda yaşamını yitirenler için komitelerin kurulması gerektiğini söyledi.
"Beraber savunduk beraber inşa edeceğiz" şiarıyla Kobanê'ye yardım götürmek üzere Türkiye'nin birçok kentinden yola çıkarak Suruç'ta toplanan 300'ü aşkın Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SDGF) üyesine yönelik 20 Temmuz tarihinde Amara Kültür Merkezi'nde açıklama yaptıkları sırada bombalı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda 33 sosyalist genç yaşamını yitirirken yaşanan katliamın ardından dayanışmayı büyütme kararı alındı. Suruç katliamının ardından yaralanan ve katliama tanıklık eden 17 kişiyle görüşen sosyolog Neşe Özgen ortak bir hafıza arşivi oluşturacak. 5 yıldır sınır sosyolojisi ile antropolojisi alanında ve Suruç, Mürşitpınar, Ceylanpınar'da çalışma yürüten Neşe, Kobanê ve Suruç'ta yaşananlara ilişkin gözlemlerde bulunduğunu belirtti.
'Hafıza arşivinin oluşumu deliller için önemli'
Katliamın hemen ardından 17 kişiyle derinlemesine mülakat yaptığını ifade eden Neşe, daha önce hafıza ve hatıra konuları üzerine de çalıştığını söyleyerek, "Hafızamızın kendi yaşadığımız büyük acıyı bir kez daha yaşamamak için geriye doğru atar, bunu korumacı bir içgüdüyle yapar" dedi. Aynı acıyı yaşayanların ortak bir hafıza alanı oluşturduğunu kaydeden Neşe, "Ortak acı alanı oluşuyor ama kişi kendi acısının üstünü örtüyor. Fakat o acı bulanık bir şekilde insanı rahatsız ediyor. Tanıklığın toplanması ve hafıza merkezinin oluşması gerekiyor, bununla beraber bir hafıza arşivinin oluşması gerektiği için bu araştırmayı yapıyorum" diye kaydetti. Neşe, hafıza arşivinin delillerin karartılmaması için önemli olduğunu, oluşan arşivle sorumluların yargılanmasına gidecek yolu açacağını ifade etti.
'Kadınlar daha güçlü'
Sağ kurtulanlarla görüşmelerde bulunduğunu söyleyen Neşe, "Daha önce bir bomba görmeyen insanlar ne zaman bir canlı bomba olduğunu düşünmeye başladı? Bu katliamın DAİŞ tarafından yapıldığını ne zaman düşünmeye başladılar? Birbiriyle nasıl haberleştiklerini sordum. Oraya gidenlerin arasında örgütlü olmayanlar da vardı örgütlü ve örgütsüzlerin arasındaki farkın olup olmadığını anlamak istedim" diyerek soruları sorma amacını anlattı. Kadınlar ve erkeklerin neler hatırladığını, kendileri şuan nerede konumlandırdıklarını merak ettiğini söyleyen Neşe, aldığı cevaplarda kadınlar ve erkekler arasında ciddi farklıkların olduğunu dile getirdi. "Hepsi giderken kendilerini hayatı değiştirebilecek bir aktör, bir kişilik olarak algılıyor. Yaşanan katliamın ardından aktör olmadığını düşünüyor. Erkeklerde etkisizleşme daha yoğun yaşanırken, kadınlar yaşadıkları acıyı birbiriyle konuşarak daha kolay aşabildiğini gördüm. Kadınlar adalet mekanizmasını sağlaması konusunda hareket edebiliyor" sözlerini ifade etti. Katliamda yaralananlara, emniyet tarafından servis edilen kişiyi daha önce görüp görmediklerini sorduğunu söyleyen Neşe, "Gelen cevaplarda ilginçti. Çoğu etraflarının hep dostlarla çevrilmiş olduğunu, kimseye böyle bakmadıklarını hala da bakmak istemediklerini söylediler. Bu önemli bir nokta oradaki dostluk çemberi hala kırılmamış demek" diye ifade etti.
'Suruç Kobanê'den daha tehlikeli'
Örgütlü ve örgütsüz kişilerle görüştüğünü söyleyen Neşe, "Örgütlü olanlar polisin davranışları konusunda daha sert ifade verebiliyorlar, örgütsüz olanlar ise varlık-yokluk ontolojisi üzerinden gidiyorlar. Herkeste belirleyen duygu ise ölme isteği " diyerek katliamda yaralanan ve tanık olanların durumuna değindi. Neşe, "Suruç'a gidenler sınırda sorun yaşayacaklarını düşünmüşler. Bundan şunu anlıyoruz; bizde hala vatan duygusu var. Biz sınır çalışanları olarak şunu söylüyoruz; Türkiye'nin tamamı sınır bölgesidir. Suruç Kobanê'den daha tehlikeli bir durumda. Yetkin otorite Suruç'ta cana kastediyor. Suruç'u güvenli olarak görmek hatalıdır, bu algıyı değiştirmek gerekiyor" diye konuştu.
'Bu katliamda herkes kurban ve yaralı'
Bu katliamda aslında herkesin kurban ve yaralı olduğunu söyleyen Neşe, "Kendilerinde kurban ve yaralı olduklarını fark etmiyorlar, sağ olmaktan utanarak ölmeye doğru gidiyorlar. Bu böyle giderse ölümü tazimatlara indirgemesinin bile yol açabilir. Bu tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. Bunu yapmayalım. Sadece ölümlere odaklanmak yerine, katliamın siyasi boyutunu fark ederek bizim için kırılma noktası olduğunu fark ederek hareket etmeliyiz" diye ifade etti. Mutluluk içinde yapılan bir işin patlamanın ardından mutsuzlukla örtüldüğünü dile getiren Neşe, "Bu tür olaylarda kişi kendisinden bu katliamın bir kurbanı olduğunu, bununla baş etmenin örgütlülük olduğunu, fark edemezse bütünüyle ölüme yoğunlaşır" dedi.
'Katliamda yaşamını yitirenler için komiteler kurulabilir'
Meksika'da yaşanan Ayotzinapa katliamını hatırlatan Neşe, "Oradaki siyasetçiler katledilenleri bir sayı olarak anılmasına razı olmadı ve 43 kişi içinde ayrı komiteler kuruldu. Bu komiteler sayesinde kamuoyu daha çok ilgi gösterdi, bu olayda da böyle yapılabilir" ifadelerinde bulundu. Türkiye'de yaşanan toplu katliamların hafızalarda hep kişi sayısı olarak kaldığına değinen Neşe, "Hak arayıcı bir hukuk sistemi olmadığından ve acıyı da sağaltamadığımız için ölümlerin üzerine odaklandık. Bu böyle olmasaydı Türkiye'de bu kadar katliam olmayabilirdi" diyerek yaşanan katliamlara karşı farklı şekilde hareket etmek gerektiğini belirtti. Yapılması gerekenleri anlatan Neşe son olarak şunları dile getirdi: "Her bir kurbanın ailesiyle, çevresiyle, delilleri ilgilenecek komitelerin olması gerektiğine inanıyorum. Bunun ötesinde kurulan psiko-sosyal merkezi çok önemlidir. Bu katliamdan sonra siyasi mekanizmaların devreye girmesi gerekiyor. Bu olaydan dersler çıkarmamız gerekiyor, kendimizde siyasetten geliştirmemiz gerekiyor."
(sö/mg)
