'IŞİD zihniyeti ile mücadele eden kadınların yanındayız'

12:53

JINHA

ANKARA - YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) işkence edilerek katledilmesinin ardından cenazesinin çıplak halde teşhir edilmesine tepki gösteren Kadın Dayanışma Vakfı'ndan Candan Dumrul, IŞİD zihniyeti ile mücadele eden kadınların yanında olduklarını belirterek, kadınlar olarak barış mücadelesini yükselteceklerini söyledi.

YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) Muş'un Varto ilçesinde işkence edilerek katledilmesinin ardından cenazesinin çıplak halde teşhir edilmesine tepkiler yayılarak devam ediyor. Kadın Dayanışma Vakfı Avukatı Candan Dumrul, YJA Star savaşçısı Kevser Eltürk'ün cenazesine işkence edilerek aslında Kürt Hareketine ve kadınlara mesaj vermek istenildiğini ifade etti. Candan "Kürt halkına 'Ben size her şeyi yaparım. Ölünüze bile saygı duymayacak kadar zulmedebilirim. Benden kork' mesajı verilmek isteniyor. Kadın Dayanışma Vakfı olarak şiddete, tecavüze uğrayan bütün kadınların yanındayız, dayanışma içinde olacağız. Kadın gerilla devletin kendisine çizdiği rolün dışına, bir vatandaş olarak dışına çıktı. İkincisi toplumun kendine çizdiği evde yaşayan kendisine sunulan hayata tamamen hayır diyen kadın profilinin dışına çıktı ve bu iki kimlik birbiri ile birleşti. Hem özgür hem de mücadeleci kadın kimliği birbiriyle örtüştüğü için bu düşmanlık bu kadar keskin biçimde kendini gösteriyor" dedi.

'Mesajı aldık ancak korkmuyoruz'

Kendilerine verilen mesajı aldıklarını ancak korkmadıklarını, aksine kadınlara bunları yapanların ne kadar zalim olduklarını ve IŞİD zihniyetiyle paralel olduklarının vurgusunu yapan Candan, "Burada pozisyonumuzu, durduğumuz yeri desteklediğimiz anlayışı ve dayanışma gösterdiğimiz, mücadele eksenini bir kez daha belirleme imkânına sahip oluyoruz. Aksine devlet bunu bize yaparak biz kadınlara mesaj vererek korkutmuyor, aksine bizim durduğumuz noktanın ne kadar doğru olduğunu ve devletin yanında yer almadığımız her durumda o kadın gerillaya yapılan şiddetinde bir parçası olacağımızı bize gösteriyor" ifadelerinde bulundu.

'Barış talebimizi yükselteceğiz'

Kadınların elele vererek şiddeti önlemesi gerektiğini kaydeden Candan, "Ve biz hayatlarımızı talan eden ölü bedenlerimiz üzerinden kendini var etmeye, ölü bedenlerimiz üzerinden birilerine ders vermeye, mesaj vermeye çalışan bu devlet şiddetine karşı bu kirli savaşa karşı barış talebimizi, barış çığlığımızı her zamankinden daha fazla yükselteceğiz. Biz barıştan yana tarafız. O kadın gerillaya yapılanın binlerce kat fazlasını 90'lı yıllarda Kürt hareketindeki kadınlara, Kürt halkının kadınlarına yapıldığını biliyoruz. İşte tamda bu yüzden bu kirli savaş politikalarının farkındayız ve bunları engellemek için barış çığlığımızı yükseltiyoruz. Biz kadın dayanışma vakfı olarak da kadına yönelik şiddetin her türlüsüne, her biçimine karşı çıkan bir kadın örgütü olarak da âmâsız, fakatsız, şöylesiz- böylesiz, kim olduğu- ne olduğunu tartışmadan bütün öldürülen kadınların, bütün tecavüze uğrayan kadınların, bütün zulme maruz kalan kadınların ve kadın bedenlerinin arkasındayız. Ve biz barış mücadelemizi de tamda bu haklılık zeminine oturtuyoruz" diye konuştu.

'Devlet kadına daha fazla öfke duyuyor'

Devletin bir erkek bedeni üzerinde böyle bir yol izlemeyeceğinin altını çizen Candan, devletin kadına iki kat bir düşmanlık beslediğini belirterek, "Hem Kürtlere olan düşmanlık var hem de bir kadın düşmanlığı. İkisi iç içe geçiyor ve en rahatsız edici olan şey kadın gerillaların temsiline duyulan öfke, kadın vekillere duyulan öfke, kadın mücadelesinde yer alan barış savunucusu kadınlara duyulan öfkenin, erkeklere duyulandan kat kat fazla olmasını ve müthiş bir cinsiyetçilikle karşılaşmasının bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Bunun kadın gerillaya yapılmasını amasız fakatsız üzerimize alıyoruz. Çünkü şunu biliyoruz orada o gerilla kadın tamda devletin kendisine çizdiği rolün dışına, bir vatandaş olarak dışına çıktı. İkincisi toplumun kendine çizdiği evde yaşayan kendisine sunulan hayata tamamen hayır diyen kadın profilinin dışına çıktı ve bu iki kimlik birbiri ile birleşti. Hem özgür hem de mücadeleci kadın kimliği birbiriyle örtüştüğü için bu düşmanlık bu kadar keskin biçimde kendini gösteriyor" ifadelerinde bulundu. Candan, bir kadın olarak gerilla ya da değil bir kadın olarak yapılanlara karşı çıktıklarını ve karşısında yer aldıklarını belirtti.

'IŞİD ile savaşan kadınların yanındayız'

Devletin cinsiyetçi yaklaşımının buradan bir kez daha ortaya çıktığına değinen Candan, Kürt hareketine cinsiyetçi bir mesaj verilmek istendiğini söyledi. Candan konuşmasına şöyle devam etti: "Kürt hareketine 'ben senin namusuna böyle davranıyorum' deniliyor. Ama görmedikleri ve fark etmedikleri şey tamda bu. Kürt hareketi geldiğiniz noktada o bilinen klasik namus algısının dışına çıkmış bir kadın mücadelesi ekseniyle zaten bu kadar büyüdü. Yani kadınlar üzerinden vermeye çalıştıkları bu mesaj aksine o gerilla hareketinde yer alan erkeklere ya da kadınları korkutarak ya da onlara 'namus' üzerinden bir bedel ödetme sonucuna varmayacaktır. Aksine kadınlar kendilerine bunu yapan devletin karşısına özgürlük perspektifiyle daha da mücadele etme yolunda daha emin adımlarla ilerleyecektir. O yüzden de bize namus üzerinden verilmeye çalışılan mesajı da sadece basit ve sığ devlet aklının bir yansıması olarak görüyorum ve biz burada bir 'namus' tehdidi değil aksine hepimizin yaşamına, bedenine, özgürlüğüne yöneltilmiş bir tehdit görüyoruz. İşte tamda bu yüzden IŞİD zihniyeti ile mücadele eden bütün kadınların yanındayız, bütün kadınların arkasındayız."

'Devlet aklının darlığına düşmeden mücadele edelim'

Bütün herkesi 'ama o gerilla' demeden ve devlet aklının darlığına düşmeden mücadeleye çağıran Candan, "Acilen bütün sorumluların soruşturulması ve en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Biz kadın hareketi olarak bunun her zaman takipçisiyiz, takipçisi olmaya devam edeceğiz. Ancak bunun son yapılan açıklamalardan gördüğümüz üzere bunun sadece basına sızdırılması üzerinden bir soruşturma ve bunun cezalandırılması gibi bir anlayış var. Yani devlet bunun yapılmasını değil bunun yapıldığının görülmesini suç olarak görüyor. Ama artık 90'larda yaşamıyoruz. Sosyal medyanın, basının gücü başka. Kürt hareketinin gücü başka, bugünün dinamikleri başka. Dayanışma ilişkileri bambaşka. Dolayısıyla gizlemeye çalışsalar da, saklamaya çalışsalar da bütün pislikler bu şekilde ortaya saçılıyor. Ve biz gördüğümüz şeylerde devletin artık 90'larda yansıttığı gibi değil resminin bütünün görecek argümanlara sahibiz. Görüyoruz ve korkmuyoruz. Mücadele etmeye devam edeceğiz" ifadelerinde bulundu.

(de/mg)