Dilan Engizek: Halkın özyönetim beyanı haklı ve meşrudur
09:02
Ruksen Efrin-Rojda Serhat/JİNHA
QAMIŞLO - Kuzey Kürdistan kentlerinde devletin katliamcı politikasına karşı ilan edilen özyönetim ve öz savunmanın halkı ve meşru olduğunu kaydeden Yekitiya Star Koordinasyonu üyesi Dilan Engizek, "Kürt halkının özyönetim beyanı AKP ye verilmiş güçlü bir mesajdır. 'Artık senin tarafından yönetilmek istemiyoruz' demektir. Bu da meşru ve haklıdır. Bir hükümet kendi halkına zulmediyorsa, katliam uyguluyorsa halkında demokratik taleple o hükümeti reddetme hakkı vardır" dedi.
Kuzey Kürdistan'da Silopi, Varto, Lice, Silvan, Sur başta olmak üzere bir çok kentte halk AKP hükümetinin katliamları, infazları ve siyasi soykırım operasyonlarına karşı 'özyönetim ilan ettikleri' belirterek, devleti tanıdıklarını ancak halka yönelik saldırılar sürdüğü sürece öz yönetimle öz savunma geliştireceklerini" duyurdu. Ağrı, Silop, Diyadin, Diyarbakır, Varto ve Silvan'da halk yönelen saldırılar sivillerin infazı, ormanların yakılması ve çatışmada yaralanan YJA Star gerillası Ekin Wan'ın işkence ile katledilerek cenazesini teşhir edilmesi infiale yol açtı. Kuzey Kürdistan'daki gelişmeleri kaygı ile izlediklerini belirten Yekitiya Star Koordinasyonu üyesi Dilan Engizek, JINHA'ya konuştu.
'AKP vekalet savaşı veriyordu, artık doğrudan savaşa başladı'
"Son dönemde Kürtlere karşı yönelen katliamlar 1990'ları çoktan aştı. AKP ittifak ettiği DAİŞ ile aynı yöntemleri kullanmaya başladı. Son olarak Ekin Wan'a yönelik saldırı bunun açık göstergesi. Çetecilerin cinsel saldırılarından bunun ne farkı var?" diye soran Dilan, Kobanê ile uluslararası direnişi örgütleyen Kürt kadınlarının bu başarısının DAİŞ gibi Türkiye'yi de korkuttuğunu ve bu nedenle kadın bedeni üzerinde savaş politikasına yöneldiğini söyledi. Yekitiya Star olarak Türkiye'de ki gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirten Dilan Engizek, "Türk devleti'nin ve AKP hükümetinin şimdiye kadar Rojava üzerinde DAİŞ eliyle vekâlet savaşı yürüttü. Fakat, medya savunma alanlarına dönük hava saldırıları, Türkiye halklarına, Kürt halkına dönük saldırılarda bu vekalet savaşını bitirdiği, bizzat yürütücüsü olduğu anlamına geliyor. Rojava'da dört yıldır süren savaşta AKP'nin DAİŞ öncesi tüm gerici, çete örgütleri desteklediğini artık herkes biliyor" dedi.
'Uluslararası güçlerden bağımsız değil'
Kuzey Kürdistan'da halka yönelik geliştirilen savaş konseptinin ve Medya Savunma Alanları'na yönelik saldırıların uluslararası güçlerden bağımsız olmadığını belirten Dilan, "ABD bu konseptin dışındaymış gibi gösteriliyor, ama gerçek durumu yansıtmıyor. Bu konsept ABD'ye rağmen yürüyemez. Kısmi bir anlaşmanın, uzlaşmanın olduğunu düşünüyoruz. Medya Savunma Alanları'na dönük hava saldırılarında ABD koordinat vermiyor ya da hava saldırılarında ABD uçağı belki kullanmıyor, ama ABD, hem PKK'yi hem de Türk devletini kontrol altında tutma isteği var. Kontrollü savaş bunun göstergesidir" şeklinde konuştu.
Dilan; Türkiye DAİŞ'i düşman görmüyor
Türkiye devletinin hiç bir zaman DAİŞ'i düşman görmediğine dikkat çeken Dilan, olası bir Türkiye'ye yönelimde yine saldırı altında kalacak olanların Müslüman olmayan halklar olacağını söyledi. Dilan, "DAİŞ'in yaptığı açıklamalardan Türkiye'de olası herhangi bir savaş durumunda ilk önce Türkiye'de yaşayan Müslüman olmayan halkları, inançları hedef aldığını görüyoruz. Bunu oluşturan Türk devletinin kendisidir. DAİŞ gericiliğini destekleyerek diğer halkları hedef haline getirdi. DAİŞ'e dönük operasyon yapılıyor muş gibi gösteriliyor. Ama bu koca bir yalandır. DAİŞ'e operasyonlar yapılıyormuş gibi gösterip Türkiye ve Kürdistan'da HDP'ye dönük operasyonlar sürdürülüyor. Bu siyasi operasyonlar Türkiye halklarının Kürt halkının, demokratik iradesine dönük yapılıyor. Operasyonlar, halka dönük yapılanlar geçici hükümetin, Erdoğan'ın savaş planlarının bir parçasıdır" diye kaydetti.
'AKP'nin zihniyeti hiç değişmedi'
"AKP'nin zihniyetinde Kürt halkının demokratik haklarını, kimliklerini tanımak gibi yaklaşım esasta hiç olmamıştır. Süreç ilerliyor dendiği koşullarda dahi zihniyet hiç değişmemiştir" diyen Dilan, başlatılan savaş konseptinin AKP ve Tayyip Erdoğan'ın arzusu ve beklentisi olduğuna dikkat çekti. Savaş konseptinin fitilinin Suruç'ta ateşlendiğini hatırlatan Dilan, "Suruç katliamı ile halklar arasında oluşturulan mücadele ortaklığı, dayanışma, kardeşlik bağı hedeflendi. Türkiye'de açığa çıkan 'gezi ruhu' var.' Gezi ruhu', Kobane direnişi etrafında büyüdü enternasyonal bir karaktere büründü. Gezi ruhunun Kobane'ye taşıyan Türkiyeli devrimci, sosyalist yoldaşlarımız Kobane saflarında yerlerini alarak Kobane direnişinin büyümesi, zafere taşınmasını sağladılar. Pirsus'ta katledilen sosyalist gençlerde o gezi ruhunu taşıyan yoldaşlarımızdı." AKP'ni gezi ruhundan duyduğu korku ile Pirsus katliamının planlandığını belirten Dilan şöyle devam etti." Bu katliam sadece DAİŞ çeteleriyle açıklanamaz, bu katliam AKP hükümeti, Erdoğan tarafından planlandı, MİT tarafından uygulandı. Katliamla aynı zamanda devrimcilerin iradesi kırılmak istendi. Ama bu planları boşa çıktı. Devrimcilerin iradesi böyle zorlu zamanlarda daha fazla bilenir, güçlenir."
'Halkın özyönetim beyanı meşrudur'
Kuzey Kürdistan kentlerinde devletin katliamcı politikasına karşı ilan edilen özyönetim ve öz savunmanın halkı ve meşru olduğunu kaydeden Dilan, Kürt halkının özyönetim beyanı AKP ye verilmiş güçlü bir mesajdır. 'Artık senin tarafından yönetilmek istemiyoruz' demektir. Bu da meşru ve haklıdır. Bir hükümet kendi halkına zulmediyorsa, katliam uyguluyorsa halkında demokratik taleple o hükümeti reddetme hakkı vardır. Öz savunma sadece silahlı mücadeleyi kapsamaz. Ekonomiden, sağlığa, kültürden, toplumsal yönetime, kadar birçok alanda kurulacak bir sistemdir. Kuzey halkı da bunu örgütlüyor" diye konuştu.
'Rojava bir modeldir inşa sürüyor'
Rojava deneyiminin öz yönetim konusunda önemli bir deneyim olduğunu aktaran Dilan şunları belirtti: "Rojavada öz yönetimin inşası için kanton modelini esas alarak inşa çalışması başlattık. Hem toplumsal yaşamı inşa ediyoruz hem de özsavunmamızı oluşturuyoruz. Bu modeli üç kantonda da hayata geçirmeye çalışıyoruz. Öz savunmayı komünlerden başlatarak uyguluyoruz. Manga, tim tarzında öz savunma birimleri oluşturuldu. Bunu genel ve özgün olarak kadınların özsavunmasını inşa ederek yapıyoruz. Unutmayalım ki DAİŞ erkek egemenliğinin en gerici, en barbar yanını ifade ediyor. Kadınlar hem DAİŞ gericiliğine hem de toplumsal erkek egemen sisteme karşı öz savunmalarını inşa ediyorlar. Toplumsal yaşamda hukuksal değişimlerini Mala-jin'lerle birlikte hayata geçiriyoruz. Kadının haklarını korumak, hukuksal anlamda öz savunmalarını oluşturmak için yasalar oluşturuyoruz, düzenlemeler yapıyoruz. Kadının ekonomik bağımsızlığını sağlamak için düzenlemeler yaparak bu alanda öz savunma sistemini oluşturuyoruz. Diğer halklarla birlikte bir sistem inşa ediyoruz. Bunu da konfederal bir sistemle inşa ediyoruz. Bunu da kadın öncülüğünde gerçekleştirmek istiyoruz. Yekitiya Star olarak Rojava topraklarında kadınların örgütlenmesini güçlendirmeye çalışırken Suriye kadın inisiyatifi ile Suriye'nin bütününde kadınların örgütlenmesini hedefliyoruz."
'Ortadoğuda halkların öz örgütlenmeleri zorunludur'
Tarihsel toplumsal gelişmelere bakıldığında Ortadoğu'da halkların öz örgütlenme ve öz savunmasının zorunluluk olduğuna vurgu yapan Dilan "Örgütsüz olan halklar her zaman katliamlara, saldırılara açıktır. Bunun en somut halini Şengal'de, Kobane'de, Rojava'da gördük. Şengal'de halklar savunmasız olduğu için bu kadar büyük bir katliama maruz kaldılar. Çok büyük kayıplar verdiler. O nedenle tüm halklar kendi öz savunmasını oluşturmalı, kendilerini korumalılar. Bu sistem kadının öncülüğünde kurulursa başarıya ulaşır. Öz savunması olmayan kadınların, çocukların savaşlarda en fazla acı çekenler olduğunu Şengal'de gördük. Dolayısıyla kadınlar öz savunmasını kendileri sağlamalı. Bu temelde örgütlenmeli."
'Türkiye halkları Kürt halkının taleplerini desteklemeli'
Rojava Kürdistanı ve Bakure Kürdistan'da geliştirilen öz yönetim ve öz savunmaya demokratik tüm çevrelerin destek vermesi gerektiğini kaydeden Dilan son olarak şunları belirtti: "Rojava devrimi sadece Kürt halkının devrimi değildir. Bu devrime Türkiye halklarından devrimciler sahip çıkarak devrimi büyüttüler. Rojava devrimi halkların devrimidir. Kuzeyde yaşanan bir irade beyanı var Türkiye halkları, devrimcileri ilericiler bu beyana sahip çıkmalı. Tarihten bu yana halklar bir arada yaşadı ve kaderleri birbirine bağlıdır. Kuzey halkımızın iradesi kırılırsa bu başta Türkiye halklarının da kaybı anlamına gelir. Çünkü AKP hükümeti topluma, bütün halklara düşmanlık besliyor. Eğer bu devrim Türkiyelileşmezse bu irade kırılacaktır. Pirsus katliamı ile bu ortak direniş ruhunu ortadan kaldırmayı amaçladılar. Ama bu ruh artık ayaklandı. Bu artık sadece devrimcilerin değil halkların kazandığı birleşik bir direnimdir. Bu direnişi,halklar, kadınlar büyütmeli güçlendirmeli..
Türk asker yakınları, aileleri artık hükümete, devlete tepkileri artıyor. Yoksulların, ezilenlerin çocukları, savaşa gitmemeli. Savaşa gitmek acılarına, suçlarına ortak olmak anlamına geliyor. Bu savaş halkların savaşı değil. Bu egemenlerin çıkarlarını koruma, Erdoğan'ın saltanatını koruma savaşıdır. Buna rağmen bu savaşa egemenlerin değil emekçi halkların çocukları katılıyor. Bu nedenle savaşa gitmemeli. Türk illerinde savaşa hayır eylemleri yapmalı, tepkiler örgütlenmeli. Halklar bu savaş karşısında bir irade haline gelmeli. Aksi durumda bu savaş daha uzun süre devam eder. Emekçi halkların evlatları ölmeye devam eder. "
(fk)

