Silvan devletin güç gösterisine direniş ruhu ile karşı durdu

09:03

JINHA

AMED - Devletin âdete halka güç gösterisi yaptığı Silvan'da bir haftadır destanlara konu olacak bir direniş örneği sergilendi. "Artık biz Kobanê'yiz" diyen Silvan'da incelemelerde bulunan HDP Milletvekili Nursel Aydoğan, gördüğü manzaranın 2. Dünya Savaşı manzaralarını anımsattığını belirterek, "Silvan'da kadınlar öncülüğünde büyük bir direniş sergilendi. Gün bütün kazanımlarımızı sahiplenme günüdür. Böylesi bir günde dayanışmaz ve mücadelemizi büyütmezsek kazanımlarımızı da elde tutmak zor olabilir" dedi.

Yaklaşık bir haftadan beri Silvan'da halk kendini devletin saldırılarına karşı savunuyor ve koruyor. Dört mahallede halk sokaklarda hendekler kazmış, gençler ve kadınlar ise devletin saldırılarına karşı özel harekat polislerini ve askerlerini mahallelerine koymamakta kararlı ve kendi öz yönetimlerini ilan etmiş durumda. Geçtiğimiz gün akşam saatlerine Silvan'da süresiz sokağa çıkma kararı almasının ardından halka saldırılar başlamış, evler ve iş yerleri ateşe verildi, elektrik ve suların kesik olduğu Silvan'da telefon şebekeleri de kesildi. Keskin nişancıların konuşlandırıldığı Silvan'da insanlar ihtiyaçları için dahi sokağa çıkarken polisler tarafından silahlarla ateş açılıp, gaz bombaları atıldı. Aynı zamanda bu saldırılar sonucu 4 kişi yaşamını yitirirken çok sayıda yurttaş da yaralandı. Asker ve özel harekat polislerinin saldırısı altında olan Silvan'a giriş ve çıkışlar da yasaklanırken ilçeye giden HDP Diyarbakır milletvekili Nursel Aydoğan izlenimlerini aktardı.

'Varto ve Silvan halka yönelik savaş hali'

Silvan'da yaşananları "tam bir savaş hali" diye anlatan Nursel, kent halkının 1990'larda bu yana direnişi iyi bildiğini bu nedenle tüm saldırılara karşı büyük bir direniş gösterdiğini söyledi. Bu saldırıların yakın tarihte devletin sivil halka yönelik en büyük operasyonu olduğunu kaydeden Nursel, "Birkaç gün önce de Varto'da bu gün de Silvan'da benzeri bir operasyon yapılmıştı. Silvan'da büyük ağır silahlarla, tekbir getirerek daha önce rastlanmayan bir şekilde, halka ağır zaiyat verdirerek, operasyon yapıldı. Şuanda Silvan'da operasyon yapılan dört mahallesi yakılmış, yıkılmış, bir savaştan çıkılmış görüntüsünde. 2'nci dünya savaşında bile ki çok büyük bir savaştı, Avrupa kentlerine baktığınızda ikinci dünya savaşında yakılıp yıkılan kentlerin kalıntılarını hala görebilirsiniz. Ona benzer bir durum yaşanmış Silvan'da ve yakın dönemde de Varto'da" diye konuştu.

'Silvanlı anneler çocuklarını yalnız bırakmıyor'

Silvan halkının saldırılar olduğun da bile morallerinin yüksek olduğunu ifade eden Nursel şunları söyledi: "Halk, bu dönemlere benzer dönemi 90'lı yıllarda yaşadıklarını, o dönemde bile geri adım atmadıklarını, bu dönemde de mücadelelerinden geri adım atmayacaklarını ifade ettiler. Hatta bir anne 'burada çocuklarımız katledilecekse biz de bulunduğumuz alanları, evimizi, sokağımızı terke etmeyeceğiz, çocuklarımızla birlikte burada ölmeye hazırız' demişti. Her ne kadar kent bir harabeye çevrilse de halkın bu tutumu, bu saldırılarla halka geri adım attıramadıklarını, onları sindiremediklerini gösteriyor. Kentler yakılıp yıkılabilir, harabeye dönüştürülebilir. Ancak halkımız örgütlüdür, dayanışmacı bir halktır. Yakılan yıkılan evler en kısa zamanda yeniden onarılacaktır, halkımız yine o mahallelerde kendi evlerinde yaşadığı yerleri terk etmeyecektir. 90'lı yıllarda da yaklaşık 4-5 milyon Kürt halkı metropollere göç ettirilmişti. Ama artık hem Şemdinli hem Ağrı vb.yerlerde halka yönelik yapılan operasyonlarla halk, zorla göç ettirilemeyeceklerini söylüyor. Sivan'da da böyle olacak halk kısa zamanda kendi yaralarını saracak ve mücadelesine devam edecektir" ifadelerini kullandı.

'Silvanlı kadınlar güçlü direndi'

Silvanlı kadınların kendi mahallelerini nasıl koruduğunu anlatan Nursel, "Silvanlı kadınlar ellerinde sopalarla mahallelerini koruyorlardı. Devlete, hükümete bu operasyonlara karşı çıktıklarını gösterdiler. İnanılmaz bir direniş sergilediler. Genç kadınlardan 50-60 yaşındaki annelere kadar direniş eylemlerinin içerisindeydiler. Dünyanın pek çok yerinde bu tip mücadeleler oldu. Ama kadınların yediden yetmişe içerisinde olduğu böylesine mücadeleler çok azdır. Bunu başaran Kürt kadınları, Kürt anneleridir. Ama devlet Silvan'da kadınların direnişine karşı en acımasız yüzünü göstermiştir. 70 yaşında bir annemiz devletin acımasız saldırıları nedeniyle kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmiştir. Yine başka bir annemizin yaralandığını biliyoruz. Ama buna rağmen morallerinin de yüksek olduğunu biliyoruz" dedi.

'Halka saldırının kararı Ankara'dan çıktı'

"Operasyon kararı Ankara'dan çıktı" diyen Nursel Aydoğan, "Bu operasyonların durması için hem Silvan Kaymakamlığı hem de Diyarbakır Valiliğiyle çok yoğun görüşmelerimiz oldu. Diyarbakır'ın önemli olduğunu kendilerine ilettik. Bu tip büyük operasyonlardan sonra yaşanabileceklerin bölgeye ve hatta Türkiye metropollerine yayılabileceğini, bu nedenle bu operasyonları yapmayı düşünenlerin bir kaç kez daha düşünmesi gerektiğini ifade ettik. Yaklaşık 4 gün bu diyaloglar devam etti. Ancak en son operasyonların yapılacağı akşam saat 19.00 civarında milletvekilimiz Sibel Yiğitalp'le birlikte Diyarbakır Valiliği'yle görüştük. Vali operasyonların bundan sonra yapılıp yapılmayacağının kararının kendisinde olmadığın, Ankara'nın, Silvan'a operasyon yapma kararını aldığını, bunu da kendisine ilettiğini, bu saatten sonra kendisinin bir şey yapamayacağını bize bildirdi. 'Eğer bir şey yapılması gerekiyorsa bize bu kararı bildiren Ankara olduğuna göre bunu Ankara değiştirebilir' dedi. Ankara'da çeşitli yerlerle yaptığımız görüşmelerden de bir sonuç alamadığımızı ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu.

'Gün bütün kazanımlarımızı koruma zamandır'

AKP'nin topyekun savaş konseptini devam ettireceğini belirten Nursel şunları dile getirdi: "Öz yönetimi tanımayacaklarını, öz yönetimi inşa etmek için yapılan eylem ve etkinlikleri kabul etmeyeceklerini, bu eylem ve etkinliklere müdahale edeceklerini söylemişlerdir. Bu da gösteriyor ki bunda sonra halkın, bizlerin direnişi kalıyor. Buradan öncelikle Amed halkına, yaşanan devlet terörüne karşı tüm Kürdistan halkına seslenmek istiyorum. Gün bütün kazanımlarımızı sahiplenme günüdür. Böylesi bir günde dayanışmaz ve mücadelemizi büyütmezsek kazanımlarımızı da elde tutmak zor olabilir. Gerçi bu konuda 20-25 yıllık bir halk direnişi ve mücadelesi deneyimine sahibiz. Bundan sonraki mücadelemizi daha da büyüterek, bu devlet terörüne karşı sesimizi her yerde yükselterek, mücadelemizi alanlara çıkarak göstermeliyiz. Zira devletin bu saldırılarını durduracak tek güç halkın gücüdür, bizim gücümüzdür. Gücümüzü açığa çıkarmazsak hükümet de devlet de bu saldırılarına devam edecek, halkı sindirme, geri adım attırma politikalarına devam edecektir. AKP'nin savaş konseptine karşı halkımızı alanlara çıkmaya, en yüksek sesle AKP'ye 'artık bizlerin, Kürtlerin üzerinden ellerinizi çekin' demeye çağırıyorum."

(şg/fk)