Gazeteci Atlas Arslan: Barış söyleminin kendisi savaş sebebi haline getirildi
10:05
Sibel Yükler/JINHA
ANKARA - "Kişer Pari Mama-Kadınlar Savaşı Reddediyor" kitabının yazarı vicdani retçi gazeteci Atlas Arslan, günümüzde barış söyleminin kendisinin başlı başına bir savaş sebebi haline geldiğini söyledi. Atlas, tek yanlı söylemlerle savaş ateşini körükleyen medyaya karşı ise barış gazeteciliği yapmak gerektiğini belirtti.
Vicdani retçi 21 kadının anlatıldığı "Kişer Pari Mama-Kadınlar Savaşı Reddediyor" kitabını yazan ve ardından vicdani reddini açıklayan gazeteci Atlas Arslan, bugün gelinen noktada savaş ortamını ve bu savaşa karşı yapılan öz savunmayı değerlendirdi. Devletin, savaşı kendi militarizmi ile ürettiğini söyleyen Atlas, anti-militarizmin ise, savaşı kutsayan, kendi varlığını ölüm emriyle sürdüren bu sisteme bir karşı çıkış olduğunu belirtti. Bu karşı çıkış eylemlerinden birinin de sivil itâatsizlik, yani vicdani ret olduğunu söyleyen Atlas, zulüm gören insanların kimliğini, yaşamını korumak için eline silah almasının ise öz savunma olduğunu vurguladı.
'Katliamların yok ettiği insanların öz savunması haklı mücadeledir'
Yıllardır Kürdistan'da uygulanan katliamlara karşı Kürt halkının ve YPG, HPG, YPJ gibi gerilla birliklerinin tam da bu militarist yapıya karşı haklı bir mücadele yürüttüğünü ifade eden Atlas, sıcak savaşın ortasında olan insanlardan barış söylemleri ile beyaz bayrak tutmalarının beklenemeyeceğini belirterek şöyle konuştu: "Hannah Arent'in söylediği gibi, 'Bir Yahudi, Yahudi olarak şiddet görüyorsa kendini savunmalıdır.' Öz savunma budur aslında. Bir kadın bir erkekten şiddet görüyorsa kadının savunma yapması, kendini koruması öz savunmadır, gördüğü şiddete karşı koyması şiddetin kendisi değildir. Kobanê örneğinde olduğu gibi, YPG, HPG'ye baktığımızda, zulüm gören bir halk ve yok edilen kimlikler, yerinden yurdundan edilen insanlar var. Burada kendini savunan ve savunmak için silahlanan insanlardan durup ölmelerini mi bekleyeceğiz. Elbette kendilerini savunacaklar ve elbette bunun için silahlanacaklar. Karşılarında nasıl bir güç varsa o güce sahip olarak direnecekler. Kobanê'de kadın orduları, öz savunma orduları kuruldu. Hatta bireysel savunmaya karşı çıkarak öz savunma orduları oluşturuldu."
'Katliamlara karşı yapılan öz savunmadır ve haklıdır'
DAİŞ çetelerine karşı Êzîdî halkını savunanın YPG/YPJ güçleri olduğunu ve bunun bir öz savunma olduğunu vurgulayan Atlas, "Orada insanlık koridorunu onlar açtılar Êzîdîlere ve yüz binlerce Êzîdîyi kurtardılar. Bu noktada 'siz elinize silah aldınız' diye eleştirebilir miyiz? Kimliğini, yaşamanı, yurdunu korumak ve savunmak için eline silah alana 'Bir dakika lütfen silahı bırak' diyen bir anlayış anti-militarizm değildir, çıkar için, toprak için, iktidar mücadelesi için çıkarılan savaşlara bir başkaldırıdır. Bu nedenlerle yapılan katliamların yok ettiği insanların karşı koyması öz savunmadır ve haklı mücadeledir" dedi.
'Savaş medyasına karşı barış gazeteciliği'
Şu an karşı karşıya olunan savaş sürecinde ve katliam girişiminde medyanın da militarizmi ürettiğini ve savaşı yeniden var ettiğini belirten Atlas, bir gazeteci olarak medyanın iktidarın ekmeğine yağ sürecek bir söylemle belli bir tarafı hedef alıp sorumlu tuttuğunu ifade etti. Atlas, tek yanlı söylemlerle savaş ateşini körükleyen medyaya karşı barış gazeteciliğini savundu.
'Barış gazeteciliği nedenlere cevap arar ve çözüm bulur'
İnsanların şiddetle, katliamlarla, savaş ve saldırı haberleriyle birbirini tanımaya başladığını ve bunda medyanın büyük sorumluluğu olduğunu söyleyen Atlas, bilançoyla değil, nedenlerle ilgilenen ve çözüm arayan barış gazeteciliğine ihtiyaç olduğunu belirtti. 'Gazeteci tarafsızdır, haberini yapıp çekilir' tanımını reddeden Atlas, gerçeğe ulaşmak ve takipçisi olmak gerektiğini savunarak, "Olayı yerinde görmek, sürecini takip etmek, failleri araştırmak, eğer bulunamıyorsa neden bulunamadığına cevap aramak ve en basit diliyle anlatmaktır. Barış gazeteciliği, sürekli barıştan bahseden, savaş karşıtı, anti-militarist aktivistlerin ürettiği bir söylem olarak düşünülüyor. Oysa barış gazeteciliği barışın kendisini vurgulamak değildir. Haberi savaş diliyle, militan bir dille anlatmamaktır. Şiddetin altını çizmek değildir. Olanı olduğu gibi vermektir. Çözüm aramaktır. Ölen ve öldürülen, nesne ve özne, ama kim burada özne kim nesne? Yapan kim, yaptıran kim? Yani bütün bunları ortaya koymaktır" dedi.
"Roboski'de katledilen 34 can' diyoruz. 'Can' deyip sahipleniyoruz, ancak sonrasında bunun takipçisi olamıyoruz" diyen Atlas, "Benim doğrudan eleştirdiğim başlığın dili değil, başlığın altının doldurulmaması. Romantize ettik, ama altını dolduramadık. 'Batman'da kaza kurşunu' denildi Sevag Balıkçı için. Korkunç olan nokta şu, biz ölümlere çok alıştık ve artık çok gündelik geliyor. O kadar bilinçaltımıza sindirilmiş ki, yeni yeni uyanmaya başladık. Bu uyanış topyekûn olsun" dedi.
'Barış diyen insanlara saldırıyorlar'
Medyaya bakıldığında, savaşın kendisi değil, barış söylemlerinin başlı başına bir savaş sebebi olduğunu belirten Atlas şunları söyledi: "Savaş nedir? Siyasi çözümlerin olmadığı yerde bir şekilde yapılanarak girilen yoldur. Ama günümüzde birileri masaya oturuyor, barış diyor, barış için yürüyüşler yapıyor ve polis en son barış için yürüyen Barış Anneleri'nin üzerine saldırıyor. Yani artık günümüzde barış söyleminin kendisi savaş haline geldi. Kavramların birbirine girip anlaşılmaz olduğu korkunç bir hâl aldı. Birileri polislerin öldürülmesine, birileri de gerillaların öldürülmesine tepki vermesin, devlet tam da bunu istiyor işte. Atılan başlıklar yalnızca başlık olarak atılmıyor, bir algı yaratıyor. Yaşadığımız her şey böyle bir bellek oluşturuyor. Ve bu toplumsal belleğe baktığımızda ölümler karşısında; 'zaten teröristmiş', 'aman da devletin askeri polisiymiş' diye geçiştirmeyi öğrendik. Katliamları kimliklere ayırarak ölümlere alıştık. Ama bunların topyekûn bir şiddet olduğunu algıladığımız noktada duyarlılığımız artıyor."
(gc)

