Medya Örmek: Dilimi yaşatmak için yemin ettim

12:01

Derya Ceylan – Zehra Doğan / JINHA


AMED - 7 yaşından bu yana Türkçe konuşmayan ve açtığı derslikte çocuklara Kürtçe eğitim veren 14 yaşındaki Medya Örmek’in yaşamını konu alan “Kağıttan Kayıklar-Serhildan” filmine ilişkin konuşan filmin yönetmeni Murat Yaykın, anadilini yaşatmaya çalışan ve bunun için yemin eden azimli küçük bir kız çocuğunun yaşamını film yapmak kendisini çok duygulandırdığını belirtirken, Kürtçeyi konuşmanın kendisi için bir görev olduğunu söyleyen Medya Örmek ise, “Asimile edilerek yok edilmeye çalışılan dilimi yaşatmak için yemin ettim” dedi.


Gazeteci ve yönetmen Murat Yaykın’ın “Kağıttan kayıklar-Serhildan” filmi Amedliler tarafından büyük bir ilgiye izlendi. 14 yaşındaki Medya Örmek’in 7 yıl önce “Bu ülkeye barış gelene kadar Türkçe konuşmayacağım” diyerek Türkçe konuşmaya son verdiği hayatını konu alan filme ilişkin değerlendirmelerde bulunan yönetmen Murat Yaykın, “Amed’te çocukluk bu anlama geliyor. Medya, daha 7 yaşındayken böyle bir karar alıyor, Türkçe eğitim gördüğü okulda hiç sorun yaşamadan sınıfını geçiyor ve evinin üst katını Kürtçe ders vermek için dersliğe çevirip Kürt dilini yaşatmaya çalışıyor. Medya’nın yaşamı, iradeli duruşu örnek alınmaya değer” şeklinde konuştu. Kürtçeyi konuşmanın kendisi için bir görev olduğunu söyleyen Medya ise, “Asimile edilerek yok edilmeye çalışılan dilimi yaşatmak için yemin ettim. Bu topraklarda tek Kürtçe konuşan kişi ben olsam bile, yine de Kürtçe konuşacağım” dedi.


Dilimin asimile edilmesine izin vermeyeceğim’


Türkçe konuşmamasının nedenini Kürtlerin üzerindeki baskı ve asimilasyon olduğunu dile getiren Medya, “Türk devleti, Kürtleri yıllarca öldürdü, katletti. Fakat Kürtler yine de yaşama devam etti. Bu defa Türkler, Kürtlerin dilini asimile ederek onları yok etmeye çalıştı. Bu yüzden ben de kendime, tek Kürt bile ben kalsam, yine de Kürtçe konuşacağım, dilimi yaşatacağım sözünü verdim. Bu yüzden 7 yaşından bu yana hiç Türkçe konuşmadım. Okulda öğretmenlerimin Türkçe sorduğu soruya Kürtçe cevap verdim. Öğretmenlerim de zamanla buna alıştı” ifadelerini kaydetti. Kürtçeyi yaşatmak için elinden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğini söyleyen Medya, “Evimizin üst katında bir odayı dersliğe çevirdik. Orada 27 öğrenciye ücretsiz Kürtçe dersleri veriyorum. Bunu 7 yaşından beri yapıyorum. Kendi insanımın çocuklarına öldürülmeye çalışılan bir dili öğretmek benim için bir görev. Çünkü ben Kürdüm, Kürtçe biliyorum. Bu yüzden asimilasyona karşı durmak için bu görevi yerine getirecek güç var bende, görevimi yerine getiriyorum” diye konuştu.


Televizyon programları Kürtçe çizgi filmleri yayınlamalı’


Anadiliyle ilgili yaptığı çalışmalardan dolayı birçok uluslararası ödüle sahip olduğuna değinen Medya, “Ben bununla övünmüyorum. Hatta bu ödüller bana geldiğinde kafamda soru işaretleri uyanıyor. Farklı ülkelerden ezilen bir halka bir ödül geliyorsa, bunun nedeni, sizi zararsız görmeleri olabilir” şeklinde konuştu. “Anadilin yaşatılması için ailelere büyük görevler düşüyor” sözleriyle konuşmasını sürdüren Medya, ailelerin çocuklarına Kürtçeyi öğretirken, Kürtçeyi ikinci bir dil olarak görmemeleri gerektiğini vurgulayarak, “Bu her ailenin düştüğü hatadır. Çocuk Kürtçeyi yabancı bir dil olarak algılıyor. Oysa Kürtçe onun anadili. Onu yaşatmak için ilk öğrendiği dil Kürtçe olmalı. Buna TV programları da destek olmalı. Kürtçe çizgi filmler ve gençler için kaliteli sinema filmleri yayınlanmalı. Maalesef şu an böyle bir şey söz konusu bile değil. Buradan yetkililere sesleniyorum. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirsin” sözlerini ifade etti.


Medya’nın yaşamı beni çok heyecanlandırdı’


Medya’nın yaşamını konu alan filmin yapım aşamasını anlatan film yönetmeni Murat Yaykın, yıllar önce Amed’e belgesel fotoğraf atölye çalışmaları için geldiğini ve orada Mesut adında küçük bir çocukla tanıştığını söyledi. Murat, “Mesut benim beynime o kadar kazındı ki, İstanbul’a gidince onu bir türlü unutamadım. Bu yüzden bu küçük Kürt çocuğuyla irtibata geçtim. Onun çektiği fotoğraflarla ona sergi açmak istedim. O da çok sevindi ve bana birçok fotoğrafını yolladı. Bir süre sonra ondan hiç haber alamadım. Telefonu çalmıyordu. Amed’e geldiğimde onun öldüğünü duydum. Çok üzüldüm. Buradaki hayatlar, çocuklar bende çok büyük bir etki yarattı. Mesut’tan sonra, Medya’nın çalışmalarını dudum. Çok heyecanlandım. Böyle azimli küçük kız çocuğunun hayatını film yapmak istedim. O kadar içten ve sıcaktı ki, bana hayır demedi. Ailesi bana çok yardımcı oldu. Bu konuyu perdeye taşıyıncaya kadar beraber büyük emek verdik” dedi.


‘Kendi emeğimizle bir film yaptık’


Filmi yamak için bakanlıktan herhangi bir talebi olmadığını söyleyen Murat, “Bakanlıktan verilen destekler son derece problemli destekler. Bakanlık ilk filmin yapımı için güya destek adı altında verdiği yaklaşık para miktarı 200 bin lira, bu şimdilerde 250 bin liraya kadar çıktı. İlk iş senaryonuzu başvuru formunu doldurarak birlikte gönderiyorsunuz. Desteği alabilmeniz için senaryonuzun beğenilmesi gerekiyor. Gönderilen senaryoların hangi kriterlere göre seçildiği, doğru bir soru olacak. Orası muamma. Ayrıca seçilen filmlerin bir takım güçler tarafından iptal edildiğini de biliyoruz. Diyelim ki seçildi hemen sevinmeyin, çünkü başvuru formunda geri ödeme planı bölümünü doldurduğunuzu unutmayın. Ancak filminiz A sınıfı bir festivale katılmayı başardıysa ya da belli festivallerde ödül aldıysa verilen bu para desteğini geri ödemiyorsunuz. Tersi bir durumda bakanlık verdiği desteği geri çekiyor, yani aldığınız parayı geri ödemek zorunda kalıyorsunuz. Şunu da unutmayalım ki, sinema tarihinde hiçbir ödül almamış baş filmler var. Bu yüzden kendi emeğimizle bir film yapmak istedik” diyerek film aşamasında Ortadoğu Sinema Akademisi, Post Prodüksiyon’un kendisine yardım ettiğini söyledi.


‘Anadilimizin var olduğunu unutmamalıyız’


Kürtçe’nin yaşatılması için Medya ile beraber yıllardır çalıştığını söyleyen Filmde Mesut karakterini canlandıran Hezil Akbalık, “Kürtçe’in yaşatılması için çocuk bilincinin de önemi var. Kürtlerin içinde baba diye bir tanım yok. Baba bizde yabodur. Merdiven derencedir, Bunu unutmamız gerekiyor. Bunu şevke yapmalıyız. Başkalarının dilleri bizim için ikinci alternatif olmalı. Farklı dilleri öğrenmek için konuştuğumuz dil olmalı. Ama bizim kendi dilimiz var bunu unutmamalıyız. Kendi dilimiz tam olarak bilmeden farklı dilleri konuşmak anlamsız” şeklinde ifadelere yer verdi. Göç nedeniyle yıllar öne ailesinin Mardin’den Amed’e geldiğini ve kendisinin de Amed’in Suriçi semtinde doğduğunu söyleyen Hezil, “Ben şu an 17 yaşındayım. 17 yıldır bu şehirde çok ağır olaylara tanık oldum. Her köşe başında bir polis vardı. Bu polislerin bizi çocuklara yaklaşımını unutamam. Onların her gece bir evi basmasını da unutamam. Bu yüzden çok okumam gerektiğini biliyorum. Artık bu dönemde konuşarak, diyaloga geçerek anlaşmak gerek. Bunu tüm kalbimle yapacağım. Çok araştırıp çok okuyacağım” dedi.


(dc-zd/mg)