Savaşa karşı kadınlara vicdani ret çağrısı

09:00

Ceren Karlıdağ/ JINHA

İZMİR - Sayılı kadın vicdani retçilerden Pınar Demir, AKP'nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu savaş konseptine, iktidar medyasının savaş çığırtkanlığına, katledilen kadın gerillaların cansız bedenlerinin teşhir edilmesine ve yoksul ailelerin çocuklarının askere gitmesine karşı durmak için tüm kadınları vicdani retlerini açıklaması yönünde çağrıda bulundu.

Türkiye'de ilk kez 1989 yılında hayatımıza giren vicdani red, 2004 yılında da kadınların retlerini açıklamalarıyla farklı bir ivme kazandı. Kadınların askere gitmemelerine rağmen hızla vicdani retlerini açıklamaları ise kimi zaman eleştiri konusu oldu. Kadınların vicdani red eylemleri ise zorunlu askerliğin karşısında durmaktan fazlasını kapsıyordu. Çünkü kadınların asıl hedefi yalnızca belirli bir zaman aralığını kapsayan zorunlu askerliği değil, tüm yaşamı kuşatan erkek egemen militarist zihniyeti ortadan kaldırmaktı. Pınar Demir de, bu amaçla vicdani reddini açıklayan sayılı kadınlardan birisi. Pınar, AKP'nin savaş konseptini Emma Goldman'ın "Bütün savaşları, dövüşemeyecek kadar korkak olan bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır" sözleriyle tanımlıyor.

'Devlet asker canlarını kamu malı olarak görüyor'

"Zorunlu askerliğin hazin süreçleri ile karşılıyoruz" diyen Pınar, insanların zorunlu askerlik ile hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığını ve devlet tarafından yaşam haklarının ellerinden alındığını söyledi. AKP'nin kendi çocukları dışında herkesin çocuğunu feda etmeye hazırlandığı bu süreçte zorunlu askerliğin ortadan kalkması ve anayasal hak olarak tanınması gerektiğini savunan Pınar, "Çatışmalar başlamadan evvel de askerde infazlar, intihar süsü verilen şüpheli ölümler yaşandı. Fakat son dönemlerde yıllardır pek de duymadığımız bir çığlık yükseldi. 'Artık vatan sağolsun' demeyen asker aileleri ve askerden firar eden insanlar var. Bu da vicdani reddin hak olarak tanınması gerektiğinin en temel göstergesidir" dedi. Bu noktada insanların da vicdani red hakkını talep etmesi yani devlet için ölmeyi reddetmesi gerektiğini söyleyen Pınar, "Zorunlu askerlik demek devlet için feda olacak bir can demek ve bu süreçte devlet bu canları kamu malı olarak görmekten geri durmuyor, acımasızca kullanıyor" diye ifade etti.

'Kuşatılmış hayatlarımızı özgürleştirmeliyiz'
Özellikle kadınların vicdani red sürecinde aktif rol alması gerektiğini kaydeden Pınar, devletin her kadını potansiyel bir asker olarak gördüğünü ifade ediyor. Pınar, "Belki askere gitmiyoruz, devlet tarafından bir süre alıkoyulmuyoruz fakat hayat boyu askerliğimiz devam ediyor. Devlet erkek egemen militarist zihniyetiyle dört bir yanımızı kuşatıyor. Hayatlarımızı özgürleştirmek için devlet adına savaşmayı bırakmalı, elimize zorla verilen silahları reddetmeliyiz. Kadınlar barış için savaşmalı. Çünkü her şeyden öte, gerçek ve eski bir mücadele alanımız var" sözlerini ifade etti. İşkenceye maruz kalan, cansız bedeni devletçe teşhir edilen YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) son sözlerinin "Kadına kim el kaldırıyorsa o eli kırın" olduğunu hatırlatan Pınar, "Kuşatılmış hayatlarımızı özgürleştirmeliyiz. Doğduğumuz andan itibaren bedeni ve hayatı erkler tarafından kuşatılan bireyleriz. Ekin Wan'ın dediği gibi o eli ve kuşatmayı kırmalıyız" ifadelerinde bulundu.

'Kadınlar savaşa karşı vicdani retlerini açıklamalı'

Bu savaşta en çok canı yananların toplumsal yapı üzerinden bakıldığında anneler olduğunu söyleyen Pınar, "Evlatlarını askere gönderen annelerin çocukları bir anda tarafı olmadıkları bir savaşta ölüyor. Bu savaş onların savaşı değil" dedi. Annelerin, oğullarını askere göndermemeleri gerektiğini dile getiren Pınar , "Bunun yanı sıra tüm kadınlar topyekûn bir özgürlük mücadelesi için zorunlu askerliğe 'hayır' demeli ve savaşa karşı vicdani retlerini açıklamalı" diye konuştu.

(mg)