Göç İzleme Platformu: On binlerce insan savaşa sürükleniyor
13:38
JINHA
İSTANBUL - Marmara Göç İzleme Platformu Bileşenleri ve Göç Platformu Bileşenleri, Dersim ve Şırnak'ta yaşanan hak ihlallerini yerinde gözlemlemeleri sonucu oluşturduğu raporu açıkladı.
Marmara Göç İzleme Platformu bileşenleri ve Göç Platformu bileşenleri, Dersim ve Şırnak'ta yaşanan hak ihlallerini yerinde gözlemlemeleri sonucu oluşturduğu raporu deklare etmek üzere İHD İstanbul Şubesinde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Göç- Der'den Gülay Kılıçaslan, TOHAV'dan Ruhşen Doğan, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği'nden Nejat Taştan ve Dersim Dernekleri Federasyonu'ndan Hasan Şen katıldı. Heyet adına raporu açıklayan Gülay Kılıçaslan, "Türkiye'de 1987 -1994 yılları arasında yaklaşık 4 milyon insan yaşadıkları topraklardan, evlerinden, köylerinden zorla göç ettirilmişti. Son üç yıldır umutla devam eden çözüm süreci savaş politikalarıyla yok edilmek isteniyor. On binlerce insanın yaşamını yitirdiği savaş ortamına doğru yeniden sürükleniyor" dedi.
98 yer özel güvenlik bölgesi ilan edildi
Kürdistan'ın bazı ilçelerinden "geçici özel güvelik bölgesi" ilan edildiğini hatırlatan Gülay, bunun ardından hemen 2 heyet oluşturarak Dersim'e ve Şırnak'a gittiklerini aktardı. Dersim ve Şırnak'ta Valilikle görüşmek istediklerini fakat taleplerinin reddedildiğini aktaran Gülay, "Heyetlerimizin ziyareti esnasında 31 olan özel güvenlik bölgesi sayısı bugün itibariyle 98'e çıkmış olması önümüzdeki sürece dair olan kaygılarımız daha da arttırmıştır" dedi. Heyet olarak bölgelerde yaptıkları hukuki tespitlere değinen Gülay, "Geçici özel güvenlik bölgeleri uygulaması ile Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve anayasada güvence altına alınan seyahat özgürlüğü, mülkiyet,özel ve aile hayatı, konut dokunulmazlığı ihlal edilmektedir" diye belirtti.
'Dersim'de köy boşaltmalarının önü açılıyor'
Dersim gözlem heyetinin tespitlerini de aktaran Gülay, "Yasaklanan bölgelerin tamamının 1994 yılında boşaltılan ve çatışmasızlık süreciyle birlikte geri dönüşlerin yapıldığı yerleşim yerleri olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla bu yasaklar ve başlayan çatışmalı süreç yeni köy boşaltmalarının önünü açmaktadır" dedi. Köy boşaltmaları yeniden gündeme geldiğinde köylülerin yaylalarından vazgeçmeyerek 90'lı yılları yeniden yaşatmayacaklarını tespit ettiklerini söyleyen Gülay, Valiliğin köylülere de alternatif bir bölge göstermediğini söyleyerek, yapılan uygulamaların hayvancılığı da engellediğini vurguladı.
'Silahlar sussun müzakere başlasın'
Şırnak gözlem heyetinin tespitlerini de açıklayan Gülay, Güleşli Köyü'nün geçici özel güvenlik bölgesi kapsamında boşaltıldığını, özel güvenlik bölgelerinde uyarıcı lehvaların olmadığını bunun yaşam hakkı ihlaline varan sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Heyet olarak yaptıkları gözlemler sonucunda önerilerini söyleyen Gülay şunları kaydetti: "Kürt sorunun demokratik çözümü mümkündür. Bu nedenle silahları susturmaya, müzakerelere çağırıyoruz. Geçici özel güvenlik bölgesi ilan kararları derhal kaldırılmalıdır. Köy boşaltmaları kabul edilemez, bunların durması gerekiyor. Yerleşim yeri ve sivillere açık olmayan alanlarda ilan edilen güvenlik bölgeleri çevresine uyarıcı lehvalar konulmalıdır. Geçici özel güvenlik bölgeleri ile ilgili kararla il genel meclisi onayına sunulmalıdır" dedi.
Gülay'ın konuşmasının ardından söz alan ve Dersim Dernekleri Federasyonu'ndan Hasan Şen, "Her askeri operasyonun ardından orman yangınları başlıyor. Biz ne olursa olsun 94 yılını yaşamayacağız. Topraklarımızdan vazgeçmeyeceğiz" dedi.
Yapılan konuşmaların ardından toplantı sona erdi.
Diyarbakır'da da rapor açıklandı
Göç platformu içinde yer alan Amed Göç-Der tarafından da yapılan gözlem raporu açıklandı. Raporu Göç-Der binasında düzenlenen basın toplantısında Eşbaşkan Fatma Esmer okudu. Fatma, Kürt sorununun demokratik çözümü için son üç yıldır yürütülmekte olan müzakere sürecinin kesilmesi ve tekrar çatışmalı ortamın başlaması ile eski güvenlik politikalarının yeniden uygulamaya konulduğunu belirterek, çözüm süreci boyunca Türkiye halklarına verilen barış umudunun savaş politikaları ile yok edildiğini belirtti. Fatma, Türkiye'nin hızla milyonlarca insanın zorla yerinden edildiği, binlerce faili meçhul cinayetin işlendiği, on binlerce insanın yaşamını yitirdiği savaş ortamına doğru yeniden sürüklendiğine vurgu yaptı.
(ödk/dc/fk)
