Kayıp yakınları: Bu kanın sorumlusu parlamentodur
14:02
JINHA
HABER MERKEZİ - Kayıp yakınları, Batman, Şırnak ve Diyarbakır'da adalet talebini yineleyerek, "Bütün dünya savaşın çare olmadığı anladı. 30 yılda 40 bin insan yaşamını yitirdi, yetmez mi? Türkiye parlamentosu bu kanın sorumlusudur" dedi.
BATMAN
İHD Batman Şubesi ve kayıp yakınları 341. haftada İnsan Hakları Anıtı önünde adalet talebini yineledi. Eyleme HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, DBP'li ill ve ilçe yöneticileri, KURDİ-DER temsilcileri de katıldı. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde konuşan Ayşe Acar Başaran, milletvekili olarak değil kayıp yakını olarak eyleme katıldığını belirterek, "Savaşın nasıl etki ettiğini, nasıl kavurucu bir şey olduğunu bir kez daha ifade etmek için buradayım. 40 yıldır devam eden bir savaş var. Bu 40 yıllık savaşta her gelen iktidar 'bitireceğiz, yok edeceğiz, sonunu getireceğiz' dediler ama tüm dünya örneklerinde görüldüğü gibi bu şekilde çözülebilecek bir sorun değildi. Ben bu savaşta 22 yıl önce babamı kaybettim ve bugün kin, öfke, nefret duymadan gelin bu işi müzakere ile oturup masada çözelim diyenlerden biriyim" dedi.
Savaşta bedel verenlerin bir araya gelip çözümden ve barıştan yana olduklarını haykırmalarıyla çözüm olabileceğini belirten Ayşe, polis ve asker ailelerine seslenerek, "Bende bu savaşta kayıp veren biriyim, siz de artık bu hükümete, Erdoğan'a bu savaşın sizin savaşınız olmadığını yüksek bir sesle haykırmak durumundasınız. Birilerinin iktidar ve koltuk hırsı için 3 yaşından 70 yaşına kadar insanlarımızı kaybediyoruz. Bu savaş Erdoğan'ın kirli savaşı ve koltuk savaşıdır. Bir dahaki Cumartesi eyleminde onlarda buraya gelsin bizim gibi haykırsın. Bu tuzu kurulara bir cevap vermemiz gerekiyor" dedi.
'Barış halkların en büyük ve en değerli bayramıdır'
Ardından İHD adına açıklamayı yapan Mesut Aydın, "Siviliyle, askeri, polisi gerillasıyla ölenler biziz. Bu coğrafyanın çocukları ve halklardır. Savaş isteyen kim olursa olsun lanetlenmelidir. Barış halkların en büyük ve en değerli bayramıdır" dedi. Mesut onurlu bir barış gelene kadar insan hakları savunucuları olarak mücadele edeceklerini belirterek, "Halkları savaşa sürükleyen iktidarın barıştan ve insani değerlerden uzak bu politikasına karşı duralım, teşhir edelim" ifadelerinde bulundu.
DİYARBAKIR
İHD ve kayıp yakınların "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" sloganı ile her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 341'incisi Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Kayıp fotoğraflarının taşındığı eyleme, İHD Diyarbakır Şubesi yönetici ve üyeleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kayıp yakınları ile insan hakları aktivistleri katıldı. Eylemde, 1993 yılında Şırnak'ın Cizre ilçesinde evinde düzenlenen asker baskınında gözaltına alınan ve gözaltında katledilen Hacı Sancak'ın faillerinin yargı önüne çıkarılıp, cezalandırılmaları talep edildi.
'Bir ayda onlarca can gitti'
Oturma eylemi öncesi konuşma yapan İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, çatışmalı sürecin yarattığı gerilime ve insan hakları ihlallerine dikkat çekti. Siyasal iktidarın geliştirdiği çatışmacı politikanın toplumsal yaşamda tahribata yol açtığını ifade eden Raci, "Sadece bir ay içersinde onlarca can gitti. İnsanların evleri yakıldı, tarandı. Bu gidişat hiç iyi değil" diye belirtti.
'Cenazelere uygulananlar kabul edilemez'
Artan çatışmalı ortam içersinde, evrensel insan haklarının ihlal edildiğine dikkat çeken Raci, "Öldürüyorsunuz, sonra cesedini çırılçıplak soyup teşhir ediyorsunuz. Öldürüyorsunuz, sonra ayağınızı kafalarının üstüne basıp poz veriyorsunuz. Bunu kalkıp sosyal medyada gösteriyorsunuz" dedi. Raci, gerilla cenazelerine yönelik uygulanan işkence ve kötü muamelenin kabul edilebilir olmadığını ve uluslar arası insan hakları belgelerinde bunun suç olduğuna işaret etti.
'Gücünüzü savaş için değil barış için gösterin'
PKK Lideri Abdullah Öcalan ile bir an önce görüşmelerin başlaması gerektiğini kaydeden Raci, "Gözaltı ve tutuklamalar yapabilirsiniz, ev ve işyerlerini tarayıp yakabilirsiniz, seçilmiş insanları tutuklayabilirsiniz, sınır ötesi operasyonlarıyla infazlar yapabilirsiniz. Bunlar çok kolay. Savaş yapmak hiç zor değil. Ama devletin kudretini savaş ve çatışmalar için değil, gösterebiliyorsanız barış için gösterin. Biz insan hakları savunucuları, her iki tarafa da çağrılarda bulunuyor ve silahları susturmaya davet ediyoruz. Hükümet bir an önce diyalog ve müzakereleri yeniden başlatmalı. Sayın Öcalan ile görüşmelerin başlatılması gerekiyor" diye konuştu.
Bilici'nin konuşması ardından İHD Diyarbakır Şube Yöneticisi ve Kayıp Komisyonu Üyesi Abdullah Zeytun, 1993 yılında Şırnak'ın Cizre ilçesinde gözaltında katledilen Hacı Sancak'ın hikayesini anlattı. Abdullah Zeytun şunları belirtti: "Askerlerin gözaltında işkence ile infaz ettiği Hacı Sancak'ın eşi Halime Sancak'ın 02.04.2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Savcılığında, olay ile ilgili şu beyanlarda bulunmuştur.
'3 Ekim 1993 tarihinde sabah erken saatlerde Cizre Nur Mahallesinde bulunan evimize askerler tarafından baskın yapıldı. Askerlerin bir kısmı evde arama yaparken, komutan eşime "Hacı Sancak sen misin" dedi. Eşim evet deyip kimliğini verdi. Evin önünde 3 panzer bekliyordu. Eşimin koluna girip alıp götürdüler. Kızım 'Babamı nereye götürüyorsunuz' diye sorunca, askerler 'senin baban teröristtir' deyip kızımı dipçikle vurdular. Eşimin götürülmesinden sonra Kaynım Halit bize gelip, eşimin Şırnak Tugay komutanlığında gözaltında olduğunu söyledi. Bir gün sonra Kaynım Halit, Şırnak'a gidip eşimi sordu. Ancak Osman Demir, bizi arayarak cenazemizi almaya gelmemizi söylediler. Kaynım, eşimin cesedini aldı ve eşimin yoğun işkence gördüğünü kaburgalarının kırık olduğunu söyledi. Hacı Sancak isimli başka bir akrabamız eşimle isim benzerliğinden gözaltındaydı. Serbest bırakıldıktan sonra bize söyledi. Eşimin işkence gördüğünü, ellerinden asılı şekilde gördüğünü söyledi. Şikayette bulunduk ancak bir sonuç çıkmadı."
Yapılan konuşmaların ardından Hacı Sancak ve tüm kayıpların anısına 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.
ŞIRNAK
Şırnak'ın Cizre ilçesinde, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" şiarıyla eylem düzenleyen Dayikê Şemiyê, 348'inci eylemlerini Sanat Sokağı'nda yaptı. Kurum temsilcilerinin de destek verdiği eylemde "kayıplar albümü" ve gözaltına kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı. Eylemde, 1993'te asker ve korucu başı Kamil Atak tarafından katledilen Ali Karagöz'ün öyküsü anlatıldı. Abdulkerim Pusat, Ali Karagöz'ün evine baskın yapılarak gözaltına alındığını ve kendisinden bir daha haber alınamadığını söyleyerek, Ali Karagöz'ün ailesinin durumu öğrenmek amacıyla başvurduğu savcının, "Siz başıma bela oldunuz gidin evinize" yanıtını aldığını aktardı.
Ali Karagöz'ün eşi Ayşe Karagöz'ün Kamil Atak tarafından "Git evine yoksa ben seni de öldüreceğim" tehdidi aldığını söyleyen Abdulkerim, 40 yıldır süren savaşta binlerce insanın anlamlı bir yaşam için yaşamlarını yitirdiğini, şimdi savaşın son bulması ve barışın sağlanması talebinin daha güçlü dile getirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Abdulkerim, "Bütün dünya savaşın çare olmadığı anladı. 30 yılda 40 bin insan yaşamını yitirdi, yetmez mi? Türkiye parlamentosu bu kanın sorumlusudur" dedi.
Yapılan konuşmanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi düzenlendi.
(za-ma/gc)
